Ersoy Dede

Ersoy Dede

Gücün yanında pozisyon almak

Gücün yanında pozisyon almak

Yeni dönem politikacılar ya da siyasete ısınanlar için son günlerde yaşanan hadiseler çok iyi birer örnek.. Gezi ya da ODTÜ örneğin iyi bir laboratuvar.. Daha açık konuşayım.. Gezi İşgali sırasında alınan pozisyonlar ve sonrasında siyaseten ödenen bedel arasındaki ilişkiyi iyi tahlil edin, Türkiye’de politika yapmaya hazırsınız demektir.. Bugüne kadar gücün yanında konumlanan bir politikacı profili vardı.. Eski alışkanlıklarını sürdürenlerin bir kısmı 27 Nisan sürecinde göstermişlerdi kendilerini.. Biliyorsunuz E-Muhtıra denilen o alçakça metin Genelkurmay’ın web sitesine konduğu anda valizini toplayanlar oldu.. Demokrat bildiğimiz yazarlar televizyonlara çıkıp Erdoğan ve hükümet üyelerine ayar vermeye kalktılar.. Ak Parti içinden; “ben çok uyardım ama dinlemediler ki” diyen korkaklar da çıktı.. Bunlar arasından nadim olan ya da buna çevresini ikna edenler gemide yolculuğuna devam ediyor.. Ama önemli bir bölümü tasfiye oldu.. 

GEZİ’DE DE AYNISI OLDU

Bundan ders çıkaramayan bazı eski kafalı politikacılar, Gezi sürecinde de aynı yanılgıya düştüler.. Kim bilir, belki onlar da, 48 saat daha direnilirse, AB’nin Türkiye’ye el koyacağına inanmış olmalılar.. Yoksa böylesi açık bir meydan okuma karşısında bu kadar duyarsız kalmanın bir izahı olamaz.. Daha açık söyleyelim..  Liderinin; ölmüş annesine sokak sokak küfredilirken, İstanbul’un en önemli meydanı iki büyük gizli servise paylaştırılırken, ülkenin Başbakanı’nın evine, çalışma ofisine dozerlerle yürünürken, “güvenli” pozisyon almaya çalışmaya çalışmak ahmaklık, cehalet, korkaklık değilse işbirlikçiliktir.. Kim o lider? Size, ülkenin geleceği hakkında, söz söyleme ve eylem koyma şansı veren bir isim.. Siyaseten sizi var eden, arkasında, gölgesinde açtığı şemsiyenin altında politika yaptığınız bir isim..

İYİ AMA KİM BUNLAR?

Peki bu korkaklar, ahmaklar, gücün sözüm ona yanında pozisyon aldığını zannederek siyasi intihara kalkışanlar kim?.. Onu 2014 adayları açıklandığında hep beraber göreceğiz gibi geliyor bana.. Gezi olayları sırasına, (daha popüler oldukları için sanırım) bazı şarkıcı ya da dizi oyuncularına kilitlenmiştik.. Oysa refleksini ölçmemiz gerekenler, bunlardan çok, saldırının hedefindeki siyasetin oyun kurucularıydı.. Nasıl ki tezgahı hemen görüp jet hızıyla “doğru yerde” pozisyon alan Melih Gökçek ya da Şamil Tayyar gibi Ak Parti içinden milletvekili ve belediye başkanları varsa örneğin İbrahim Yiğit gibi, “ülkede iç savaş mı çıkarmak istiyorsunuz?” türü bir söylemle Başbakan’ı hedef alan milletvekilleri de oldu.. (Bilemiyorum şimdi bu tezgah ortaya çıkıp da hedefin üç beş ağaç olmadığı netleştiğinde İbrahim Yiğit ettiği laflardan pişman oldu mu? Yoksa sözlerinin arkasında mı?) Bakın internet ile bilgisayarla arası iyi olanlara bir yol önereyim.. Özellikle 31 Mayıs ile 1 Temmuz arasında yazılan twitter mesajlarını inceleyin bir gece vakit ayırıp.. Tek tek bakın.. Kimseden hazır veri beklemeyin.. Kendiniz girin ve örneğin; Gezi İşgali’nin yaşandığı Beyoğlu İlçesi’nin Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan kaç twitter mesajıyla sosyal medya savaşı vermiş, tehlikeyi ilk anda fark eden Esenler Belediye Başkanı M.Tevfik Göksu kaç twitter mesajıyla sanal savaşta yer almış?.. Ya da hangi ilçe Belediye Başkanı “ama Başbakan da bu sert üslubunu terk etmeli” diye mesaj atmış, hangi belediye başkanı ülke cayır cayır yanıyorken katıldığı bir sünnet düğününü yazmış twitter’a?.. Bakarsanız göreceksiniz..  

YENİ DÖNEMDE YOKLAR

Bana öyle geliyor ki, benim gibi salt gazetecilik yapan biri bile merak edip detay inceleme yapıyorsa, Ak Parti de boş geçmiyordur.. Ve bu dönemde açık ve sistemli saldırının hedefi olan Başbakan’ı müdafaa etmek için, Başbakan’ın kazandığı günü görmeyi bekleyenlerin, geç kaldığını düşünüyorum.. Bugün Başbakan’ı herkes savunur.. İş “İstanbul düştü” dedikleri gün, “hadi ordan” diyebilmekteydi.. Kalın sağlıcakla.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Ersoy Dede Arşivi