Yavuz Bahadıroğlu

Yavuz Bahadıroğlu

Yeni Türkiye ve Hakan Fidan olayı

Yeni Türkiye ve Hakan Fidan olayı

Türkiye, dünyanın en netameli bölgelerinden birinde yer alıyor…
Bir tarafında gelişmiş Avrupa, bir tarafında gelişmeye çalışan Asya, bir tarafında aşırı zenginlikle aşırı fakirliğin tüm tezatlarını ve sorunlarını yaşayan Afrika…
Üstelik hem Müslüman, hem de bölgedeki İslam devletlerinde olmayan demokratik bir sisteme sahip…

Demokrasinin avantajlarıyla dezavantajlarını birlikte yaşama mecburiyetinde bir ülke…
Böyle bir coğrafyada böyle bir sistem içinde yaşayan bir ülkede siyasi ve ekonomik istikrar sağlamak fevkalâde zordur…

Türkiye son yıllarında bu zorluğun üstesinden gelip istikrar kazanmayı başarmış, özellikle ekonomisini, küresel depremlerden etkilenmeyecek şekilde güçlendirmiştir…
O kadar ki, Batı medyası ve hükümetleri (mesela Almanya) tarafından son derece abartılıp neredeyse bir “iç savaş” görüntüsü verilmek istenen Gezi Olayı gibi çelmelenmelerden bile fazla etkilenmemiştir…

Zaten Gezi Olayı da bölgesel ve küresel etkinliğini artıran Türkiye’yi bu iddiasından vazgeçirip tekrar eski iddiasız konumuna çekilmeye zorlama çabasıdır ve büyük ölçüde dış kaynaklıdır.

Türkiye, çok kısa bir şaşkınlıktan sonra, hızlı bir şekilde teşhisini koymuş, tereddütsüz olayın üzerine gitmiş, karşı ataklarla oyunu bozmuştur.

Gezi Olayı sırasında, en çok da “gazeteci” görüntüsünde yüzlerce casusun Türkiye’de karargâh kurduğunu biliyoruz.

Ordumuz “eski ordu”, polisimiz “eski polis”, istihbaratımız “eski istihbarat”, Ankara “eski Ankara”, kısacası Türkiye “eski Türkiye” olsaydı, şer güçler çoktan sonuç almış, her şeyi istedikleri mecraya sokmuş olacaklardı.
Ama Türkiye, tüm kurumlarıyla kendini yenilemeyi başarmış “Yeni Türkiye”dir!
Yeni Türkiye’de şer güçler istedikleri oyunu tezgâhlayamıyorlar: Darbe kışkırtıcılığından sonuç alamıyorlar, Sünni-Alevi ve Türk-Kürt kartını diledikleri rahatlıkta oynayamıyorlar…
Ne yaparlarsa yapsınlar, istedikleri sonuca varamıyorlar.
Gelinen noktada, Türkiye İstihbaratının rolü büyüktür…
Eskiden Genelkurmay İstihbaratı, Emniyet İstihbaratı, MİT gibi, birbirine-neredeyse-düşman parçalara bölünmüşlükten dolayı doğru düzgün istihbarat toplanamaması sonucu, devletin kör, sağır ve dilsize döndüğünü herkes biliyor.
MİT’in başında emekli generaller bulunur, bunlar özellikle darbe dönemlerinde bağlı bulundukları Başbakanlığa istihbarat vermez, gafil avlanmalarını sağlarlardı.
Ayrıca MİT neredeyse tüm gücünü iç istihbarata (hayali mürteci avcılığına) ayırır, kendisini Amerikan ve İsrail istihbaratının süzgeçten geçirip verdikleri üçüncü sınıf bilgilere mahküm ederdi.

Bir süredir bu durum değişti. MİT her yerde etkin istihbarat yapmaya, oyun bozmaya, hatta oyun kurmaya başladı: İşte bu yüzden MİT Müsteşarı Hakan Fidan bazı iç ve dış çevrelerin hedefi haline geldi.

Bir süre önce içeride aleyhine yapılan yayınlara şu sıralar Amerikan ve İsrail medyası da eklendi: Doludizgin saldırıyorlar.

Buna karşılık hükümet “Diktiğimiz Fidan’ı söktürmeyiz” kararlığında…
Hakan Bey’i tanımam etmem, ama saldırı odaklarına baktığımda, işini iyi yapan vatansever bir istihbaratçı olduğunu söyleyebilirim.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yavuz Bahadıroğlu Arşivi