Dr. Erbakan Özal

Dr. Erbakan Özal

Petrol ‘Silahı’ üzerinden ABD-Rusya restleşmesi

Petrol ‘Silahı’ üzerinden ABD-Rusya restleşmesi

Soğuk savaş döneminin (1946-1991) iki süper gücü ABD ile Rusya, yaklaşık 30 yıl aradan sonra ilk kez ve yeniden “petrol silahı” üzerinden karşı karşıya geliyorlar. 

Pek tabii olarak bu sefer ki karşılaşmaları, soğuk savaşın bunaltıcı koşullarından uzak olması nedeniyle olabildiğince yumuşak, sessiz ve diplomatik nezaket kurallarına uygun bir şekilde gerçekleşmektedir.

Hatırlanacağı üzere, 1985 yılında ABD; bütçe gelirlerinin çok önemli bir kısmı petrole dayanmakta olan Sovyetler Birliği’ni (SSCB) güçten düşürebilmek ve mümkünse dağılmasını sağlayabilmek için “petrol fiyatlarını düşürmeye dayalı bir senaryoyu” uygulamaya koymuştu. Bu noktada ABD’nin en önemli destekçisi ise Suudi Arabistan’dı… 

Açıkçası 1960’ların sonlarından itibaren Batılılar’dan mali destek almalarının açmış olduğu gediklerin/açıkların da etkisiyle, SSCB’ye karşı, söz konusu “petrol senaryosu” öylesine başarılı olmuştu ki; daha 1986 yılından itibaren SSCB’de çözülme süreci kendisini hissettirmeye başlamıştı. Neticede; 1989 yılında çözülmeler başlamış ve 1991 yılında ise SSCB tamamen dağılmıştı.

İşte, bu sefer aynı ABD; SSCB’nin varisi konumundaki Rusya’yı da aynı “petrol silahıyla” hizaya getirerek 1991 sonrası sınırları içerisinde kalmaya mecbur etmeye çalışmaktadır. Üstelik bu sefer sadece Suudi Arabistan’ın desteğiyle de değil; Irak, Libya ve diğer Körfez Ülkeleri de aynı senaryonun başarıya ulaşabilmesi için ABD’ye tam destek vermektedirler.

Sorunun temelinde, “Ukrayna üzerindeki rekabet” bulunuyor görünse de; daha derinlerde, Rusya’nın da onlarca küçük devletçiğe (kent devletlerine) ayrıştırılması yatmaktadır; tıpkı hâlihazırda Ortadoğu bölgesinde uygulamaya koyulan projede (Büyük Ortadoğu Projesi - BOP) olduğu gibi!..

Bilindiği üzere, Rusya; 1991 yılından beri Avrupa Birliği (AB) ve NATO’nun genişleme politikaları neticesinde çepeçevre kuşatılmıştı. 

En son Ukrayna’nın da AB ve NATO’nun kanatları altına girdirilmeye çalışılması karşısında daha fazla sabredemeyen Rusya; önce Ukrayna’nın iç karışıklıklara sürüklenmesi fitilini ateşlemiş; daha sonra ise, Mart 2014’ten itibaren Kırım’ın Rusya’ya bağlanması sürecini hızlandırarak birkaç hafta içerisinde sonuca ulaşmıştı.

Ukrayna’nın iç karışıklıklara sürüklenmesi ve arkasından Kırım’ın ilhak edilmesine tepki gösteren ABD öncülüğündeki Batılı ülkeler, derhal, Rusya’ya karşı çeşitli yaptırımları devreye soktular. Daha sonraki aylarda ise, petrol fiyatlarının ucuzlatılması hamlesi devreye girdirilerek, ihracatının dörtte üçü kadarı hammadde ihracatına dayanmakta olan Rusya’ya karşı adı konulmamış başka bir müeyyide uygulamaya koyuldu. 

Sonuçta petrol fiyatlarındaki radikal düşüşten en büyük zararı, petrol ihracatına bağımlı durumdaki Rusya, İran ve Venezuela gibi ülkeler görürken; en büyük faydayı ise, petrol ithalatına bağımlı durumdaki müttefik AB üyesi ülkeler ile Türkiye ve benzer bağımlılığa sahip diğer ülkeler görmüştür. 

Mesela, sadece bu petrol fiyatlarındaki yüzde 58’lik düşüşün etkisiyle, durgunluk sinyalleri veren Avrupa ekonomileri ciddi anlamda rahatlamaya girerken; Rusya ise hem ekonomisi, hem de uygulamış olduğu aykırı politikaları üzerinden ciddi anlamda sarsıntılar geçirmeye başlamıştır.

Eğer perde arkası pazarlıklarda belli bir uzlaşı noktasına varılmayacak olunursa, ABD-Rusya restleşmesi neticesinde: Rusya başta olmak üzere, petrol ihracatına bağımlı İran ve Venezuela gibi bazı ülkelerde yakın bir gelecekte ciddi krizlerin yaşanması muhtemeldir. 

Öte yandan, bu restleşmeden en azami ölçüde faydalanmakta olan AB üyesi bazı ülkeler ise bu krizin en azından belli bir süre daha devam etmesi için restleşmeye destek oluyorlarmış gibi bir izlenim oluşturuyorlar.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
4 Yorum
Dr. Erbakan Özal Arşivi