Cübbeli Ahmet Hoca

Cübbeli Ahmet Hoca

Dünya işleri kafanızı karıştırmış

Dünya işleri kafanızı karıştırmış

AYET-İ KERİME

“Kim Allah’a ve Resulüne itaat eder, Allah’tan korkar ve O’na karşı gelmekten sakınırsa, işte onlar başarıyı elde edenlerin ta kendileridir. (Nur, 24 / 52)

HADİS-İ ŞERİF

“Kim bir ayıp görür ve onu örterse, diri diri gömülmüş bir kızı ihya etmiş gibi olur.” (Ebû Dâvud, Edeb 45)

 

Müslümanlar İslam’ı maksat olmaktan çıkartmış, kendilerini dünya hayatına kaptırmış durumdalar. İnsanlar gaflet içinde. İslam âleminin yangın yerine dönmesinin sebebi de Müslümanların bu halidir. Mevla dost tokadı vurarak ihtar ediyor.

Dün­ya iş­le­ri si­zin ka­fa­nı­zı ka­rış­tır­mış. İlim­le uğ­ra­şa­cak ha­li­niz, vak­ti­niz pek kal­ma­mış. Üm­me­ti­miz ve mil­le­ti­miz açı­sın­dan bu üzü­cü bir du­rum­dur. Ha­ki­ka­ten in­san­lar gaf­let içe­ri­sin­de. Ömür­ler be­re­ket­siz. Rı­zık­lar be­re­ket­siz. 
Va­kit­ler be­re­ket­siz. Biz da­hi va­kit ba­kı­mın­dan es­ki bul­du­ğu­muz bol­lu­ğu, be­re­ke­ti bu­la­mı­yo­ruz. Bu kı­ya­met ala­met­le­rin­den­dir. Nef­si­mi­zin şer­rin­den­dir. Bu be­re­ket­siz­lik, bu va­kit­siz­lik, bu ha­yır­sız­lık her­kes­te ay­nı mı­dır yok­sa sa­de­ce ben de mi var­dır bil­mi­yo­rum. 
 

NE­FES AL­DIR­MA­MA­SI LA­ZIM

Ku­r’­an’­da “Hem si­ze isa­bet eden her­han­gi bir mu­si­bet, iş­te ken­di el­le­ri­ni­zin iş­le­di­ği (o gü­nah­lar)yü­zün­den­dir; bu­nun­la be­ra­ber (Al­lah) bir­ço­ğu­nu af­fe­der.” 

(Şû­râ-30) buy­ru­lu­yor. Al­lah her gü­na­hı­nı­zın ce­za­sı­nı pe­şin ver­se si­ze ne­fes al­dır­ma­ma­sı ge­re­kir. O ka­dar çok su­çu­nuz var. Ama lüt­fe­di­yor, ke­rem edi­yor ve ço­ğu­nu af­fe­di­yor. 

Yi­ne de si­ze vur­dur­duk­la­rı mu­si­bet­ler yü­zün­den bu ka­dar ha­yır­sız­lık, be­re­ket­siz­lik, has­ta­lık, be­la, mu­si­bet, dert, ke­der, fa­kir­lik, ze­lil­lik, ha­kir­li­k… 

Adı­na ne der­sen de İs­lam âle­min­de ve Müs­lü­man üm­me­tin­de bun­lar çok zu­hur et­miş du­rum­da­dır. 

Çün­kü biz an­cak ahi­re­te yö­ne­lir­sek Mev­la bi­zi abat eder. 

MEV­LA DOST TO­KA­DI VU­RU­YOR

Dün­ya bi­zim yük­se­le­ce­ği­miz, zevk ede­ce­ği­miz, ke­yif­le­ri­mi­zi tat­min ede­ce­ği­miz bir yer de­ğil. Dün­ya za­ten bun­la­ra ye­ter­li de­ğil, bu­nun için de ya­ra­tıl­ma­dı. Dün­ya bir gü­zer­gâh, ge­liş-ge­çiş köp­rü­sü gi­bi ya­ra­tıl­mış­tır. Ama ta­bi in­san­lar he­le ki Müs­lü­man­lar ahi­re­te inan­dık­la­rı hal­de “Ben öl­dü­ğüm za­man ka­bir­de ne ce­vap ve­re­ce­ğim? Mev­la­’nın hu­zu­run­da na­sıl he­sap ve­re­ce­ğim?” di­ye dü­şün­mü­yor­sa, bun­la­rı bil­me­si­ne rağ­men dün­ya mak­sat ha­li­ne gel­miş­se, Mev­la­’nın rı­za­sı ih­mal edil­miş de­mek­tir. 

Bü­tün der­din bu­ra­da yaz­lı­ğın, kış­lı­ğın, evin, bar­kın, ara­ban ol­sun, dü­ze­nin ku­rul­sun gi­bi şey­ler­se ve bu bir in­san için ye­ter­li gö­rül­müş­se ta­bi ki Mev­la uyar­mak için dost to­ka­dı vu­rur. 

İS­LAM ÂLE­Mİ GA­FİL KAL­MIŞ

Dost to­ka­dı kâ­fir­le­re gel­mez. Bu­ra­dan bir­çok so­ru­nun ce­va­bı çı­kar. 

Ni­ye Ame­ri­ka­’ya bir şey ol­mu­yor, ni­ye Fran­sa­’ya bir şey ol­mu­yor, ni­ye Av­ru­pa Bir­li­ği ra­hat, ni­ye Rus­ya­’nın eko­no­mi­si çök­mü­yor, ni­ye Müs­lü­man­lar harp için­de, Ye­me­n’­den Ira­k’­a ka­dar her yer iç sa­vaş, dış sa­vaş, İs­lam âle­mi yan­gın ye­ri­ne dön­müş ya­nı­yor. 

Bu­nu so­ru­yor­sa­nız ba­na söy­le­di­ğim laf­la­rı dü­şün­dü­ğü­nüz­de ce­va­bı bu­lur­su­nuz.  Çün­kü İs­lam âle­mi ca­hil bı­ra­kıl­mış, ga­fil kal­mış, İs­la­m’­ı mak­sat ol­mak­tan çı­kart­mış. 

Sem­bo­lik ha­le ge­tir­miş. Üç, beş kan­dil, bir ra­ma­zan, kur­ban bu ka­dar. Sem­bol­ler­le ol­maz bu iş.

İb­ni Ab­bâs (Ra­dı­yal­lâ­hu An­hü­mâ)dan ri­vâ­yet edi­len bir ha­dîs-i şe­rîf­te Ra­sû­lül­lâh (Sal­lâl­lâ­hu Aley­hi ve Sel­lem) şöy­le bu­yur­muş­tur:  “Her kim re­ceb, şa­bân ve ra­ma­zan­da öğ­len ikin­di ara­sı:  ‘Ken­di­sin­den baş­ka hiç­bir ilah bu­lun­ma­yan, Hayy ve Kay­yûm olan O bü­yük Al­lâh-u Te­âlâ’­dan mağ­fi­ret ta­lep ede­rim. 

Ken­di­si hak­kın­da ne bir za­ra­ra, ne bir fay­da­ya, ne ölü­me, ne de ya­şa­ma­ya ve ne de di­ril­me­ye mâ­lik ol­ma­yan, (gü­nah­lar iş­le­ye­rek) ken­di­si­ne zul­met­miş bir ku­lun tev­be­siy­le O’­na tev­be ede­ri­m’ der­se, Al­lâh-u Teâ­lâ (o ki­şi­nin se­vab ve gü­nah­la­rı­nı yaz­mak­la gö­rev­li) iki me­le­ğe: ‘Bu ku­lun amel def­te­rin­de­ki gü­nah­la­rıy­la alâ­ka­lı ya­zı­la­rı ya­kın!’ di­ye vah­ye­der.”  (Sa­fû­rî, Nüz­he­tü­’l me­câ­lis, 1/140)

BANA ÖĞRET

Nevf el-Bi­kâ­lî (Ra­dı­yal­lâ­hu Anh)dan nak­le­dil­di­ği­ne gö­re; is­tiğ­fâ­rın bir­çok sî­ğa­sı var­sa da Ali ib­ni Ebî Tâ­lib (Ra­dı­yal­lâ­hu Anh)dan ri­vâ­yet edi­len şu is­tiğ­fâr pek bü­yük­tür. Bir ârâ­bî, Ali (Ra­dı­yal­lâ­hu Anh)a ge­le­rek, kar­şı­laş­tı­ğı zor­luk­lar­dan, mad­dî sı­kın­tı­dan ve ço­luk ço­cu­ğu­nun ka­la­ba­lık olu­şun­dan şi­kâ­yet­te bu­lu­nun­ca, o ken­di­si­ne: “İs­tiğ­fâ­ra de­vam et” bu­yur­du. Adam bir za­man son­ra tek­rar ge­le­rek çok is­tiğ­fâr et­ti­ği­ni fa­kat ha­lin­de bir dü­zel­me gör­me­di­ği­ni arz edin­ce, ona: “Her hal­de sen is­tiğ­fâ­rı gü­zel ya­pa­mı­yor­su­n” de­di. 

O ki­şi: “O za­man sen ba­na öğ­re­t” de­yin­ce, bu­yur­du ki: “Ni­ye­ti­ni gü­zel yap, Rab­bi­ne ita­at et ve şöy­le söy­le:
 

AFF-I MAĞFİRET İSTİYORUM

‘Ey Al­lâh! Şüp­he­siz ki ben, Se­nin ver­di­ğin afi­yet­le be­de­ni­min iş­le­me­ye kuv­vet ka­zan­dı­ğı, üs­tün nî­me­tin­le gü­cü­mün eriş­ti­ği, bol ver­di­ğin rız­kın­la eli­min uzan­dı­ğı her gü­na­hım­dan, Sen­den kork­sam da ce­zâ­mı ge­cik­tir­me­ne gü­ve­ne­rek ve­ya hil­mi­ne yas­la­na­rak ya da cö­mert­çe af­fı­na îti­mat ede­rek iş­le­miş ol­du­ğum her gü­nah­tan mağ­fi­ret di­li­yo­rum. 

Ey Al­lâh! Ger­çek­ten ben ken­di­sin­de emâ­ne­ti­me hâ­in­lik et­ti­ğim ya da ken­di­me ek­sik bı­rak­tı­ğım ve­ya nef­sim için sa­vur­gan­lık­ta bu­lun­du­ğum yâ­hut şeh­ve­ti­mi ter­cih et­ti­ğim ve­ya baş­ka­sı için uğ­raş­tı­ğım ya da ba­na uya­nı az­dı­rıp dü­şür­dü­ğüm yâ­hut hi­le­kâr­lık­la üs­tün gel­di­ğim her gü­nah­tan ötü­rü aff-ı mağ­fi­ret is­ti­yo­rum.

Ha­ni Sen be­nim bu gü­nah­la­rı­mı is­te­mez­ken, ben Sa­na kar­şı ey Mev­lâm hî­le ya­par­mış­ca­sı­na dav­ran­mış­tım da, Sen eze­lî il­min­de be­nim ne yo­lu se­çe­ce­ği­mi bil­di­ğin­den be­ni o iş­ler­den en­gel­le­me­miş­tin.

EY ACIYANLARIN EN ACIYICISI

Fa­kat be­ni zor­la gü­nah­la­ra sok­ma­yıp ace­le et­me­ye­rek bek­le­miş­tin ve ba­na zer­re ka­dar bi­le zul­met­me­miş­tin! 

Ey acı­yan­la­rın en acı­yı­cı­sı! Ey dar­lı­ğım­da sa­hi­bim! Ey yan­lız­lı­ğım­da enî­sim! Ey nî­me­ti­min ko­ru­yu­cu­su! Ey be­lâ­mın sa­vuş­tu­ru­cu­su! 

Ey göz­ya­şı­ma acı­yan! Ey gü­ve­ni­lir da­ya­na­ğım! Ey en ya­kın kur­ta­rı­cım! Ey şef­kat­li Mev­lâm! Ey Beyt-i Atî­k’­in Rab­bi!  Be­ni dar­lık­la­rım­dan ge­niş yo­la çı­kar, ta­ra­fın­dan be­ni en ya­kın za­man­da gü­ven­le fe­ra­ha çı­kar, her zor­luk ve dar­lı­ğı ben­den aç, gü­cüm ye­ten ve yet­me­yen her şe­ye kâ­fi gel. 

MUSİBETİ GİDER

Her tür­lü gam ve ke­de­ri ben­den uzak­laş­tır. Her üzün­tü ve dert­ten be­ni ha­lâs et! Ey sı­kın­tı­la­rı açan! Ey gam­la­rı keş­fe­den! Ey yağ­mu­ru in­di­ren! Ey dar­da kal­mı­şın du­ası­nı ka­bul eden! Ey dün­ya ve âhi­re­tin Rah­man ve Ra­hî­mi! 
Ya­ra­tık­la­rın­dan seç­ti­ğin Mu­ham­me­d’­e ve âk-pâk olan Ehl-i Bey­t’­ine sa­lât ey­le! Ey bü­tün za­rar ve be­lâ­la­rı açan! Ey tüm giz­li ve ka­pa­lı­la­rı bi­len! Ey mer­ha­met­li­le­rin en çok acı­ya­nı! Göğ­sü­mü dar­la­tan, sab­rı­mı tü­ke­ten, ça­re­mi azal­tan ve kuv­ve­ti­mi zaa­fa uğ­ra­tan her mu­sî­be­ti ben­den gi­der! 

TÜM SIKINTILAR KALKTI

İş­le­ri­mi Al­lâh-u Te­âlâ’­ya ıs­mar­lı­yo­rum. Şüh­he­siz ki Al­lâh-u Teâ­lâ kul­la­rı hak­kıy­la gö­ren­dir.  Mu­vaf­fa­kı­ye­tim an­cak Al­lâh-u Te­âlâ’­nın yar­dı­mıy­la­dır. 

An­cak O’­na gü­ven­dim. O, bü­yük Ar­ş’­ın Rab­bi­di­r’ Âmîn! Bu tav­si­ye ile amel eden zat de­di ki: “Ben bu is­tiğ­far­la­rı bir­kaç de­fa yap­tı­ğım an­da Al­lâh-u Teâ­lâ ben­den bü­tün dert­le­ri ve sı­kın­tı­la­rı kal­dır­dı, rız­kı­mı bol­laş­tır­dı ve tüm mih­net­le­ri gi­der­di. (Ha­bîb Ay­da­rûs, ‛Ik­dü­’l-ye­vâ­kî­ti­’l-cev­he­riy­ye, 1/95-96; Sey­yid Mâ­li­kî, Mâ­zâ fî şa‛­bân, sh:63-65)

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Cübbeli Ahmet Hoca Arşivi