Yavuz Bahadıroğlu

Yavuz Bahadıroğlu

“Sünnet Devleti”nin padişahları

“Sünnet Devleti”nin padişahları

Osmanlı Devleti’nin temelinde Şeyh Edebali’nin “tekke muhabbeti” (sevgi ve bilgi katkılı derin sohbet) ile birlikte, Osman Gazi’ninKur’an’a hürmeti vardır.

Hemen hemen tüm Osmanlı tarihleri, Osmanlı padişahlarının kendileri içki içmedikleri gibi, kendi zamanlarında içki içilmesine de şiddetle karşı çıktıklarını ve bu dinî yasağı dikkatle takip ettiklerini yazmaktadırlar.

Hatta bu konularda gevşeklik gördükleri zaman, âlimler padişahların kapısına dayanmışlar, “Eğer ma’rûfu emr ve münkerden nehy etmezsen (Allah’ın emirlerine uyup yasaklarından sakınmazsan), memleketinde durmayız” demişlerdir.

Bununla birlikte, hiç bir Osmanlı padişahı, tamamen masum ve günahsız değildir. İnsan olmaları hasebiyle elbette yanlışları, günahları, hataları da olacaktır. Ne var ki, günahta ısrarlı olmamışlar, teşvik etmemişler ve günahlara müsamahakâr bakmamışlardır…

Öte yandan, Osmanlı padişahları, başka dinlerin mensupları dâhil olmak üzere, herkesin inancını rahatla yaşayabileceği bir devlet yapısı oluşturup bunu korumak için ellerinden geleni yapmışlardır…

Bu topraklarda hâlâ hayatiyetini devam ettiren Museviler, Hıristiyanlar ve diğer inançlar, varlıklarını bu engin müsamahaya borçludurlar.

Gelelim çok tartışılan içki meselesine… Öncelikle belirtmeliyim ki, Türkler, Müslüman olur olmaz, İslâm’a aykırı tüm alışkanlıklarından hızla kurtuldular.

İlk Müslüman Türk devletisayılan Karahanlılar devrinde (Onuncu yüzyıl) kaleme alınan Kutadgu Bilig’de şöyle deniyor:

“Bey içki içmemeli, fesatlık yapmamalıdır; bu iki hareket yüzünden, sonunda ikbal elden gider. Dünya beyleri şarabın tadına ulaşırlarsa, memleketin ve halkın bundan çekeceği zahmet çok acı olur. Bey içki içer ve oyunla vakit geçirirse, memleket işini düşünmeğe ne zaman, ne fırsat kalır.”

Bu konuda bütün Osmanlı Padişahları fevkalâde hassas davranmışlar, çeşitli zamanlarda çıkardıkları fermanlarla bu hassasiyetin altını daima çizmişlerdir.

Din ve dini yasaklar konusunda derin hassasiyetlerini bildiğimiz Osmanlı padişahları, üzerine titredikleri hükümleri çiğnemek gibi bir eylemin içinde olabilirler mi?..

İnsanı zaaflarla içki içmek isteseler bile, Osmanlı uleması buna izin vermezdi. Eğer ulemanın padişahlara mahküm olduğunu düşünüyorsanız, Osmanlı âlimlerinin ve kadılarının kudreti hakkında bir fikriniz yok demektir.

Hatırlamakta fayda var: Bursa Kadısı Molla Fenarî, Yıldırım Bayezid’i mahkemeden kovmuş (hem de yalnızca namazlarını cemaatle kılmadığı gerekçesiyle), İstanbul’un fetihten sonraki ilk kadısı Sarı Hızır Çelebi, Fatih Sultan Mehmed aleyhine hüküm vermiş, Şeyhülislâm Zembilli Ali Efendi, Yavuz Sultan Selim gibi öfkesi burnunda bir Padişah’a fermanını geri aldırmış, Davutpaşa Camii imam-hatibi Himmetzade Abdullah Efendi, Sultan IV. Mehmed’i hutbeden azarlamış, Ebussuud Efendi, Kanuni gibi bir Padişah-ı Cihan’ı susta durdurmuştur.

Buna rağmen “Osmanlı Devleti’nin hiçbir yerinde içki satılmaz ve içilmez” demek mümkün değildir. Gerçi Osmanlı Devleti’nde, Müslümanların içki içmesi, üretmesi ve ticaretini yapması yasaktır, ancak çok uluslu, çok dinli imparatorlukta gayrimüslimler de yaşamaktadır. Yabancı tüccarlar gelip gitmekte, yabancı sefirler ve resmi heyetler bulunmaktadır.

İçki yasağı bunları kapsamaz çünkü “özel hukuk”a tabidirler.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Yavuz Bahadıroğlu Arşivi