Hasan Aksay

Hasan Aksay

Önemli bir adalet kapısı açıldı

Önemli bir adalet kapısı açıldı

Ecdat ve değerlerimize düşmanlık; toplumumuzun ahlakını, “Mahalle baskısı” diye, karşı çıkılması gereken bir baskı gibi yorumlayarak telkin ve tahrif eden; inancımızı ve değerlerimizi aşağılama gayretine giren, ruh yapımızı tahrip gayesi güden düşman elinin, insani, manevi, hukuki hakları yok etmeye yönelik saldırıları, “Sen başını böyle örteceksin”; “Sen başını böyle örtemezsin” müdahalesinin sembolü darağaçları; İslam inancını ret etmeyi kabul ettirmek için Bilal-i Habeşi’ye yapılan Cahiliye zulmü gibi, “İkna Odası” işkenceleri tarihte kalıyor. Ümmetin toptan uyanışıyla da Ebu Gureyp’ler, Guantanamo’lar da İslamofobia ile birlikte ve aynı şekilde acı bir ibret olarak kalacaktır. Tarihin sözü, özet olarak tek cümledir: İnsanlar! Hakkı, ahlakı, hukuku hakim kılmak için imanla çalışırsanız, asr-ı saadet sizi bekliyor; çalışmazsanız, haksızlık, ahlaksızlık, zulüm batağında boğulursunuz.

Şimdi devletimiz, Kamu Denetçiliği ile, “Kul kusursuz olmaz. Yanlış varsa, gelin konuşalım. Çekişerek değil, konuşarak halledelim” diyor. Kamu kurumlarına dönük bu güzel başlangıcın arkasından beklediğim, her meselemizi konuşarak, danışarak çözmektir. Bunun için İslami değerlerimiz yeterlidir. Gereken imanla, büyüğünü bilen, hakka rıza gösteren, “Başın yok mu?” denince yoklayan olmaktır. Danışabilsek, aile büyükleri çözer. Günde 285 boşanma olmaz. Ailede, köyde, kasabada danışacak insan vardır, olacaktır.
Kamu Denetçiliği Kurumumuz, idarenin yanlış tutumundan doğan her türlü engeli halkın önünden kaldırmak için, geçen cuma kapılarını açtı. Hayırlı mübarek olsun.
Her işte başlangıcın, yapılanma, birikmiş şikayetler ve yenilik gibi ek zorlukları vardır. Ancak güzel hizmetlerin doğurduğu ferahlık, zorluğu başarıya çevirir. Başdenetçi Sayın Nihat Ömeroğlu’nun ehliyet ve şahsiyeti de önemli bir imkandır. Kendilerine ve ekibine üstün başarılar diliyorum.

Konuya, Osmanlı’dan bir sayfayla girerek ümitlerimizi tazeleyelim:
Kanuni devrinde İstanbul’da 15 sene İngiltere sefirliği yapmış bir kimse hatırasında, (Bir Sefirin Hatıraları-Serdengeçti Yayınları) “Koca İstanbul’da, bir senede zabıtaya intikal eden hadise sadece on iki. Ve bunun 9’u karakolda hallediliyor. Adliyeye yalnız üç dava intikal ediyor”. Bu dava azlığı ve uzlaşma İslam ahlakının meyvesidir. Kur’an-ı Kerim medeniyetidir. Sıkıntı, milletin ahlakını tahrip için çarşaf-çarşaf ilanlarla, “Bedenin senin. Sokağa çık” türü, Batı ahlakını hakim kılma ikliminin baskınlığından doğmaktadır.   
Adaletin kapısı herkese açık görünürse de giderek, avukatlar vasıtasıyla ve onlar arada olmak şartıyla açılır duruma gelmiştir. Aracıyla hak aramak, kendi aramaktan elbette farklıdır. Hadise, adeta gerçek yapısından çıkıp, kanun kalıplarına dökülüp değişmektedir. Sorun sahibi değil, dava kazanmakla görevli avukat dillendiriyor. Dava, kazanma iradesi ve savaşına dönüşüyor.

Bu farklılık, ihtilafı büyütüyor, davayı uzatıyor. Bir de görevini yanlış anlayan bir Hakim, Sayın Avukat Zübeyde Kamalak’ı, başörtülü diye duruşmadan çıkarınca, geciken adalet, adalet olmaktan hepten çıkıyor. Avukatla hak aramanın mahsurlarından üçü: 1) Pahalıdır. 2) Haksız ve güçlü taraf, davayı uzatma imkanı buluyor. 3) Hak, davanın tek etkeni olması gerekirken, avukat haklılık dışında bir ağırlık kazanıyor. Bu sıkıntılardan kurtulmanın tek çaresi İslam ahlakıyla toplum hayatıdır.  

Ümit edelim, yardımcı olmak için gayret edelim de, Kamu Denetçiliği, güzel bir tatbikatla, eski uzlaşma ahlakımıza dönüş için önemli bir imkan olsun. “Bugün, on lira fazla kazanacağını bilen ve karşısındakinin bir gözünün çıkması için kendi iki gözünün çıkmasına razı olanlar çoğunlukta. Uzlaşma olmaz” diyen olacaktır. Ümmet için yanlıştır. İslam kıyamete kadar bakidir. Hakem doğru anlatabilirse, Müslümanlar Hak’ta uzlaşır. Afta, kardeşlikte buluşur. Müslümanların, kendi aralarında uzlaşıyı gerçekleştirmesi dünyanın dörtte birini kurtarır. Zaten gidişat gösteriyor ki, karşılıklı rıza, temel insan haklarına aykırı olmamak şartıyla her ülkede, bugün değilse yarın hukuka esas olacaktır. “Zaten hukukun esası bu değil mi?” diyecekler haklıdır da, Siyonist, Komünist, Budist, Hıristiyan, Hindu fanatiklerinin ve Esat gibi çıkarcı diktatörlerin, İslam’ın yüce değerleri karşısında ciddi bir aşağılık kompleksiyle hukuk tanımadıkları da gerçektir. Müslümanların, Hakkı tutanların gayret ve birliği gerekiyor. Bu gerçekleşinceye kadar, ağır imtihan devam edecektir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Hasan Aksay Arşivi