Ersoy Dede

Ersoy Dede

Murat Menteş yok hükmündedir

Murat Menteş yok hükmündedir

Gezi İşgali sırasında, gezicilere verdiği destek nedeniyle, Ahmet Kekeç’in tabiriyle “hayal kırıklığı” haline dönüşmüştü Menteş. O süreçte, verilecek bir “Ayşe Arman Mülakatı” bunu taçlandıracaktı. Kendisi de bunu bildiği için, söyleşi notları arasına; “şimdi size bu röportajı verdiğim için de kulp takacaklar” demiş..  Kimsenin sana bir şey takacağı yok, rahat ol. Sadece birbirimizi kandırmayalım. Benim derdim bu..

Şimdi biz burada, bazı isimler verip, ne söylerken ne söylemek istediklerini ifşa edince birileri “hedef gösteriyor” ya da “meslektaşlarını ispiyonluyor” falan diyor. Birincisi, kim ne derse desin, çok da önemli değil. İkincisi, bir kurumu kurumsal tavrı nedeniyle eleştirmek ile bir kişiyi kişisel tavrı nedeniyle eleştirmek arasında ne fark olduğunu bana söyleyebilir misiniz? Murat Menteş’in gazetesinin duruşunu eleştirip; “Mehmet Ali Alabora aslında tertemiz insandır” derken, bunu da Hürriyet Gazetesi’ne ve bizzat Ayşe Arman’a söylerken sorun yok. Ama biz üzerine hiç yorum yapmadan, sadece bu resmi ortaya koyduğumuzda; “hedef” gösteriyoruz.. Pes.. Dahası şunu da ifade edeyim. Nasıl bir sinema eleştirmeni, uzun uzun anlattığı filmin sonunda özetle; “bu filmi izlemenizi tavsiye etmiyoruz şu şu nedenlerden dolayı” diyorsa biz de; “bu yazarı okumanızı tavsiye etmiyoruz şu şu nedenlerden dolayı” deriz.. Sorusu olan?..

SEVİNÇ VERİCİ SÜREÇ

İki söyleşisi var Murat Menteş’in haftasonunda.. İkisi de Doğan Grubu’nda.. Biri Radikal, diğeri malum Hürriyet.. Radikal’dekinde diyor ki; “…Miraç Kandili kutlaması, iftar sofraları, resitaller, şarkılar, Gezi kitaplığı… Cumhuriyet tarihinin en güzel fotoğraf albümlerinden birini oluşturdu. Hükümetin bu sivil, espritüel ve sevinç verici sürece iştirak etmesini beklerdim…” Aslında yoruma yer bırakmayacak kadar açık ve net saçmalamış. Ama yine de biz atladıysa diye, o Cumhuriyet tarihinin en güzel fotoğraf albümünden bir hatırlatma yapalım.. Menteş kardeş, o sevimli atmosferde, özel ve kamuya ait 589 araç yakıldı, aralarında işyeri, parti ve kamu binalarının da yer aldığı 409 bina tahrip edildi.. Sivil vatandaşların arabaları, dükkanları param parça edildi.. Gezi’ye gitmedin (anlaşılıyor ki) olayların yaşandığı günlerde. Zira gitseydin, Beşiktaş’tan Taksim’e kadar kaldırım taşlarının söküldüğünü görürdün..

NASIL İŞTİRAK ETSEYDİ?

Hükümet acaba, bu sivil (!), espritüel (!) ve sevinç verici (!) sürece, hangi aşamada iştirak edecekti?. Dolmabahçe’deki Başbakanlık çalışma ofisine giden grup için kapıları açarak mı iştirak etseydi ya da polisi kovalayan iş makinesini kullanmak için kepçe operatörü mü tahsis etseydi?.. Ankara’da üst geçide çıkıp koca koca kayaları insanların başına yuvarlayan “esprili” gençleri gördün değil mi? Hükümet sürece iştirak ederek acaba o taşları üst geçide çıkarmalarına yardım mı etseydi?..

REFAHLI GENÇLER VE GEZİ

Ayşe Arman mülakatında da akıllara durgunluk verecek bir benzetme yapmış Murat Menteş;  “..Gezi eylemcilerini, 1994 seçimleri öncesindeki Refah Partili gençlere benzetiyorum...”.. İnandıkları değerlerle dalga geçildiği, oy verdikleri partileri kapatıldığı, kardeşleri eşleri okullara, iş yerlerine alınmadığı, üniversiteye gitmelerine izin verilmediği halde, bir cam bile kırmamış Refah Gençliği ile Geziciler birbirine benziyor.. Öyle mi? Oğlum bak git.. Kalın sağlıcakla.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Ersoy Dede Arşivi