Lütfü Şehsuvaroğlu

Lütfü Şehsuvaroğlu

Bahçeli’ye Haksız Saldırılar

Bahçeli’ye Haksız Saldırılar

Önüne gelen MHP liderine saldırıyor.

Sanki önceden bazılarına söz vermiş de sözünden dönmüş muamelesi yapıyorlar.

Yıllardır uyarılarına hiç kulak asmadınız, çözüm süreci böyle olmaz dedi tınmadınız. Kafanıza eseni yaptınız. Terör örgütü lideri ile kapalı kapılar ardında her türlü tavizi verdiniz, yetinmediniz uluslararası güçleri sanki hakem yaptınız ve iki taraflı bir barış süreci başlattınız. Adamlar da havaya girdi. Koskoca TC ile pazarlık yapan eli kaleşenkoflu teröristin macun tüpten çıktıktan sonra nasıl geri sokacağını istese bile yapamayacağını bilemediniz.

Kürtleri terör örgütünün kucağına ittiniz.

Bütün Kürtleri…

Örgüte hiç de sıcak bakmayanları bile çaresiz ve alternatifsiz bıraktınız.

İçinizden birinin bile küçük bir özeleştiri yapmasına asla fırsat vermediniz.

Görüşü olanlar bile görüşlerini yutaklarında yara yaptılar.

Özgürlükçü demokrasi hikâyeleri arasında faşist bir yönetim anlayışı sergilediniz.

Tamam, Devlet Bahçeli belki ilginç bir ketumiyet sembolü, tuhaf bir liderlik anlayışı var. 

Son tahlilde devletin bekası için karar verdiğini düşünüp hani o Cumhurbaşkanlığı seçiminde yaptığı gibi elinizi güçlendireceğini sandınız.

Devletin bekası niçin sizin saltanatınızla kaim olsun ki?

Esad dediniz Esed oldu…

Fethullah Hocaefendi dediniz Feto ya da F tipi paralel yapı oldu.

Darbeciler kodese dediniz, orduya kumpas kurulduğu ortaya çıktı.

Apo çok çok büyük lider diyenlerinizin sayısı yüzde sekseninizi aşıyor.

Dağdan inip mecliste siyaset yapsınlar dediniz, dağdan inip mecliste siyaset yaptıklarında neden tekrar dağa çıkmıyorsunuz dediniz.

Bütün bunların yanında Suriye’de, Irak’ta, Kürt meselesinde, AB meselesinde, hatta Cami mimarisinde bile hep ama hep çuvalladınız, ama yine de kendinizi devletin bekası ile paralel tuttunuz.

Niçin Devlet Bahçeli sizin babanızın oğlu mu?

Devlet Bahçeli kadar başınıza taş düşsün…

Gerçi o da taş olup yağmaz ya neyse…

REFERANDUM

 

Şimdi erken seçim ihtimali öne çıktı ya…

Yani ırgat yanlış oy kullandı ve yeniden seçim yapacak ya…

Acaba tercihlerini değiştirecek mi diye merak eden var mı?

Hayır.

Ama yine de koskoca devlet ve kurumları parlamento içinden birkaç alternatif doğurabilecekken –Sayın Davutoğlu’nun dokuz alternatifi vardı- ne yazık ki erken seçim intihara sürüklenen bir tarikat gibi bütün akılları kuşatmış gibi.

Tamam olsun, ne yapalım.

Ama partilere seçim yardımı olmasın.

Hatta seçim masraflarını partiler ödesin.

Hatta siyasi partilerin liderleri değişsin.

Seçim sistemi değişsin.

Barajlar kalksın.

Etnik parti kurulamayacağı yasalarla teminat altına alınsın.

Dini siyasete alet edenler siyaset dışı bırakılsın.

Paralel yapılar ortadan kaldırılsın.

Terör örgütü yok edilsin.

Ve bir de…

Başkanlık sistemi oylansın.

Zannederim Ak Parti içinden de bu konuda halkın ne tercih ettiği konusu tartışılıyor.

Bence kartlar açık oynanmalı…

Erken seçimde bu düzenlemeler yapılmalı.

Hiç olmazsa parti amblemlerinin bulunduğu seçim pusulası yanında “başkanlık sistemini onaylıyor musunuz” sorusu sorulmalı ve altında ‘evet’ ile ‘hayır’ kutuları olmalı…

“Evet” çıkarsa, yapacak bir şey yok; koalisyona da gerek yok. Başkanımız bakanlar kurulunu tayin etsin.

Yok, “hayır” çıkarsa Cumhurbaşkanlığına ve parlamenter sisteme döneceğiz başka çare yok.

Ne dersiniz?

MHP İLKELERİ

MHP çok basit şeyler söyledi…

Dört ilkeden bahsetti. Hiçbiri koalisyon için uygulanmaz değildi.

Niye o zaman koalisyon olmadı?

Neden hemen herkes saray işaret verince hemencik erken seçime odaklandılar?

Oysa seçim daha yeni olmuştu ve olağanüstü bir değişiklik olmazsa sonuçlar yine aynı çıkacaktı?

O zaman bu masraflar niyeydi?

Yüksek Seçim Kurulu bile sürece uymuş gözüküyor.

Kendi kendine açıklama yapmış başkan.

Seçim için 90 gün beklemeye gerek olmayabilir. Kasım’da seçim olabilir filan gibisinden laflar etti.

Demek ki ben fetvacı hocanın günahını almışım.

Hoca işi biliyormuş.

Irgat gerçekten yanlış oy kullanmış.

Mevsimleri karıştırmış. Haziran’da oy kullanamıyormuş. Kasım’da aklı başına geliyormuş.

Irgatın önüne tekrar sandık konacak ve tercihini düzeltecek.

Düzeltmezse düzeltene kadar sandık imalatı…

MHP kendini ilkeli, tutarlı ve belirleyici kıldı.

Engin Ardıç, Hasan Bülent Kahraman ve bilumum Sabah yazarlarının ittifakla ortaya koyduğu kanaat gibi; hiçbir şey yapmadan bir işe yarıyordu MHP…

Oysa kendileri ne kadar da çok çalışıyorlardı…

Başlarında Hıncal abileri, 12 Eylül’den bu yana bir takım yerlere çalışıp duruyorlar…

Hepsi de Sabah gazetesinde toplanmışlar…

Darbe süreçlerinin doğurduğu yazar taifesi İslamcı gül kokularıyla nümayan mutlu bir azınlık olmuşlardı aslında. Beyaz Türk diye eleştirip durdukları nereye kayboldular bilmiyorum ama senelerdir beyaz Türk oldular belki de farkında değiller…

MHP eleştirileri biraz da yeni beyaz Türk oluşlarının kaçınılmaz sonucu galiba…

Malum beyaz Türkler öteden beri MHP’yi sevmezler.

Ak Parti MHP ile koalisyon kursaydı Türkiye’nin önündeki birçok problemi aşarlardı. Belki de yeni vesayetleri ortadan kaldırırlardı. Üstelik de Ak Parti yeni lideriyle kendisine yakışan bir ‘milleti büyük ülküler etrafında kanatlandırma’ ameliyesine erişebilir, hayatını anlamlaştırır; geçmiş günahlarını affettirebilirdi.

Milletin makus talihini yenmede sanal başarılardan hakiki başarılara müracaat ederdi. Onlarla övünebilirdi.

Şimdi maziye dönüp baktığında ne bıraktığına bakabilir…

Sizce ne görebilir?

Üç buçuk nazma gömülmüş koskoca bir ömr-ü heder

Diyor ya Akif, belki de bugünkü dilde karşılığı şudur:

Üç kuruşluk saltanat için insanlık bırakmayan sefil nefis…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
26 Yorum
Lütfü Şehsuvaroğlu Arşivi