Ersoy Dede

Ersoy Dede

Başörtüsü sorunu bitti mi?

Başörtüsü sorunu bitti mi?

Kamuda başörtüsünün serbest bırakılmasının açıklanması, kuşkusuz devrim niteliğinde bir döneme işaret ediyor.. Artık başörtülü Vali, Kaymakam, müsteşar olmanın önünde hiçbir engel kalmıyor.. Bu çok önemli ve de olumlu bir adım. Ancak çok açık birkaç notumuz var tarihe düşmemiz gereken..

BAŞÖRTÜLÜ POLİS OLMAZ MI?
Başörtüsünün istisnaları bakımından kaygılarımı saklıyor değilim. Şüphesiz ki bu istisnalar, bütünü etkilemez. Sadece istisnaları yüzünden atılan bu dev adımı görmezden gelmek olmaz. Ama kaygılanmadan da edemiyorum.. Mesela, Vali’nin ya da Kaymakam’ın başörtülü olduğu bir yapı içinde, altında görev yapan bir emniyet mensubu başörtülü değil? Teknik olarak olmaz derseniz buna katılmam. Dünyada bunu teknik olarak hayata geçirmiş çok ülke var.. Başörtünün üzerine polis şapkası “sakil” durur diyeniniz olabilir.. Onlara da zırt-pırt kreasyon değiştiren üniformalı meslek gruplarının, böylesi olağanüstü bir durum için de kıyafet belirleyebileceğini hatırlatıyorum.. Örneğin polisin erkeği kep takar, kadının açık olanı siperlikli şapka takar başörtülü olanı ise kıyafetine uygun renk ve kalınlıkta başörtüsü formunda tasarlanmış bir bone takabilir.. Yeter ki isteyin..

BAŞI AÇIK YARGICA NEDEN GÜVENİYORUZ?
Yargıda da avukatları dışarıda tutan ancak hakim ve savcıları kapsayan yasağın devam edeceğini anlıyoruz.. Sebebi? Eskiden 28 Şubatçılar dillendirirlerdi.. “Efendim başörtülü hakimin görüntüsü belli meseleler söz konusu olduğunda ihsas-ı rey sayılır”.. Yani? Bir mesele hakkında nasıl karar vereceği az-çok bellidir demek istiyorlar.. Ne zaman? Hakim başörtülü olursa.. Yani başörtülüyse eğer, biz biliyoruz ki; Müslümandır, dindardır, haramları-helalleri bellidir.. Ondan mı kaynaklanıyor bu kaygı?.. Eğer salt bundan kaynaklanıyorsa tam tersi de benim için söz konusudur.. Açık hüküm olduğu halde başını örtmeyen bir kadın hakim benim davama bakıyorsa, ben de bunu “ihsas-ı rey” kabul ederim.. Bu gereksiz karşılaştırmalarla bir yere varamayız.. Aynısı öğretmenler için de söz konusu.. Başörtülü bir ilkokul öğretmeninin, çocuğun tercihlerini etkileyeceğini söylüyorlar.. Peki ya tam tersi? Yani, başı açık bir öğretmen çocuğun tercihlerini etkilerse ne olacak? Neyse ki bu öğretmen sorunu da halloluyor böylece paketle birlikte..

ÖZEL SEKTÖRDE BAŞÖRTÜSÜ ZULMÜ
Asıl sorun ise daha zor ve daha çetrefilli.. Kamuda başörtüsünü bir siyasi irade koyarsınız ortaya, çözersiniz. Mesele değil.. Gelin de özel sektörde başörtüsü sorununa bir el atın lütfen.. Yasak olmadığı halde, yasası, yönetmeliği, içtüzüğü falan olmadığı halde nasıl acımasızca uygulandığını bu yasağın bilemezsiniz.. “Hoppala” diyen var mı aranızda?. “Bu da nereden çıktı şimdi?” diye soran.. Özür dilerim ama, durum apaçık böyle.. Yahudi sermayeli çoğu işyeri kategorik olarak başörtüsüne düşmanlık uygularken, Müslüman sermayeli bazı işyerlerinde ise başörtülü kardeşlerimiz ciddi anlamda istismar ediliyor..

Çok açık biçimde, seçeneksiz olduğu söylenen profesyonel başörtülü çalışana rest çeken patronlar biliyorum.. “buradan başka bir yerde çalışamazsın, bana mahkûmsun” tavrı ile aynı işe daha az ücret daha uzun çalışma saatleri koyan işverenleri de biliyorum.. Ya da kompleksli Müslüman işadamlarını.. Kendi evinde eşi başörtülü, kız kardeşi başörtülü ama işyerinde kendine sekreter seçerken bile biraz dekolte biraz mini etek tercih ediyor.. Kat etmemiz gereken biraz daha mesafemiz var.. Bunu söylemeye çalışıyorum.. Kalın sağlıcakla.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Ersoy Dede Arşivi