Ersoy Dede

Ersoy Dede

Haberal ne olsun?

Haberal ne olsun?

Eskiden otomobillerin çok kıymetli olduğu (ve bizim rüyalarımızı Murat 124’lerin, Reno 12’lerin süslediği) yıllarda çok duyardık; “lütfen kapıyı yavaş kapatınız..” Hatta öyle çıkartma-etiketler olurdu, minibüslerin, taksilerin kapılarına yapıştırılırdı.. O günkü şartlandırmayla ben hâlâ yavaş kapatırım bütün kapıları.. Keşke hepimiz öyle yapsak.. Bütün kapıları, sadece taksilerinkini değil.. Misal Mehmet Haberal hakkında, Ergenekon soruşturmaları başladığından beri öyle sert kapatıldı ki kapılar, yeniden nasıl açılacağını merak ediyorum. Sadece Akit okuyorsanız sorun yok. Tutarlılık konusunda gazeteniz çerçeveletilip duvara asılacak bir yerde duruyor. Ancak bazı çevrelerde çok ciddi “eksen” ya da “merkez” kaymaları yaşandığını görüyoruz. Onlar ne yapacak, hep birlikte göreceğiz...

HER GÖREVE ADAY

Bakın tutuksuz yargılamanın esas olmasını savunan, seçilmiş milletvekillerinin görevi başında olmasını önceleyen ve yargının hızlandırılması gerektiğini ısrarla yazan bir kardeşiniz olarak bu sütunda, çok eleştirildim.. Bana “hain”, “Ergenekon sızması” diyenler oldu.. Akit’e yakışmadığımı söylediler.. Oysa ben bir hukukî rasyonel doğruyu ifade ettim.. Hatırlarsınız; Ümit Kocasakal da, Hüseyin Üzmez’in tutuklanmasına tepki göstermiş, Ruhat Mengi’nin ağzı açık kalmıştı.. Çünkü hukukî doğru diye bir şey var.. Neyse o dönem, içim kan ağlayarak Haberal’ın serbest kalmasını savundum.. Bugün aldığı cezayı da eleştiren yine ben oldum. O vakit yalnızdım, yine yalnızım.. Ama anlamadığım şu, ben sadece tutuksuz yargılanması gerektiğini ya da seçildiği halde yasama faaliyetinde bulunamamasını eleştirirken bana kızanların önemli bir bölümü şimdi Haberal’ı bir yerlere aday gösterme yarışına girdiler. Cezaevinden çıktığından beri bir bizim siteye yöneticilik için geçmedi adı. Cumhurbaşkanı adayı yaptılar, CHP Genel Başkanı adayı yaptılar, Ankara belediye başkan adayı yaptılar.. Üstelik de Yargıtay’ın cezasını onaması halinde, siyasi kariyerinin berhava olacağını bildikleri halde..

 GERÇEK CHP BAŞKA DÜŞÜNÜYOR

Ne söylemek istediğimi doğru anlatabiliyor muyum acaba? Katı Kemalist, laikçi, ulusalcı CHP kadroları değil Haberal’a bu koltukları layık görenler. Onlar için Haberal, tipik bir Süleyman Demirel montesi, sağcı, sermaye çevreleriyle iyi ilişkisi olan, hatta CHP’ye yakışmayan bir isim.. Peki kemik CHP, Haberal konusunda bu kadar ayrı düşünüyorken, Haberal’a görev beğenmeye çalışanlar kim? İşte onların önemli bir kısmı, daha iki-üç yıl evveline kadar, Haberal’ın idam edilmesi gerektiğini yazıyorlardı.. Dün Nazlı Ilıcak’ın 12 Eylül döneminde yazdığı bazı yazılardan bölümler naklettim. Darbe karşıtı olduğundan şüphe duymadığım Nazlı Hanım’ın, bir dönem daha farklı cümleler kurduğunu hatırlatmak içindi.. Haberal meselesi de böyle. “Müebbet yetmez idam verelim” dedikten sonra, “Cumhurbaşkanı adayı olarak ismi geçiyor” diyorlar.. Sözüm ona, tasvip etmiyor gibi görünüyorlar. Yani “ismi geçiyor, bizimle alâkası yok” diyorlar.. Fakat Takdir edersiniz ki, bu dedikodunun yayılması aynı zamanda isme de meşruiyet kazandırıyor. Dolayısıyla, “biz asla istemeyiz” diyenler, aslında bunun yolunu da açmış oluyorlar..

  BEN YİNE KÖTÜ ADAMIM

Benim anladığım işler değil bunlar. Başta nerede duruyorsam, oradayım hâlâ. Mehmet Haberal’ın tutuksuz yargılanması gerektiğini savundum, olmadı. Aday gösterilmesinin tamamen bir Ergenekon projesini olduğunu düşünmeme rağmen seçildiği takdirde TBMM’de olması gerektiğini savundum. O da olmadı.. Bende oluşan kanaat uyarınca ve diğer sanıkların aldığı cezalara bakarak, Haberal’ın da müebbet alacağını tahmin ediyordum, o da olmadı.. Dolayısıyla ben hem en çok eleştirilen adam oldum hem de dediklerim çıkmadı.. Ama birileri o günlerde tam tersini savunup, hatta bana kızarken, bugün rolleri değiştik.. Bakalım kapatılan sert kapılar açılırken, gıcırdayacak mı? Yoksa yeteri kadar yağ sürdüler mi? Kalın sağlıcakla..

Önceki ve Sonraki Yazılar
Ersoy Dede Arşivi