Yavuz Bahadıroğlu

Yavuz Bahadıroğlu

Peştamal, saat ve mezar

Peştamal, saat ve mezar

Bazıları meşhur seyyahımız Evliya Çelebi tarafından anlatılsa da, Nasreddin Hoca ile Timur Han arasında geçtiği rivayet edilen olaylar tarihi açıdan gerçek olmayabilir (Zira Nasreddin Hoca, 1208-1284 yılları arasında, Timur ise 1336-1405 yılları arasında yaşamıştır), ancak Anadolu’nun anonim hafızası tarafından üretilmiş ibretlik fıkralardır ki, her çağın insanına hitap eder…

Alalım meselâ, “peştamal” fıkrasını…

Nasrettin Hoca ile Timur Han bir gün birlikte peştamalları kuşanıp hamama giderler...

Ama Hoca’nın peştamalı alelâde, Timur’unki süslü püslü işlemeli…

Bir ara Timur, Hoca’ya şöyle bir sual sorar:

“Duydum ki, insanlara değer biçiyormuşsun, söyle bakalım: Benim gibi dünyayı dize getirmiş cihangir bir hükümdar, senin nazarında kaç akçe eder?”

Hoca, Timur Han’ı şöyle bir süzdükten sonra, cevap verir:

“Beş akçe edersin!”

Timur sinirlenip bağırır:

“Behey cimri! Belimdeki peştamal bile ondan fazla eder.”

Nasreddin Hoca, gülümseyerek taşı gediğine koyar:

“Zaten ben de ona fiyat biçmiştim!”

Bu fıkra çeşitli şekillerde anlatılır, Ama özü budur. Kısacası Nasreddin Hoca, kendi gözünde Timur’un beş para etmediğini belirtmiştir.

Makam-mevki, para-pul, servet-şöhret, mal-mülk, altın-mücevher insana “değer” katmaz: İnsan imanıyla, ahlâkıyla, vicdanıyla, yüreğiyle, yardımseverliğiyle insandır.

Yani insanın bizatihi kendisi büyük bir değerdir: “Ahsen-i takvim” ve “eşrefi mahlükat” olması yeterlidir.

Bu gerçeği idrak ettiğini düşündüğüm Ekonomi Eski Bakanı Sayın Zafer Çağlayan’ın koluna taktığı 700 bin dolarlık saati bu yüzden yadırgadım.

Asgari ücretin 846 lira olduğu bir ülkede Ekonomi Bakanı, 700 bin dolarlık saat takarsa, vicdanlar rahatsız olur.

Ayrıca da kuşku çeker ve “rüşvet” söylentileri çıkar.

Bereket versin, kendi parasıyla satın aldığına ilişkin bir belgeyi Meclis’te gösterdi de “rüşvet” kuşkusu dağıldı. Lakin kamu görevi yapan, üstelik ekonomi bakanlığı gibi kritik bir noktada bulunan biri, neden “pahalı oyuncak”lara kendini kaptırır?..

İnsan ne kadar zengin olursa olsun, özel hayatını “gösteri” ve “gösteriş” tutkusu üstüne kurmamalı: Kurarsa, en azından “görgüsüzlük”le ve “sonradan görme”likle suçlanır…

Bakan ataması öncesinde, Başbakan’ın saat kontrolü yapma şansı yoktur. Herkes kendine kendisi sahip olacak.

Özellikle bakanlık makamında bulunanların bunlara aşırı dikkat etmesi gerekir. Çünkü zaafları ve şahsi hataları sadece “zata mahsus” kalmaz, tüm hükümete de bulaşır.

Yine de insan zaaflarıyla birlikte insandır!

Yazıya Nasreddin Hoca fıkrasıyla başlamıştık, Temel fıkrasıyla bitirelim…

Temel Reis, bölge muhabiri olarak çalıştığı gazeteyi arayıp son derece telaşlı bir sesle konuşmaya başlıyor:

“Rize’ye üç kişiluk bir helikopter düşti, sabahtan beri altmış civarında ceset bulundi. Ölü sayısının artmasından korkuluyor.”

Üç kişilik helikopterden altmış civarında ölü çıkmasına akıl erdiremeyen Haber Merkezi Müdürü şaşkın şaşkın soruyor:

“Pardon, helikopter apartmanların üstüne mi düştü?”

Temel’in cevabı her şeyi açıklıyor:

“Yok, şehir mezarluğuna düşti!

“Zenginin malı züğürdün çenesini yorar” diyelim ve son noktayı koyalım.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yavuz Bahadıroğlu Arşivi