Hasan Aksay

Hasan Aksay

Doğru habere ulaşmak, fitneden korunmak

Doğru habere ulaşmak, fitneden korunmak

İnsan, güven duyulan canlıdır. Güven, insanın, hayattan üstün değerlerine, iman ve ahlakınadır. Çıkar iklimi, güveni boğuyor. Sözde güven; şekilde insanlık kalmıyor. Evlenelim diye buluşup, testereyle doğrayıp, çöpe atıyor. Hukuk öğrencisi kız, Prof. annesini öldürmekle kalmıyor. Rol yaparak komşuya sığınıyor. Avukat cübbeli kadın, meşhur bir davada avukatlar arasına oturup, dolandırma fırsatı hazırlıyor.

Çıkarcılık, aklı, mantığı, vicdanı saf dışı edince Hak-hukuk huzur da kalmıyor.Maskeli, molotoflu terör yandaşlığında güç ve imkan arayan yazar ve partilerin hali, milleti, acı acı düşündürüyor. Millet, Soma şehitleri için matemde. Onlar, “Müstehak. Yardım iktidarın işine yarar, yapmayın” diyor. Esat dostluğundan, 3. Köprü, 3. Hava meydanı, Marmaray, Yüksek Hızlı Tren gibi ülke hizmetlerine karşı çıkıyor, cami kirletenleri savunmak için yarış yapıyorlar. Kimse, millete hizmet cesareti  bulamasın, ülke, bizim içip eğlenmemize kalsın istiyorlar.

Elhamdülillah! Milletimiz, hadiselere İslami şuurla bakınca, bu ağır hıyanet bile, uyarı oluyor, milletin vahdetini pekiştiren baht doğuruyor.

Müslümanlar olarak yaşayarak görüyoruz ki, İslam ülkeleri, Afrika, Ortadoğu için planlanmış fitneler,haber koordanizasyonundan teröre kadar kesintisiz yürütülüyor. Osmanlı’dan beri, İslam ülkelerinin kalkınması, terör ve çeşitli kuşatmalarla engelleniyor. Ahlak ve toplum huzuru yok ediliyor. Ülke, sömürüye hazır tutuluyor. Kendilerini, sömürge ve koloni varisi gören kuklacılar, Esat, Sisi ve daha alt tabaka terör kuklalarını kullanmaya devam ediyorlar.  

Aile içi güveni dahi kaybeden ateist dünya, Müslüman’a göre değildir. Müslüman, zanla dahi hareket etmekten men edilmiştir. Güvenilir olma ve ahlakıyla güven iklimini hakim kılmakla sorumludur. Tek harfi düşmeyen Kur’an-ı Kerim, ferdin ve toplumun kalkınmasını, hakkını, huzurunu temine yeter.

Asrı aşan yıkıntının, çile ve ibretiyle uyanıyorsak, şimdi meselemiz, uyanmak için acı ve çile beklemeden, tedbirle, gayretle, ahlakla, dayanışmayla uyanık kalmaktır. Fitne ve fesada düşmeden, birliğin kıymetini bilip korumak, hastalıktan önce sağlığın; yokluktan önce varlığın; ölmeden hayatın kıymetini bilmektir.

Hakkın şahitliği, zanla dahi hareket etmemek; akıl, fikir, düşüncemizi, yalandan, iftiradan, hasetten, hayasızlıktan uzak, doğru haberlerle besleyip çalıştırmakla olur. Aksi fitne ve yalan rüzgarları önünde savrulmak, yolu kaybetmek, kardeş kavgasıyla zaafa düşüp, toz olup savrulmak, tükenmektir.

Doğru haber hayat; fitne felakettir: Hucurat, Ayet 6, meal: “Ey iman edenler, bir fasık size haber getirdiği zaman onu araştırın, açıklığa kavuşturun ki, sonra bilmeyerek bir topluluğa fenalık dokundurursunuz da yaptığınıza pişman olursunuz.” Nazil olan ilk ayet de, “Oku!” emriyle başlıyor. Halimiz ne: Japonya nüfusu Türkiye’nin, 1,5 katı. Bir tek gazetesinin tirajı 14 milyon. Dünya nüfusunun yüzde 23’ü Müslüman. İslami ölçülerle çıkan, dünyadaki medya tirajımız, bu gazetenin 1/5’i var mı? Yok.

Okumuyor muyuz? Sorumluyuz. “Okuyoruz da, İslam’a saldıranlar ne diyor diye onları okuyoruz” diyorsak, 5 kere sorumluyuz. 1) Beynimize yalan, fitne dolduruyor, temizlemek için çırpınıyoruz. 2) “Marifet, iltifata tabi”. Okunmayan medya batar. Kendi medyamıza, hayat hakkı tanımıyoruz. 3) Fitne medyası tirajıyla, reklamları topluyor, güçleniyor. 4) Kiralık kalemleri artırıyor, bağını güçlendiriyor. 5) Doğru haberi kendimiz yaşatmıyor, ellerden şikayetçi oluyoruz.

Söz, dinleyenin anladığı kadar anlamlıdır. Bu çağda, gazete okuyucusu yoksa, doğru şahitlik, fısıltıdan ibaret kalır. Müfteri, yalanını yüz belgeyle hakim önüne kor. Çünkü, müftünün keçisi çalınıyor, gazete, “Bahçe müftüsü keçi çaldı” diyor. Başını örtüp, “Müftü karısıyım” diye medyaya çıkan kadın, müftü ahlakının inkarı rol oynuyor. Önemli olaylarda, senaryoda dünya basını da yerini alıyor. Fısıltı ise, hakime de ulaşmıyor. Onun içindir ki, “Cani geziyor ortada, can vermede masum” gerçeği, hepimizin suçudur. Kısık sesle şahitlik, şahitlik değildir. Kendimizi aldatmak ikinci; elleri suçlayıp şikayetçi olmak üçüncü suçtur.

Bu imkanları kullanan kuklacılar, kuklalığa istidatlı kimseleri, maddi-manevi ödüllerle İslam düşmanlığına yönlendiriyorlar. Selman Rüştü’lerin Gladyatörlüğü; Bazı Oscar türü ünlü ödüllerin önemli kısmı; veya direk terörist kirasının ortaya koyduğu realite budur.

Suçumuzu kabul edelim, meseleyi çözeriz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Hasan Aksay Arşivi