Hasan Aksay

Hasan Aksay

Mısırlı kardeşlerime teşekkür ve bir istişare

Mısırlı kardeşlerime teşekkür ve bir istişare

Muhammed Mursi kardeşimiz, Allah’ın yardımıyla bir sene gibi kısa bir zamanda, milletin emanetine liyakatini göstermiş, fevkalade şartlar içerisinde gelmiş olmasına rağmen, gerek dış politika ve gerekse millete hizmette önemli hizmetler başarmıştır. Cumhurbaşkanlığının üçüncü ayında, Tahrir meydanında millete verdiği hesap, bu başarıyı hadiselerle tescil etmiş, inkarına imkan bırakmamıştır.  

İlk defa, adil seçimlerle demokrasiye geçen bir ülkede, büyük çoğunlukla seçilen Mursi’ye karşı yapılan, dış destekli bu darbenin, akli ve hukuki bir zemini yoktur. Haçlı seferlerinin yeni adı İslamofobianın, İslam’a karşı kalkıştığı yeni bir saldırı ve sömürgeleştirme gayretidir. Mursi’ye zaman verilirse, daha güçlenecek, kendi çıkarları zarar görecek diye korktular. Şaşırdılar, Asırların İslam ülkesinde, Müslüman’ı indirip, darbe krallığına Hıristiyan seçtiler. Darbe, maskesini düşüren böyle yanlış yapar mı?  
Bu garip hal, sözde demokrat Batı’yı kekeme yaptı. Darbeye, “Darbe” diyemiyor. Aslında, darbe kralının Hıristiyanlığı da etikette. Aslında Sabataist, Yahudi deniyor?
Batı’nın darbe Planı, Türkiye’de Gezi Parkı ile başladı. Allah’a şükür hezimete uğradı. Mısır darbesi de, inşallah ters dönecek. Şimdiden üç önemli netice doğdu:
1) Ne Erdoğan, ne Mursi, çoğu darbede olduğu gibi şapkasını alıp kaçmadı. Millet irade ve izzetini sokakta, sahipsiz bırakmadılar. İşgale karşı durdular. Hakka ve millete dayanarak, siyasete ahlakı hakim kılacak imani bir direniş gösterdiler.
2) Mısır halkı, Mursi’yi seçmekle, yaptığı işin ne kadar isabetli ve önemli olduğunu gördü. Günlerdir Rabiatü’l Adeviye’de, silahsız, terörsüz, yakmadan, yıkmadan Hak davasını dünyaya karşı sürdürmektedir. 84 şehidin, 53’ü sabah namazında şehit edildi. Şehit kanı, milletin asaletini diriltir. Mursi ve Mısır halkının şanlı direnişi, inşallah, ümmetin uyanış ve vahdetinde önemli bir merhale olacaktır.
3) Doğru karar tecrübeden doğar. Müslüman, devletinin güçlü zamanında Tebaa-i Sadıka diye bağrına bastığı kimselerin gerçek hüviyetini, ancak böyle kara günde görüp, tecrübe edebiliyor. Özellikle bu tecrübeye, kör bakmamak gerekir.
 Osmanlı’nın yenilgisiyle geçen asır, Müslümanlar, bütün dünyada ağır bedeller ödedi ve ödüyorlar. Müslümanların bu bedel ödemeleri, Hac ve umrede olduğu gibi, sınır, dil ve renk engellerini aşarak ümmet vahdetine erdiğimiz zaman sona erecek ve Allah’ın rahmetiyle, İslam’ın güzelliklerini, dünyaya yansıtma imkanı bulunacaktır.

İSTİŞARE ETMEK İSTEDİĞİM KONU:

Çıkar dünyası, İslam’a karşı, siyaseti, medyası, ekonomisi, yalanı, iftirası ve “Müslüman’ım” diyen münafıklarla birleşip savaşıyor. ABD’nin Irak işgali, iftiraya dayandı. Srebrenitsa’da, Müslümanları koruyacak BM askerleri de, İnsan Hakları Mahkemesi de soykırıma destek oldu. Çıkarcılar, çıkarlarında buluşuyor.
Ümmet şuuru ameliyatla alınan İslam dünyası, cildi bozulmuş kitap sayfaları gibi paramparça. Bazıları ise zihnen çıkarcı olmuş, Hem, “Müslüman’ım” diyor, hem de beş para etmez oyun ve oyalanma imkanları uğruna İslam düşmanlığı yapıyor.
Irak ve Srebrenitsa’da oynanan insanlık dışı vahşetin bir çeşiti üç yıldır Suriye’de yaşanıyor. Şimdi de “Gezi Parkı” diye Türkiye’de; Sisi darbesiyle Mısır’da. Türkiye ilk taarruzu def etti. Mısır, Rabiatü’l Adeviye merkezli şanlı direnişiyle devam ediyor.
Buradaki büyük yanlış, çıkarcı dünya toptan, İslam’a karşı düşmanlığı besliyor, Müslüman ülkelerini yalnızlığa itip saldırıyor. Affedilmez hatamız, Allah’ın lütfüyle kardeşlik nimeti gibi, eşsiz bir nimete sahip kıldığı Müslüman’ın düştüğü yalnızlıktır.
Şimdi, ümmet kardeşliğini, bütünlüğünü, hayata geçirme zamanıdır. Demir tavında dövülür. Suriye ve birçok İslam ülkesinde oluk oluk akan şehit kanlarının üzerine, Rabiatü’l Adeviye şehitlerimizin, sabah namazı şehitlerimizin çağrısı, ümmetin birliği; iyiler birliğidir.
HAK ŞUUR VE İMANINDA BİRLİK hareketi, sivil başlamalı, başı boş olmamalıdır. İsabetli ve sınırlı çağrılarla evrensel bir Hak cephesi doğurmalıdır. Hak cephesi, adil ve sağlıklı bir barışın, huzurlu bir hayatın ruhu ve gücüdür.
Uzun zamandır insanlık, dünyanın birçok yerinde zulmü protesto ediyor. Bunların en güçlüsü, Bush, Irak’a saldırmadan önce bütün dünya meydanlarında aynı gün yapıldı. Simdi, Irak, Suriye, Gezi Parkı ve Mısır darbe zulmüne karşı oldu, oluyor. Yararı büyük. Yeterli değil. Hak cephesinden beklenen fiilen etkin bir güç olmasıdır. Nasıl:
1) Mazluma sözden öte, kaba kuvvete sapmadan, şuurla, fiilen destek verecek.
2) Haklıya destek vermek isteyip de fırsat bulamayana imkan doğuracak. ÖRNEK:
A) Mısır’da ki darbe zulmüne destek veren Müslümanları, ümmetçe ikaz etmeliyiz. Bunun için bütün dünyadan görülebilecek bir aksiyon gerekir. Örneğin, Kasım 2013 ayında yapacağınız umre ibadetinizi, ya öne almak veya ertelemek suretiyle bir ay süreyle umreye gitmemek suretiyle, darbe destekçisi Suudi Krallığını, ümmet olarak ikaz etmek.
B) Suriye’de Esat zulmünün desteği İran’ı ikaz için, 1 Eylül 2013’den, 1 Mart 2014’e kadar 6 ay, ümmet ve vahşet karşıtı insanlıktan, İran menşeli otomobil almamasını; İran otomobil acentelerinin, satışlarını tam durdurup, mesela, “ikinci el araba ticareti” gibi başka hizmete geçerlerse, destek olunması çağrısı da yapılabilir. Nasıl olmalı:
1) Bütün çağrılar, örneklerdeki gibi sınırlı, ilkleri daha da sınırlı olmalıdır.
2) İlk çağrılar, inancı gereği Hak’tan haberdar olması gerekenleri ikaz etmeli ve herkese, “Hak var!” demeli. Alınacak netice, görülür olmalı; gürültüde kaybolmamalı.
3) Bu çağrılar, herkesin ayak üstü yapacağı bir şey değil, ümmeti ifade eden önemli konu ve çözümlerle, Yusuf El-Karadavi gibi değerli, tanınan imzalarla yapılmalıdır.
4) İki örnekte olduğu gibi, her çağrı, hadiseye göre düşünülüp şekillenmelidir.
İkazdan anlamayan zalim, arkadan genişleyerek gelecek insanlık ambargosunu anlamak zorunda kalacaktır. Vicdan ambargosunun davet edeceği Hakkın darbesi, zalimin terbiyesi, savaşsız barışın iklimini doğuracaktır. Allah yardımcımızdır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Hasan Aksay Arşivi