Hasan Aksay

Hasan Aksay

Siyasi birikimin muhafazası ve senato

Siyasi birikimin muhafazası ve senato

1960 darbesinin getirdiği senato, iyi bir tecrübe olmadı denebilir. Yanlışlar görüldü. Bir tecrübe doğdu. Kaybedilmeyen her tecrübe bir imkandır.
Siyasi tecrübe birikimi, her milletin sahip olamadığı, hayati bir sermayesidir. Senato, özellikle dikta yönetimlerin çöpe attığı bu sermayeyi yenileyen bir imkandır.

Senato, gerek seçim sistemi, gerekse çalışma faklılıklarıyla büyük devletlerin, milli irade hakimiyeti ve istikrarında bir imkan haline getirilebilir.
 Senato, ihtisaslaşmanın detaylandığı çağımızda, farklı ve siyasi bir ihtisaslaşma ve hizmet sahası olmalıdır. Dünyanın küçüldüğü, sınırların şeffaflaştığı, uluslar arası ilişkilerin çeşitlenip ağırlık kazandığı ve kazanmaya devam ettiği çağımızda, büyük devletlerin, dış ilişkilerinde ihmal edemeyeceği önemli ve yenilenen bir imkandır.

Senato, temsilde adalet ilkesini, yönetimde istikrara zarar verme yerine, istikrara güç katacak tek sistemdir. Milli bakiye ve Barajsız D’Hond gibi, “temsilde adalet” denen sistemler, büyük devletlerde istikrara engeldir. Adaletsizdir, rahatsız edicidir. Milletvekili, hizip temsilcisi değil, bütün milletin temsilcisidir. Milli bakiye sisteminde, yüzde 99’un istemediği, yüzde bir oyla seçilir. Milleti temsil bu mudur? Adalet, bu mu? Toplumda huzursuzluk; devlette hizmete engeldir. Siyasi sistem, sağlıklı yönetim içindir. Bunlar, sistem değil, sistem hastalığıdır. Bu hastalık virüslerini, siyaset, sermaye, medya gibi çıkar lobileri üretmektedir. Hala, Esat’a katil; Sisi darbesine darbe diyememeleri bundandır. Batı, ürettiği bu virüslerle kendini de hasta etmiştir. Obama’yı çıkarlarına engel gördüler. Esat ve Mısır’da, yanlış yola girerek, Obama’yı zorladılar; olmadı? ABD’de Devlet çarkını durdurmaya kalkıştılar; olmadı? Şimdi, dinleme savaşı? Yahu, sizin işiniz bu değil mi? “Derdimiz Obama!” diyemiyorsunuz? Taksim Gezi’sinde; Suriye de; Mısır’da, asıl derdinizi söylemekte diliniz bağlanıyor? Millet var çünkü!

Küçük oylarla millet iradesini tozlaştırarak, çıkarlarına ilaveten İslamofobia düşmanlıklarını da tatmin etmek isteyenlere özellikle İslam ülkeleri dikkat etmelidir.

Türkiye, globalleşme ve tarihi, siyasi ve coğrafi şartları, tabii bağlarla bağlı bulunduğu ülke ve dünya ile irtibatlarını, siyasi diyaloglarla geliştirip, beklenen seviyeye ulaştırabilmesi için her devletten daha fazla senatoya ihtiyacı vardır.

Senato, iki turlu, tek dereceli seçimle geniş bir kadroyu, ferden halk desteğine sahip kılar. Bu, millet iradesini, yalan ve fitnelere karşı koruyacak en önemli settir. Millet iradesi, zaafa uğrarsa, adalet dahi kalmaz. Darbeler, adaletin nasıl yitirildiğini anlatır. Kendi körlükleriyle, milleti sıfatlandıran çıkarcılar, hala darbe beklentisiyle yırtınırlar.

Milletvekili sayısı, 550’den 400’e inmeli; 75 Milyon nüfusumuz, 500’er bin nüfuslu 150 seçim bölgesine ayrılmalı; her bölgeden bir senatör seçilmelidir. Tabii Senatör: Eski Cumhurbaşkanları; bir seçim döneminden fazla başbakanlık yapanlar; iki dönem, Meclis ve Senato başkanlığı yapanlar gibi sınırlarla, “Senato tabii” üyesi olmalıdır. Senatomuz, milletimizin değerleri ve globalleşmeden doğan imkanlarla ileri bir yapı ile siyasi bilgi ve tecrübe birikimini hizmete çevirecektir.

Senato, meclisten geçen kanunların bir daha görüşüldüğü, hizmeti geciktiren bir meclis olmamalıdır. Senatoya, “Ben de görüşeyim” diye karar aldığı konular gitmelidir. Gereken konu, kontrolden geçer. Vakit kaybedilmez. İş gecikmez.

Bütçe, dış ilişkiler gibi konularda senato ve meclis TBMM olarak toplanmalı. TBMM komisyonları da müşterek olmalıdır. Senato, dış ilişkiler, uluslar arası kurumlar, bütün ülkelerle siyasi ilişkileri geliştirmek, adalet ve özerk kurumlar gibi konularda ağırlık kazanmalıdır. Globalleşmenin artırdığı, devletler arası ilişkiler çeşitlenerek büyüyor. Büyük devletlerin, millet iradesine dayalı geniş bir siyasi kadroya ihtiyaç vardır.
“Devletler için esas, çıkarlarıdır” diyen Batı yöneticileri, şimdi, “Amerika bizi dinlememeliydi” diye sızlanıyor. Herkes dinlensin. Size gelince? Bu nasıl ölçü? Kendi dostmuş? Ya münafıklıksan? İslam ahlakı, kendine istediğini herkese istemektir. Eğer insansan, insan hakkı diye istediğin her şeyi, bütün insanlara isteyeceksin. İslam’ın istediği bu değerler, Müslümanların, dünya ile ilgi, bilgi ve gayretini artıma sorumluluğunun ağırlığını göstermekte, geniş bir siyasi kadro ihtiyacını teyit etmektedir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Hasan Aksay Arşivi