23 Temmuz 2017 Pazar28 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:54Güneş 05:45Öğle 13:18İkindi 17:12Akşam 20:38Yatsı 22:19
    • 34°C Adana
    • 36°C Adıyaman
    • 26°C Afyon
    • 31°C Ağrı
    • 28°C Amasya
    • 27°C Ankara
    • 33°C Antalya
    • 21°C Artvin
    • 34°C Aydın
    • 32°C Balıkesir
  • BIST: 106.843 0.10
  • Altın: 142,689 1.13
  • Dolar: 3,5367 0.45
  • Euro: 4,1209 0.62

Gazze katliamına “Yahudi düşmanlığı” koruması-1

Faruk Köse

Ne kadar çok “siyonistsever” varmış bu ülkede. Filistin halkına hayatı zehir eden “Siyonist katiller”in “sürekli taciz ve baskı”larından bunalan Filistinlilerin, canlarına tak ettiği bir noktada verdiği “küçük bir tepki”ye karşı “Siyonist/Yahudi Terör Üssü İsrail”in “topyekûn katliam” yapma hakkı olduğunu düşünen, buna kılıf hazırlamak için yarışa giren ne kadar da çok kişi varmış...

Bu köşede 15.07.2014’te yazdığım “Hahambaşı’na çağrı!” başlıklı yazı bunu gösterdi. Yazıyı diline dolayan yerli-yabancı pek çok yazarın/kişinin, “Terör Üssü İsrail’in çocuk-büyük demeden, sivil-asker ayırmadan Gazze’de yaptığı katliam”ı değil, Hamas’ın arada bir verdiği tepkiyi görüp, “Siyonist katiller”i haklı çıkarmaya çalışması; üstelik de katliama tepki gösterenleri “Yahudi düşmanı” olmakla suçlamak suretiyle “tepkiden caydırma”ya çalışması karşısında, söylenecek söz bulmakta zorlanıyorum.

Bunlardan biri de Sabancı Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Halil Berktay. Robert Koleji mezunu. “Maocu” sol çizginin “Aydınlık hareketi” içinde yer almış. Boğaziçi Üniversitesi “Atatürk Enstitüsü” Müdür Yardımcılığında bulunmuş. Bir dönem Taraf’ta köşe yazarlığı yapmış.

Prof. Berktay, “Hahambaşı’na çağrı!” başlıklı yazıma dayanarak, “İşte Şekil 1 önünüzde” başlığıyla, “Yahudi düşmanlığı” üzerinde durduğu bir yazı yazmış. Yazıya “http://serbestiyet.com/iste-sekil-1-onunuzde/” adresinden ulaşabilirsiniz. Madem zahmet edip yazmış, karşılığını vermezsek ayıp olur, değil mi?

Gazze’deki katliamın “neye” ve “kaç Filistinlinin hayatına” mal olacağının bilinmediğini söylediği halde, “katliam yapana laf etmeyip” buna tepki göstereni “Yahudi düşmanlığı” üzerinden vuran Prof. Berktay, gerekçesini şöyle açıklıyor: “Çünkü sahneye, son yıllarda bu gibi durumlarda hep rastladığımız gibi, gene Yeni Akit çıkmış bulunuyor.” Yani “Yeni Akit tepki göstermişse, mesele ‘katliama tepki’ olmaktan çıkıp, ‘Yahudi düşmanlığı’ olur, o halde katliamı görmeyebiliriz” demeye getiriyor. Yeni Akit’in “inanılmaz zehirli dili ve nefret söyleminin en aşırısıyla devreye girip herkese Nazi tipi antisemitizmin ne demek olduğunu bir kere daha hatırlattığı”ndan söz ederek, yine katliamı değil, tepkiyi eleştiriyor.

Oysa Hitler’le ilgili olarak ben o yazıda şunu demiştim: “Daha çok müslüman kanı dökülmesini isteyen bir İsrail milletvekili, Filistinli kadınları ve daha doğmamış bebekleri bile öldürmeyi önerdi.... Filistinliler katledilirken, toplanan Yahudiler her bomba atıldığında alkış tutarak tezahürat yaptı. İsrail Hükümetinden bir bakan, ‘Arap öldürmek yanlış’ değil dedi. ‘Siyonist/Yahudi Terör Üssü İsrail’, Gazze’yi cehenneme çevirerek soykırıma devam ediyor. Haliyle insanın, ‘Allah Hitler’den razı olsun!’ diyesi geliyor!”

Görüldüğü gibi Prof. Berktay, “Hitler’in katliamına uğrayan bir milletin, bu acıyı tattığı halde nasıl olup da başka bir millete ‘soykırım’ yaptığı”nı sormayı, “Nazi tipi antesemitizm” olarak tanımlayacak kadar meseleyi çarpıtıyor.

Sonra da, “bu ülkenin gayrimüslim ‘azınlık’larının ne gibi açık-örtük tehditlerle yaşamaya zorlandığı”ndan söz edip, “her an başlarına neler gelebileceği”nin ortaya çıktığını yazıyor. Oysa ben, mezkur yazıda, “İsrail’in yaptığı vahşi katliamlar”ın bu ülkenin müslüman halkına çok ağır geldiğini, bunun ülkemizdeki Yahudilere karşı bir “öfke kabarması”na yol açabileceğini, muhtemelen birikecek “toplumsal öfke”nin ve taşması halinde 6-7 Eylül 1955’te Rum vatandaşlara karşı girişilen “akıl tutulması”na benzer bir sonuca varmasından endişe ettiğimi, böyle bir “sosyo-psikolojik vaka olasılığı”nı önlemek için, “Hahambaşı’nın İsrail’in katliamlarını kınaması”nın ve böylece, “İsrail’in katliamlarının ülkemizdeki Yahudi cemaati ile alakasının olmadığını birinci ağızdan deklare etmesi”nin yerinde olacağını söylemiştim. Peki, Hahambaşı’ndan kötü bir şey mi istemişim de Prof. Berktay “Hahamseverlik”e soyunup meseleyi çarpıtma gereğini hissediyor, anlamış değilim. Sebebi, geçmişinde taşıdığı “Maocu sol çizgi”den kaynaklanan “İslam ve müslüman düşmanlığı”nı “Yahudiseverik”le resmetme psikolojisi olabilir mi?

Her ne kadar Prof. Berktay, “akıl ve mantık gereği biliyorum ki Yeni Akit’e hiç bulaşmamak lâzım” dese de, gazeteye ve bana bulaştı bir kere. Gazete kendi payına düşeni yapar, ben sadece beni doğrudan ilgilendiren kısmına bakacağım.

Kafayı, İspanya’da soykırımdan kaçan Yahudilere Osmanlı’nın kucak açıp güvenliklerini sağladığını hatırlattığım satırlara takmış. Buradan çıkardığı sonuca bakın: “Yüzyıllar boyu sığınmacılara nasıl kucak açtığımızla iftihar ederiz. Ama aynı zamanda, bunu sürekli başlarına kakar, yüzlerine vurur, bir tahakküm aracına dönüştürürüz. Hep tedirgin eder ve eğretiliklerini hissettirir; bak, senin kaderin benim iki dudağımın arasında, onun için haddini bil, yoksa karışmam demeye getiririz.”

 Pes yani niyet okumanın böylesine... Ancak “kötü” niyet okumuş. Bizi de kendisi gibi “niyeti bozuk” sanmış. Yoksa, meseleye gerçekte olduğu gibi iyi tarafından bakabilirdi. Samimiyetle söylüyorum, bu satırları yazarken tek niyetim şuydu:

“Ey Türkiye Yahudileri” Size dünyada yaşama hakkı tanınmazken, biz size kucak açtık. Çünkü bizim, insanların neye inandıklarıyla sorunumuz yoktur. Ama, sizi bağrına basan bu insanların duyarlı olduğu bir topluluğa karşı sizin gibi inananlar soykırım yapıyor. Geçmişin bizden gördüğünüz ‘iyilik tecrübesi’ ve hatırası için, bu insanlık dramına dur demeniz, katliamı desteklemiyor olduğunuzu açıklamanız bu millete göstermeniz gereken bir ahde vefadır.”

Ne var bunda? Böyle bir “insani beklenti”yi alıp “başa kakma” veya “tahakküm etme” biçimine dönüştürmeye kalkışmak, “insani gerekler”den bîhaber olmak değil de nedir?

Konuya yarın devam edeceğim inşaallah.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.