Lütfü Şehsuvaroğlu

Lütfü Şehsuvaroğlu

Sanal devlet milli devlete karşı

Sanal devlet milli devlete karşı

“Milli Egemenliğe Saygı…” 

IŞİD’i ciddiye almayanlar hüsrana uğrarlar.

Çağın en önemli meselesi…

Mesele ABD’ye bırakılmayacak kadar bizi ilgilendiriyor.

Müslüman olan herkesi…

Ahalisi Müslüman olan her devleti…

Bizi, S. Arabistan’ı, İran’ı ve bütün İslam ülkelerini…

Genel olarak İslam âlemini ve İslam medeniyetini…

Selefi akımları bir ilahiyatçı profesör edasıyla tenkit etmek ise hiç ama hiç çözüm getirmiyor.

Tek başına yeni yetme çocuklara akıl verme türünden bir İslam tebliğciliği maalesef bir işe yaramıyor. Hatta bu tür davranışlar tepkiyi artırıyor ve gençleri daha çok IŞİD’in kucağına itiyor.

Bugünlerde milliyetçiliğin ve yok olmaya yüz tutan değerlerini “analar ağlamasın” diskuru ile uyutan halkın ortak duygu inşasının günceli belirlemede fonksiyoner olması karşısında eblehleşme sürecinin mimarları olan yarı aydın sürüsünün yine aynı televizyonlarda yine aynı kimliklerle milliyetçilik yapmasına benzer.

Daha doğrusu yapmaya kalkışmasına…

Nitekim çelişkili söylemleri herkesçe malum olan bu medyamenlerin daha birkaç ay önce Apo çığırtkanlığı, çözüm sürecini alayu valayla ballandıra ballandıra anlatmaları, her birinin akil adam olması, olmayanların da sıraya girmesi bu akıldaneliğin bir yansıması…

Nasıl ki nefreti körüklüyorsa bu medyamenlerin diskur değiştirmesi, öyle rahatsız edicidir ilahiyatçıların radikalizme öğüt vermesi…

İran Dışişleri Bakanlığı temsilcisi ve hükümet sözcüsü Merziye Afham Hanım geçenlerde çok önemli açıklamalarda bulundu.

Teröre karşı tedbir almada devletlerin yani milli devletlerin milli egemenlik hususunda birbirlerinin haklarına riayet etmeleri gerektiğini söyledi. Terörizme karşı mücadele, ülkelerin milli egemenliğine saygı çerçevesinde yapılmalıydı.

Çok boyutlu işbirliği ülkelerin milli egemenliğine saygı gösterilerek uygulanabilirdi. 

ABD ile yakınlaşan İran’ın halen Yemen’den Suriye’ye kadar birçok mıntıkada uluslararası camia ile çelişkileri bulunuyor. 

Aslında Türkiye’nin de güya müttefik olduğu ABD ile kendi yakın komşuları ile münasebetlerinde çelişkiler yumağı yok değil…

Bir kere ABD ve İngiliz Yahudi medeniyeti sınırımızda hatta içimizde bir Kürt devleti inşa etmek istiyor. Bizim çelişkimiz bu açıdan İran’dan fazla…

İran temsilcisinin milli egemenlik hakları bahsini öne alması özellikle IŞİD’e karşı mücadelede ilerde daha bariz olarak hissedilecek bir konu…

Sanal bir devlet olan IŞİD’in oturduğu teorik zemin hiç de yabana atılacak bir zemin değil. Bir kere hilafet devleti olduğunu ileri sürüyor ve Şam ile Bağdat gibi kadim hilafet merkezlerine atıfta bulunuyor. İkincisi ulus devletlerin miadının dolduğuna dair inancın üstüne oturuyor. Ulus devleti küçümseyen ve sözde emperyal vizyonu savunan yarı aydınların ise ulus devletten geçindikleri halde oturdukları yerden sadece ahkâm kesmesi ve yerine bir şey koyamaması terörün ekmeğine yağ sürüyor.

Bir yandan terörün model alınması diğer yandan devletin kurumsal olarak ortada olması sanal bir devlet iddiası terör örgütünün elini güçlendiriyor.

Bundan bilgi toplumunun haberinin olmaması imkânsız…

Yani ABD ve İngiliz Yahudi medeniyeti IŞİD’in sağlam gerekçesinin üzerine oturup onun içine sızıp eylem planında birçok saptırmaya sebep olmuştur kanaatindeyim.

Aynı zamanda Irak’ta sünni Arap asli unsurunun müdahaleden beri hiç ama hiç siyaset alanında temsil edilmemesi Irak devletinde sünni Araplara hiç yer verilmeyip sadece Kürt ve Şia ile iş tutulması bu geniş Arap dünyasında infiale ve çözüm yolunu devletler üzerinden değil başka bir metodda aramaya itti.

İşte sanal ortam terör devleti böylece doğdu…

Ulus devlet eskimiştir. Hükmü kalkmıştır. Artık milli devletlerin miadı dolmuştur biçimindeki her yaklaşım böylesi bir sapkınlığa geçit vermiştir.

Haksız da sayılmazlar…

Prof. Dr. Şahin Uçar yıllar evvelinden yazmıştı.

“Devlet dediğimiz kurum eskimiştir. Yalnız TC değil, bütün dünyadaki devletlerin şöyle söz gelişi yeniden yapılanma değil; bir metamorfoz geçirmesi yeni ve bambaşka bir bünyeye kavuşması gerekiyor.

Çare bulunmazsa bu durum medeniyetimizi tehdit etmektedir. Kendi gerçek varlık sebebinden uzaklaşmak halkın menfaatlerini ve memleketi uluslararası şirketlere pazarlayan, uluslararası şirketlere aracılık eden bir pazarlamacıya dönüşen bir devlet kurumu var: Devletler hukuki meşruit zeminini kaybettiler ve dünyayı uluslararası şirketler yönetiyorlar. Böyle bir statüko hiçbir mazeretle meşrulaştırılamaz, kabul edilemez. Cloustwitz’in dediği gibi değil. Savaş kanın değilticaretin uzantısı oldu. Ter değil, kan ticareti yapılıyor.” (Şahin Uçar, Tarih Felsefesi, Nehir, İstanbul 1997)

Muhtemelen Maneviyat Sermayesi adlı kitabı okuyanlar İngiliz Yahudi medeniyetinin ekmeğine yağ sürüyorlar.

Artık her maneviyat değeri paraya tahvil edilebilir. Kullanılabilir. Satılabilir. Satın alınabilir oldu…

Oysa devlet önce ahlak ve adanmışlık üzerine kurulur ve adaletle yaşar…

Eğer Uçar haklı ise gerçekten devlet denen kurumun yeniden yapılandırılması zaruridir.

Sanal ortam devletlerine ve onların terör metodlarına karşı evrensel ve milli yeniden ama yepyeni bir model inşa etmemiz kaçınılmaz…

Bu da yarı aydınların sürekli tv ekranlarına çıkıp hem ulus devlet eskidi hem de onu savunan (IŞİD’e ve PKK’ya karşı komik söylemlerinde olduğu gibi)  lakırdılarının ötesinde bir inşa olacak bu…

Demek ki neymiş?

Önce tv ekranlarından bu pislikler temizlenecek…

Ondan sonra eve dönülecek…

İpek böceğinin kozasını örmesi gibi yeni devletin evrensel metodu bulunacak…

Bu bende var…

İsteyene takdim ederim…

Tabii öncelikle benim Oğuz sınavımdan geçecek…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Lütfü Şehsuvaroğlu Arşivi