24 Mart 2017 Cuma26 C.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:27Güneş 06:54Öğle 13:18İkindi 16:43Akşam 19:28Yatsı 20:48
    • 20°C Adana
    • 17°C Adıyaman
    • 17°C Afyon
    • 4°C Ağrı
    • 14°C Amasya
    • 17°C Ankara
    • 19°C Antalya
    • 8°C Artvin
    • 21°C Aydın
    • 16°C Balıkesir
  • BIST: 90.383 0.69
  • Altın: 145,141 -0.27
  • Dolar: 3,6152 -0.28
  • Euro: 3,9060 -0.13

Atatürk Yaşasa Sizi Denize Dökerdi

Saliha Sultan

Günün çiçek, böcek çocukları bilmez; 80’lerde bugün her tarafı dökülen sol cenahta bile bir takım onurlu adamlar var. Hayatlarına bakınca iyi, kötü halk için akılları erdiğince bir şeyler yapmışlar diyorsun. Dönemin gazetelerinde hemen her gün emperyalizm düşmanlarının soymaya çalıştığı bir banka haberine rastlarsın mesela. Alt yapısı, suyu, elektriği olmayan gecekondularda yaşam mücadelesi veren garibanların dramı yansıtılır dönemin filmlerinde. Karikatür dergileri ise; tabağındaki bir simit ve üç zeytini beş kişilik ailesine bölmek için kemerine bir delik daha açan, bir deri bir kemik kalmış orta direk insanımızın içler acısı halleriyle doludur. 

Şimdilerde eski çamlar epey bardak oldu. Banka reklamlarının sloganlarını solcu şair, yazarlar yazıyor, reklamlarında da halkçı(!) artistler oynuyor.  Solculuktan dem vurup, nasıl sahip olduğu muallâk kat kat rezidanslarından çıkıp, kürsüde soğan kıracakmış gibi sol yumruğunu havaya kaldırıp  “ezilenlerin yanındayız yeah” diyen birini görünce çok gülesim geliyor mesela. Karikatür dergilerine baktığımda ise insanı “hayvan” figüründe resmetmekten başka bir beceriksizlik göremiyorum. 

Bir zamanlar zenginden alıp, fakire vermeyi düşleyen yerli Robin Hood’cuklar; Marmaray, köprü, havaalanı, yol gibi halka hizmet edecek işler yapılırken güya halk adına ayaklanıveriyorlar. Halk adına slogan atarken, halkı soyup, soğana çeviren bankalara tek bir laf ettiklerini hiç duyamadık. Hele şu sanatçı kesimi yok mu? E, bankalar konserlerine, filmlerine, oyunlarına sponsor olmazsa az kazanırlar, halka “ayaklanın” çağrısı yaptıktan sonra gidip Bodrum’da kallavi bir tatil yapamazlar değil mi?

Solculuk da ayağa düştü velhasıl. “Ak Partili belediye beni konsere çağırıyor, ama gitsem bizim taraf beni siler” dediği röportajda mahallesindeki diktatörlüğü ele veren Selda Bağcan, birkaç hafta sonra kızdırdığı mahalle sakinlerine yaranmak için “ben hapse girdim, bugünkü gençler de girsin” falan diyerek solculuk yapmaya devam ettiğini sanıyor. Hatırlarsınız, Gezi kalkışmasında kol kola girip en önde yürüyerek bol bol özgürlükten dem vurmuştu bu sanatçı takımı. “Acımız büyük” deyip, konserlerini iptal etmişlerdi. Etmeyenlere de “sizi piyasadan sileriz ha” diyerek bir güzel baskı kurmuşlardı. Şimdi de şehit cenazelerinden acılı ağıtlar yükseliyormuş hiç umurlarında mı? “Müziği durdurmak hayatı durdurmaktır” diye afili bir slogan ürettiler, millet şehitlerimize ağlarken konser vermeye devam etmek için çırpınıyorlar. İçerimiz kan ağlarken bunlar kıyılarda vur patlasın, çal oynasın modunda takılacaklar. Oh ne ala!

O tişörtlerine, şapkalarına resmini bastırıp Cihangir, Taksim, Nişantaşı sokaklarında gezdikleri Deniz Gezmiş, Che Guevera mezarlarından kalksalar önce gidip bunların kafasına vururlar. Oturdukları rezidansları, eğlendikleri gece kulüplerini basıp, “kafayı çekip çekip halkı ağzınıza almayın serseriler” diye diye ıslata ıslata döverler. Nazım Hikmet, sosyal medya hesaplarında bol bol şiirlerini paylaşanların içine düştüğü bu çelişkileri görse hele, yeminle kitaplarını elleriyle toplar, şiiri bırakır. Yılmaz Güney desen bu kötü oyunculara filmlerinde figüranlık bile vermez. Halleri o kadar vahim. Dillerinden düşürmedikleri Nietzsche, Freud’a falan hiç girmiyorum. Adamlar bunların haysiyetsizliğini, ikiyüzlülüğünü görse pisikolojiden, felsefeden soğurlar; insanı anlamaktan vazgeçip pazarda limon satmaya giderler. 

Aklıma geldi de. “Mustafa” diye belgeselini yapıp, prim toplayan Can Dündar’ın Cumhuriyet gazetesinde, Gençliğe Hitabe’deki dâhili düşmanları “dağa sigara izmariti atmayan cici çocuklar” güzellemesiyle tanıttığını görse Atatürk ne yapardı sahi? Ya da imzasını kalçasına, degajesine dövme yaptırıp, Bodrum sahillerinde güneşlenirken  “Ülkemizde olanlar için ne diyorsunuz?” diye uzatılan mikrofonlara “Ayh benim çocuğum olsa hayatta askere yollamam, benim çocuğum başkalarının savaşı için niye ölsün yha?” diyen Türk kadın(!)larını görse sarı saçlarını yolup, mavi gözlerini karartıp kıyı sahillerinden hepsini denize döker miydi acaba? 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.