Hasan Aksay

Hasan Aksay

Adaletin aldığı darbeler ve sağlığı?

Adaletin aldığı darbeler ve sağlığı?

“Adalet mülkün temelidir.” Adaletin sağlığı ise, devletin, siyasetin sağlığı ile mümkündür. Darbeler, insana değil, silaha dayalı iktidarlar olduğundan, ahlaka ve adalete aykırıdır. Tahrip eder. Adalet mensuplarına, geniş yetki ve takdir hakkı tanıma mecburiyeti ise, liyakatsiz kimselerde tehlikeli suiistimallere yol açmaktadır. 

İman, ahlak, edep değerlerini, milletçe yaşamanın meyvesi olan adalet, medeniyetin ruhu ve tohumudur. Mazlumun cezalandığı, teröristin berat ettiği yerde, hakimle beraber devlet de, millet de mahkum olmuştur. Toplum, kendini, yalnız şeklen değil, yürekten bütünleştiren, millet ve devlet yapan, değerli kılan ruhunu kaybetmiş demektir. Darbelerin ömürsüzlüğü, ölümsüz insani değerler yerine kuvveti esas almasından kaynaklanır. Birçok ülkedeki demokrasinin en zayıf tarafı ise, Batı taklidiyle yetinip, sistemi, kendi iman ve ahlaki değerleri üzerine kuramamasıdır.
Mesleklerin, insan karakteri üzerindeki, müspet ve menfi tesirleri vardır. Eroin, içki gibi, alın teri ve ticari risksiz bir hayat peşinde koşan kimsenin, şöhret ve çıkarları dışında bir şey düşünüp, fedakarlık yapma imkanı yoktur. Meslekler, hizmet alanı, meslek sahipleri, hizmet adamıdır. Doktorlarımız, Afrika çöllerinde niçin hizmete koşuyor? Ya çıkar; ya iyilik için? Çıkara dönüşen meslek, kaybettirir; iyiliğe dönüşen vasıf kazandırır.
Toplum ve mesleklerin, ahlaka önem vermediği çağlarda, bazı kimselerin dürüstlüğü kahramanlık haline gelirken, bazıları da kendi çukurunda kaybolurlar. Çünkü ahlaksızlık depremi, yüce fıtratlı insan hayatında derin çukurlar açar. İnsanlığın yolu üzerindeki en tehlikeli şey, ahlakı sarsıntıların açtığı bu fay yarıklarıdır.
Gazetecilik, doğru bilgi ve Hak sözü halka ulaştıran son derece şerefli bir meslektir. Kiralık kalemler ise, en büyük tehlikesi. Güzelliği, iyiliği, kalplere işlemesi gereken sanat, şehvet ve çıkar pazarına kiralanınca, en büyük felaket oluyor. Kölelik, emek sömürüsünün felaketi idi. Şimdi, beteri çıktı. Çıkarcı, vicdan kiralıyor, insan ruhunu köleleştiriyor.  
Mesleklerin ahlaki yapılarında, genel bir düzen ve istikrar vardır. Kumar ve rüşvet gibi dengesizlik yoktur. Bu değerler, sahiplerinin karakterine yansır.
Konuyu, bir hatıra ile noktalayıp, Sayın Ali İhsan Karahasanoğlu’nun makalesindeki rakamlara bakıp düşünelim: 1977 Seçimlerine girerken, Savcılıkça, benim partiden ihracım istendi. Bir ay içinde ihraç yapılmazsa, partiye kapatma davası açılacak. Bir süre sonra, Merhum Erbakan’ın, aynı maddeden ihracı istendi. Necmeddin Bey, Süleyman Arif Emre beyle bana, ünlü avukatlardan E.P’ye gidip davayı konuşmamızı istedi. E.P., “Davayı alırım”. Davaya girmem. Dilekçe yazarım, siz imzalar verirsiniz. Ama, işin muhatapları bu dilekçenin kimden geldiğini bilir. Ücret: Beş yüz bin lira. Senelerin avukatı Arif Bey hayretle, “Ücret fazla değil mi?” Cevap: Edebi bir konuşma. Özetle: Dava büyük. Davanın önemini kavrayamayan avukat, bu davayı götüremez. Kendi hakkını talepten aciz avukat ise, ne müvekkilinin hakkını savunabilir; ne de davayı kazanabilir.
Hakimlik, savcılık, avukatlık, şerefli meslekler. Hiç mahkumiyet almadım ama çok yargılandım, yaşadım. Ahlak, bilgi ve edebiyle zirvede hakim, savcı da çok; olmayan da çok. Meslekler de, leke kabul etmiyor. Darbeler, adalette de leke yaptı. Temizlenmeli.   
Ali İhsan Bey, Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nun, yargı yılı açılışında yaptığı konuşmada ekonomiden söz etmemesine rağmen, eleştirinin ekonomik olduğunu düşünüp vergi levhasına bakmış. Avukatların geliri artıyor, Metin Beyin ki düşüyor. Düşünmüş, düşündürmüş. Bu rakamları, bir de yukarıdaki hatıra ışığında düşündüm:
2010’da Metin Beyin kazancı, 1.348.788 TL. Eşi Birgül Hanım, 1.186.664 TL.; 2011 Yılında Metin Bey, 1.099.149 TL.;  Eşi, 978.048 TL.;  2012 Yılında Metin Bey, 364.673 TL. ve eşi Birgül Hanım 243.611 TL. kazanıyor. Genelde ücretler artıyor.
Savaşa giderken düşmanın ekili arazisini çiğnetmemek gibi, tarihimizden olsun; “Aydınlanma Çağı” gibi, Batı’nın övünüp, veba hastalığı gibi insanlığa bulaştırmaya çalıştığı, “Devletin ahlakı olmaz. Çıkarı vardır” şeklindeki fay yarıkları, tarihin ve ahlakın ışığında yorumlanmalı ki, tedbirler oluşturulsun; iyiliği hakim kılmak, Hak ve hukuktan yana ümit tazeleyip, yorgunluk atmak için hayati bir imkan haline gelebilsin.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Hasan Aksay Arşivi