17 Ocak 2017 Salı19 R.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Andolsun, sizden önceki nice nesilleri peygamberleri, kendilerine apaçık deliller getirdikleri hâlde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helâk ettik. Onlar zaten inanacak değillerdi. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız.Sonra, nasıl davranacağınızı görelim diye, onların ardından yeryüzünde sizi onların yerine getirdik.(Yûnus 13-14)
  • “İslâm hidayeti nasip edilen ve yeterli miktarda maişeti olup, buna kanaat edene ne mutlu!”Tirmizi, Zühd 35, (2350).
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:48Güneş 08:19Öğle 13:21İkindi 15:47Akşam 18:10Yatsı 19:35
    • 18°C Adana
    • 5°C Adıyaman
    • 3°C Afyon
    • 13°C Ağrı
    • 7°C Amasya
    • 2°C Ankara
    • 10°C Antalya
    • 4°C Artvin
    • 10°C Aydın
    • 6°C Balıkesir
  • BIST: 81.899 0.23
  • Altın: 147,540 0.12
  • Dolar: 3,7822 -0.60
  • Euro: 4,0331 -0.06

Süleyman Şah Türbesi’ne bayram ziyareti

Faruk Köse

Her bayramda, “Kurban Bayramı”nın “et bayramı”na döndüğüne dair yakınmalara, eleştirilere şahit oluruz. Bu bayramda da aynı konuyu dile getirenler olacaktır bu doğrudur da. Ancak ben, bu bayramda farklı iki konu üzerinde durmak istiyorum. Biri “kurban etmeden önce kurban olmak” konusu, diğeri ise “vatan toprağı Süleyman Şah Türbesi’ne bayram ziyareti” teklifi.

Kurban edip kestiğimiz hayvanların etinin, kanının Allah indinde bir değerinin olmadığını biliyoruz. Âyet-i kerimede buyurulduğu gibi, aslolan “kesilecek kurban”ın ne olduğu değil, “kurban kesen”in “takva”sıdır. Bu yüzden, en az kurban kesmek için gösterdiğimiz özen kadar, “kurban olma”yı da bilmeliyiz.

Önce bizde olan bazı şeyleri kurban etmeliyiz. Mesela nefsimizi, enaniyetimizi kurban etmeliyiz. “Küçük dağları ben yarattım” edasından vazgeçmeli, kibrimizi, gururumuzu, bencilliğimizi kesip atmalıyız.

Müslümanlara karşı içimizde taşıdığımız “kin”i, “adavet”i kurban edip, “uhuvvet”i, “kardeşlik”i ihya etmeliyiz. “Kızgınlık”ımızı “kin”e ve “adavet”e dönüştürmemeli, “hak”kı ve “adalet”i “ikame” ve “ihya” etmeliyiz. Aramızda her ne anlaşmazlık varsa, onları “barış”a ve “birlik-beraberlik”e kurban etmeli, “kötü geçmiş”in üzerine bir “barış ve af” süngeri çekip, “temiz bir gelecek”e yeni bir sayfa açmalıyız.

Sorunlarımızı “birbirimizi bitirme” üzerine kurulu bir taktikle çözme zihniyetimizi kurban etmeliyiz; sorun yaşasak da, nihayetinde “İslam kardeşliği”nin ikliminde çözüme ulaşmanın yollarını bulmalıyız. Birbirimizi öldürmeye değil, “birbirimizde dirilme”ye bakmalıyız.

Kendimizin ve bizden olduğunu düşündüklerimizin hatalarını, karşıtlarımızın doğrularını yok sayma bencilliğini kurban etmeli, hak kimin yanındaysa onu almaya, doğru kimdense onu kabul etmeye, adalet neredeyse ona talip olmaya önem ve öncelik vermeliyiz.

Türkiye’nin ana ülkesinin dışındaki tek toprağı, Suriye’nin Halep şehrinin Karakozak Köyü’nde bulunan Süleyman Şah Türbesi’nin ve Süleyman Şah Saygı Karakolu’nun bulunduğu 10.096 metrekarelik arazi.

Bugünlerde IŞİD tehdidi altında olduğu gündeme gelen Süleyman Şah Türbesi’nin güvenliğini sağlayan askeri birlik için, Cumhurbaşkanı Erdoğan bir Kurban Bayramı mesajı yayımladı. “Süleyman Şah Saygı Karakolu’nun kahraman personeli” hitabıyla Kurban Bayramı’nı kutlayan Erdoğan, mesajında, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti, vatanının her karış toprağını savunmak için bir an bile tereddüt etmeden tüm imkanlarını seferber etmekten asla kaçınmayacaktır” dedikten sonra “Milletin destek ve hayır dualarının arkalarında olduğu”güvencesini verdi. Dedi ki:

“Süleyman Şah Saygı Karakolu’nda yalnız olmadığınızı, milletin bizzat kendisinin ve hayır dualarının her an sizlerle birlikte olduğunu bir kez daha teyit etmek isterim. Yine bilmenizi isterim ki, gerektiğinde, Türk Silahlı Kuvvetlerimiz tereddüt etmeden ve bir an bile gecikmeden yanıbaşınızda olacaktır.”

Cumhurbaşkanı’nın, “gerektiğinde yanınızda olacağız” güvencesinin bir “gönül alma”dan ibaret olmadığını, türbe arazisine saldırmayı düşünenlere karşı ciddi bir mesaj olduğunu biliyoruz. Ancak, “vatan toprağı”nın, bu tür “uzaktan mesajlar”la korunmasının yeterli olmayacağını düşünüyorum. Orada saldırı tehdidi altında bulunan askerler için, “hadi koçum, siz aslansınız, kaplansınız; vatan size minnettar, siz ateşin ortasında durun, biz arkanızdayız” türünden vaatlerin yeterli olacağını sanmıyorum. Bu yüzden, şu teklifte bulunuyorum.

Madem ki Süleyman Şah türbesi vatan toprağı... O halde, bu vatan toprağı, Edirne gibi, Hakkari gibi, Kars gibi, Konya gibi, Aydın gibi, Sivas gibi vs. bir yerdir. Yani Türkiye’nin ana kara sınırları içindeki herhangi bir yer nasılsa, Süleyman Şah Türbesi ve Saygı karakolunun bulunduğu arazi de öyledir. Bu yüzden; devlet yetkilileri, ülkenin ana kara sınırları içinde nereyi ziyaret edebiliyorlarsa, sınır dışındaki toprağı da öyle ziyaret edebilmeliler. Bu kapsamda şöyle bir teklifte bulunuyorum:

TBMM’de mensubu bulunan her partiden 2’şer milletvekilinden, Meclis dışındaki partilerden 1’er kişiden ve Hükümet’ten 1 temsilciden müteşekkil bir heyet, yanlarına basın mensuplarını da alarak Süleyman Şah Türbesi’ne ve Saygı Karakolu’na bayram ziyaretinde bulunsun. Kurbanlarını da orada kessinler.

Böylece oranın gerçekten “vatan toprağı” olduğu fiilen gösterilsin; güvenliğini sağlayan askerler de gerçekten devletin arkalarında olduğunu fiilen görsün!

Bu bayram başka bir bayram olsun. Bu bayramda kestiğimiz hayvanların etinin, kanının bize bir fayda sağlamayacağını idrak edelim.

Bu bayramda asıl kurban, bizimle aynı kıbleye yönelenler arasındaki adavet ve çatışma olsun. Bu bayram, “İslam kardeşliği”nin ihya edilmesinin temellerinin atıldığı bir bayram olsun!

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.