Yavuz Bahadıroğlu

Yavuz Bahadıroğlu

Yeniden inşa ve ihya için ne yapmamız lâzım?

Yeniden inşa ve ihya için ne yapmamız lâzım?

Bir röportaj sırasında “Yavuz Bahadıroğlu kimdir?” diye sorulunca, şöyle bir cevap vermiştim:

“Hz. Ebubekir kadar fedakâr, Hz. Ömer kadar âdil, Hz. Hamza kadar sert, ama mert; Hz. Osman kadar mülayim; Hz. Âli kadar cesur; Mevlâna kadar âşık; Yunus kadar karmaşık; Gazali kadar âlim; Bediüzzaman kadar minnetsiz; Evliya Çelebi kadar gezgin, Sadi kadar hayalperest, Nasreddin Hoca kadar komik olmak isteyen biri…”
Çünkü eskilerimiz bu isimlerden hız ve ilham alır, bu isimler gibi yaşamaya çalışırdı.
Erkekler erkek sahabelere, kadınlar kadın önderlere benzemeye çalışırdı…
Osmanlı kadınının örnek aldığı kadınlardan biri, yaradılış sürecinin ilk kadını, sabrın ve direncin timsali Hz. Havva idi: Tamamen yabancısı olduğu bir dünyada, duyguları sayesinde hayatta kalabilen Hz. Havva’dan her şart altında ayakta kalmayı öğrenirlerdi… Bu bağlamda her kadın bir Havva’ya dönüşür, varlığını ve ailesini savunurdu. Bu duruş “Osmanlı kadını” deyip hâlâ saygıyla andığımız kadın tipini inşa etti.
İkincisi, Hz. Hacer’di: Hacer, çölde yalnızlaştırıldığı demde umudunu yitirmeden su aramaya çıkan ve bu canhıraş çabası Zemzem’le ödüllendirilen kadındı…
Osmanlı kadını, hayata Hacer’ce yaklaşır, pes etmeyi, vazgeçmeyi bilmezdi.
Üçüncü örnek, Firavun’un sarayında Hz. Musa’yı büyüten aklın ve iradenin timsali Hz. Asiye idi…
Hz. Asiye, Firavun gibi kuşkucu birinden kaynaklanan tüm zorlukların üstesinden gelmiş, aklı ve zekâsıyla sorunları aşıp bir büyük Peygamber’e “annelik” etmişti… Her Osmanlı kadını Asiye gibi olmak ister, o örneğin ışığında ailesine yönelik tüm saldırıları püskürtmeyi başarırdı…
Üçüncü örnek Hz. Meryem’di: Horlanıp dışlanmasına rağmen, oğlunu doğurup büyütmüş, “anne” kimliğiyle tüm hayata meydan okumuştu. Osmanlı kadını da, yeri geldiğinde tüm hayata meydan okur, bir anda Meryemleşip tüm tehdit ve tehlikeleri göğüslerdi…
Dördüncü örnek Hz. Hatice idi: Efendimiz’in Peygamberliğini ilk o öğrenmiş, ilk o tabi olmuş, maddi-mânevi tüm varlığını Peygamber-i âlişan’ın emrine tereddütsüz tahsis etmiş, bu teslimiyeti ve kararlılığıyla da Allah’ın selâmına mazhar olmuştu…
Efendimiz, ondan şöyle bahsediyor: “Bütün insanlar beni yalanlarken, o beni tasdîk etti; insanlar benden kaçarken, o beni malı ile destekledi...”
Kız çocuklarının “ihtiyaç fazlası” sayılarak diri diri toprağa gömüldüğü bir dünyada, Hz. Hatice âşık olduğu erkekle evlenme iradesini gösteriyor…
O devirde, evlilik gibi, kuralları son derece belirgin bir konuda “kadın iradesi”yle şartları zorlamak, toplumun hışmına uğramaya sebepti. Bunu göze aldı ve bu uğurda toplumun yerleşik düzeniyle savaştı.  
Hz. Hatice Validemiz’in bu tavrı, erkek egemen bir dünya düzenine derin ve anlamlı bir meydan okuyuştu; bu bakımdan, sadece Müslümanlığıyla değil, meydan okuyan kadınlığıyla da Osmanlı kadınına örnek ve önder oldu.
Ve Hz. Ayşe: Erkeklerin iftirasına (meşhur IFK Olayı) uğrayıp herkes tarafından terk edildiği dönemde bile dimdik ayakta kalabilmişti.
Örneklerimiz bunlardı. Bunları örnek alırken, aileler “doğru insan” yetiştirirdi. Sonra ne olduysa oldu, Batılılaşma rüzgârı, Tanzimat sürecinde fırtınaya dönüştü: Erkeğimiz kadınımızla savrulurken, örneklerimizden de koptuk. Müthiş bir boşluk ve loşluk oluştu. Terör ve uyuşturucu başta olmak üzere, her türlü olumsuzluk o boşluğa yerleşti.
Kalıcı örneklerimize yeniden dönmemiz ve kendimizi o eksende tekrar inşa etmemiz gerekiyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yavuz Bahadıroğlu Arşivi