15 Aralık 2017 Cuma26 R.Evvel 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:42Güneş 08:15Öğle 13:06İkindi 15:23Akşam 17:44Yatsı 19:11
    • 8°C Adana
    • 5°C Adıyaman
    • 0°C Afyon
    • 0°C Ağrı
    • -1°C Amasya
    • -1°C Ankara
    • 9°C Antalya
    • 2°C Artvin
    • 8°C Aydın
    • 3°C Balıkesir
  • BIST: 109.666 1.40
  • Altın: 156,594 1.76
  • Dolar: 3,8910 1.53
  • Euro: 4,5831 1.68

Biz birbirimizi yerken...

Faruk Köse

Müslümanlar olarak ne de “büyük/önemli işler”le uğraşıyoruz, değil mi!? Ne de büyük işler başarıyor, “büyük sorunlar”ı hallediyoruz!... Mâşâallah bize!

Sanki her işimizi hallettik, her sorunumuzu çözdük, üzerimizdeki “her yükümlülük”ü yerine getirdik de...

Sanki “küresel habis güçlerin talanı/tasallutu” sona ermiş, “İslam coğrafyası” ve “müslüman toplumlar” özgür kalmış da...

Sanki Kur’an hayata hakim ve amir, “Rasulullah’ın örnekliği ve önderliği” altında “Ümmet birliği” sağlanmış da...

Sanki “devletli hayat”ın gerekleri “Allah’ın hudutları”na uygun olarak biçimlenmiş, “Allah’ın hükümleri” hayata egemen de...

Sanki “geleceğe dair esaslı plân ve projeler”imizi yapmış ve takip ediyoruz, “lüzumlu hazırlık ve donanım”a sahibiz; “dünyanın iktidarını devralma”ya hazırız da...

Sanki müslümanları paramparça eden, “küresel emperyalist güçler”e ve onların “yerli işbirlikçiler”ine “parya” haline getiren ne kadar sıkıntı varsa halletmişiz; şimdi daha “derin ve ince bir arınma”nın mücadelesini veriyoruz da...

Sanki “ortak düşman”a karşı muzaffer olduk, şimdi “ganimet”i paylaşıyoruz da...

Sanki biz hiç hata yapmıyoruz; tek sorun olarak “birbirimizin hatalarını düzeltmek” kaldı da...

Bize göre karşımızdakinde gördüğümüzü hataları sebep edinip birbirimize kılıç çekmekle meşgulüz! Bir bakın acınası ve çirkin halimize; kılıçlarımızı sadece birbirimize çekiyoruz; Allah düşmanlarına değil!...

Biz böyle yaparken neler oluyor dünyada, haberimiz var mı?

Mesela, “küresel egemenliğin esası olan sermaye”nin ağababası Siyonistler, topraklarını işgal ettikleri Filistin müslümanlarını yıllardır öldürmeye, zulme devam ediyorlar. Hatta, Filistinli kardeşlerimizi kobay olarak kullanıyor, geliştirdikleri yeni silahları, ilaçları vb. ürünleri Filistinliler üzerinde deniyor ve İsrail eski savunma bakanı Ben Eliezer’in ifadesiyle, “denenmemiş silah satmıyor”lar.

Mesela, “İsrail’in jandarmalığı”nı yaparak “İslam coğrafyasının her yerinde terör estiren ABD”, İsrail’in yaptığının benzerini Yemen’de yapıyor. “ABD’nin terör organizatörü olan CIA”nın, Yemenli çocukları casus olarak kullandığı artık inkâr edilmiyor. 8 yaşındaki çocukları bile casusa çevirip, müslümanları izlemek için üzerine elektronik izleme cihazları yerleştiriyor. Böylece, “İslam’a karşı savaş”ını “müslümanların çocuklarını kullanarak” sürdürüyor. Aynı ABD’nin, Afganistan’da yıllardır müslüman kanı döktüğünü, Pakistan’ı sık sık bombaladığını, Sudan’ı böldüğünü ve parçalamaya çalıştığını, Mısır’da Müslüman halkın iktidarını bitirdiğini, İslam’a ve müslümana karşı daha pek çok melaneti işlemekte olduğunu biliyoruz.

Mesela, tarih boyunca hiç kâfire ve küfre karşı savaşmamış, sadece “Ehl-i Sünnet” müslümanlara karşı savaşmış olan Şia’nın Lübnan’daki silahlı gücü “Hizbullah Örgütü”, Suriye’de “Alevi-Nusayri” Esed yönetiminin yanında “Müslüman kanı” döküyor. Zalimin yanında mazlumun kanını döken örgütün bir komutanı, “Kerbela’nın intikamını almak için Suriye’deyiz” diyebiliyor. Suriye’ye “1300 yıllık bir hesabı görmek için” girmişler. Ancak, tıpkı Kerbela’da olduğu gibi, Hüseyin’in ve kıyamının değil, Yezid’in yanında saf tutuyorlar. Zaten, tarihte de öyle yapmamışlar mıydı? Önce Hz. Ali’yi yanlarına çağırmışlar, ama onu yalnız bırakmışlardı. Sonra Hz. Hüseyin’i yanlarına çağırmışlar, onu da Kerbela’da yalnızlığa terketmişlerdi. Şimdi o gün Hz. Hüseyin’i Yezid’e terkedenler, bugün Hüseyin’in davasını sürdürdüklerini iddia ediyorlar ve bunu yaparken de bugünün Yezidlerinin yanında yer alıyorlar...

Mesela, Fransa Afrika’daki İslam kültürünün en önemli merkezlerinden olan Mali’yi işgal etti ve “İslam’a dair bütün izler”i silmeye devam ediyor da, bu bizi çok da fazla enterese etmiyor. Aynı Fransa, iktidarda müslümanların bulunduğu Orta Afrika’yı işgale hazırlanıyor.

Mesela Çin, Doğu Türkistan’da katliamlarına devam ediyor. Çin polisi, müslümanların 8 yaşındaki kız çocuklarına bile tecavüz edip öldürüyor. Tesettür yasak, mütesettir kadınlar trafikten men ediliyor, hastaneye, otobüse, taksiye alınmıyor; peçe takana hapis ve para cezası veriliyor. Sokaklarda terör estiren Çin, 18 yaşın altındakilerin oruç tutmasını ve camiye gitmesini de yasaklıyor.

Mesela Mısır’da “İsrail ve ABD yanlısı askeri cunta” katliamlarına, İslam’ın izlerini yönetimden silmeye devam ediyor. Müslüman Mısır halkının kanaat önderleri hapiste. Zulüm katlanarak devam ediyor.

Mesela Kafkasya’da müslümanlar öldürülüyor. Afrika’nın her yerinde müslümanlar imha ediliyor. Libya elden çıktı, Cezayir çoktan gitmişti. Arakan’ın halini zaten biliyorsunuz; müslümanlar Bosna’da olduğu gibi soykırıma uğruyor.

“Siyonist güçler” ve onlara hizmet eden “emperyalist şer odakları”, tüm dünyada müslümanları “kirli emeller”ine malzeme yapıyor, “İslam coğrafyası”nı sömürüyor.

Yaşadığımız ülkede İslam’ı hayattan söküp atarak vicdanların derinliklerine hapseden,“İslam algısı”nı deforme eden rejim tahakkümünü sürdürüyor...

Bütün bunlar olurken, biz müslümanlar birbirimizi yiyoruz!

Afiyet olsun!...

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.