Mehmet Koçak

Mehmet Koçak

Değişen Dengeler Ve Türkiye’nin Önemi!..

Değişen Dengeler Ve Türkiye’nin Önemi!..

Son günlerde iç gündemle fazlasıyla meşgul oluyoruz. Referandum niteliğinde gerçekleşen yerel seçimler ve sonrasında süren tartışmalarla yeterince yoğun bir gündem yaşadık. Şimdilerde de Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile yeni bir iç gündem yaşamaktayız. Bu yoğun iç gündemlerden dolayı ülke dışındaki gelişmelere yeteri kadar duyarlılık gösteremiyoruz. 

Sadece iç gündemle meşgul olmak son derece yanlıştır. Ayrıca da ülkemiz için de büyük bir kayıptır. Halbuki; Farkında olmadığımız veya dikkatimizden kaçan dünya siyasetindeki yeni girişim ve gelişmeler ile bazı oluşumlar bizi doğrudan etkilemektedir. 

Anlamsız ve gereksiz tartışmalarla harcadığımız zamanı daha doğru değerlendirme adına iç gündemin yanında ülke dışında olup bitenlere de aynı ehemmiyeti göstermeliyiz. 

Biz bütün bu gelişmelerin neresindeyiz? Kararlar alınırken fikrimiz alınıyor mu? Neden rol alan ve yönlendiren değiliz? Sorularına cevap aramalıyız… Sivil Toplum Kuruluşları, medya ile siyasetin öncüleri, dünya ve bölgemizdeki gelişmeler konusunda toplumun ve siyasilerin duyarlılığına dikkat çekmek için çeşitli platformlar oluşturarak tartışma programları başlatmalıdır. 

Bu konuda çok şükür ki; devletin zirvesi, hükümet ve Dışişlerimiz üzerine düşeni yapmanın gayreti içindedir. 

Türkmenistan Devlet Başkanı Gurbanguli Berdimuhamedov, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Almazbek Atambayev, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ev sahipliğindeki Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi 4. Zirvesi’nde bir araya geldi. Zirvesi’nin dünya siyasetinin en önemli gelişmelerin yaşandığı zamana denk gelmesi ayrıca önemli bir mesaj olmuştur. 

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ile Polonya’da 2,5 saatliğine bir araya geldi. Arınç ve Kerry dünyada meydana gelen gelişmeleri değerlendirdiler. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ise hiç durmadan dolaşmakta ve dünya başkentlerindeki siyaset merkezlerinde çok önemli görüşmeler gerçekleştirmektedir. 

Ancak, üzülerek ifade etmek zorundayım ki; muhalefet cephesi bir çok konuda olduğu gibi dış politikada da yetersiz kalmaktadır. Unutulmasın ki; muhalefet iktidar kadar sorumludur. Ülkemizin uzun vadeli çıkarları ile kaygıları söz konusu olduğunda milli bir refleksle ortak bir noktada buluşup hareket etmeleri en büyük arzumuz ve beklentimizdir. 

TARİHİ FIRSATLAR HEBA EDİLMEMELİ

Rusya; sertlik yanlısı, sömürgeci, özgürlük kısıtlayıcısı ve işgalci bir tavır içinde Kırım’ı topraklarına kattı. Ukrayna’nın doğusundaki ayrılıkçı Rus yanlılarını kışkırtarak Ukrayna’yı bölmeye çalışıyor. Bu gelişmeler, Amerika ve AB’nin karşı tepkisiyle karşılıklı retleşmeye yol açtı.

Ukrayna krizi ve Kırım’ın ilhakının ardından Rusya G8’den ihraç edildi. Soçi kentinde yapılması planlanan G8 zirvesi, Rusya’nın ihracının ardından Brüksel’de G7 olarak düzenlendi. G7 liderleri, Rusya’ya Kırım’dan çekilmesi ve Ukrayna’daki ayrılıkçı silahlı grupları desteklemekten vazgeçmesi, aksi halde yeni ekonomik yaptırımlara başvurulacağı uyarısı yapıldı.

Rusya; Amerika ile AB’den oluşan cephenin ekonomik, siyasi ve askeri alanlardaki zorlamaları karşısında AB’nin alternatifi olabilecek yeni bir oluşum için ilk adımı atmış oldu. Rusya, Kazakistan ve Belarus arasında var olan Gümrük Birliği’ni ‘Avrasya Ekonomik Birliği’ne dönüştürdü. Rusya, Belarus ve Kazakistan, 170 milyonu bulan nüfusu, enerji zenginliği ve sanayi alt yapısı ile önemli bir potansiyele sahipler. Ayrıca bu bir başlangıç…

AB ise bu gelişmelerden fevkalade rahatsız ve bir çıkış yolu aramaktadır. Amerika, AB’den oluşan Batı cephesinin Rusya’ya uyguladığı yaptırımlar konusunda çok ciddi anlamda sıkışmış durumdadır. Ayrıca; Avrupa Parlamentosu seçimlerinde ‘Avrupa Birliği karşıtlığı’ söylemleriyle bilinen ırkçı sağ partilerin yükselişi AB’yi sarsmıştır. 

Kısacası, AB ekonomik krizin yanında siyasi sahnede de zor anlar yaşamaktadır.

AB, tüm bu zorluklarını aşabilmesi için kabuğunu kırarak hem dünya pazarlarında daha etkin, hem de siyasi olarak daha güçlü olabileceği yeni ittifaklar arayışı içindedir. Hazar Denizi’nden çıkartılacak Azeri gazının Avrupa’ya taşınmasında anahtar ülkelerden biri de Türkiye’dir. İthalata dayalı bir enerji pazarı olan Avrupa için en önemli boru hattı rotalarının Türkiye üzerinden geçecek olması Türkiye’nin önemini daha da artırmaktır.

Türkiye jeopolitik konumu dolayısı ile; boru hatlarıyla doğalgaz ve petrol geçişi açısından önemli bir ülke. Yeni yapılan hızlı tren hatları taşımacılık ve ithal ürünlerin Avrupa’ya ulaşmasında da önemli bir rol oynamaktadır. 

Bakü-Tiflis-Kars demiryolu, Çin’den Avrupa’ya kesintisiz yük taşımasını mümkün hale getirecek ve bu demiryolunun en stratejik noktası yine Türkiye olacaktır. Bu projenin de taşımacılıkta getireceği hız ve maliyetlerdeki düşüş Avrupa’yı kaçınılmaz olarak Türkiye’ye bağımlı kılmaktadır.

Görüldüğü gibi tüm bu gelişmeler Türkiye’ye yeni şanslar ve fırsatlar kapılarını aralamaktadır. Türkiye’nin pazarlık gücüne güç katan bu tarihi fırsatlar siyasi istikrarsızlık dolayısı ile heba edilmemelidir.

Daha güçlü bir Türkiye için herkes üzerine düşeni yapmalı ve değişen dünya şartları ve yeni oluşan dengeler konusunda hızlı kararlar alabilme becerisi gösterebilen yeni hamleler geliştirilmelidir. 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mehmet Koçak Arşivi