Cübbeli Ahmet Hoca

Cübbeli Ahmet Hoca

Askerin düşmana karşı kuvvet hazırlaması Allah'ın emri

Askerin düşmana karşı kuvvet hazırlaması Allah'ın emri

Kur’an-ı Kerim’de Enfal Suresi’nin 60. ayetinde Allah-u Teâlâ bize “Kuvvet olarak güç yetirmiş olduğunuz şeyleri ve onlara bağlı atları onlarla savaşmak için hazırlayın” buyuruyor. Allah bunu bize farz kılmıştır. Nasıl 5 vakit namaz ayetlerle farz edildiyse bu da 

namaz gibi farzdır.

“Namazı hakkıyla kılın” ayeti nasıl bize 5 vakit namazı farz ettiyse, “Düşmana karşı elinizden gelen son kuvveti hazırlayın” (Enfal-60) ayeti de silah, mühimmat depolamayı, hazırlamayı ve kullanmayı bize farz etmiştir. Namaz gibi farzdır. 

GÂVUR SANA DOĞRU BİLGİ VERMEZ

Askeriyenin silahta, teknolojide ilerlemesi çok önemli. Şimdi bakın birçok dağı, mağarayı uydudan görüp bombalıyorlar. Göktürk uydusundan evvel ondan bundan bilgi alıyorduk. Ondan bundan aldığın bilgi de seni yanıltacak. Çünkü uydular gâvurların elinde. Ama senin yerli uydun olduğu zaman tam isabet olduğuna dair birçok bilgi geliyor askeri istihbaratta, dağlarda, mağaralarda, bu zındık gâvurları gebertirken. 

Eskiden bu isabetin 3’te 1’i yoktu. Çünkü teknolojin yoktu. Adama “Bunlar nerede?” diye soruyorsun. Adam zaten Allah’ın gâvuru, Almanya, İsrail onun arkasında. Sana doğru bilgi verir mi? Vermez! Onun için yolda kalmamak istiyorsan uçağını kendin yapacaksın. 

BİR LASTİĞE MUHTAÇ OLURSUN

Kıbrıs harbinde bir lastik yüzünden az daha şimdiki kazandığımız yeri kaybediyorduk. Lastik bulamadığımız için. O zaman Erbakan Hoca hükümetteydi. Libya’nın verdiği lastiklerle falan son dakikada o hamle kazanıldı. Yani bir lastiğe muhtaç olursan nasıl harp edeceksin? Kendin üreteceksin. Ayet sana “Gücünüz yettiği kadar silahınızı, kuvvetinizi hazırlayın” diyor. Çelik yeleğidir, zırhıdır. Ona göre tedbiridir, teknolojisidir. Görüyorsunuz işte maalesef yine bu kadar çok kaybımız var. Daha fazla tedbir alınsa bu kadar kayıp olmazdı deniliyor. Polis senden zırhlı araç istiyor, “Orası az risklidir. Size zırhlı araç vermeyelim” derken orayı patlatıyorlar. Adam biliyor nerenin zırhsız olduğunu, orayı patlatıyor. Yani tedbir şart. 

DÜŞMANINA SİLAH VERİYOR

Mevla emrediyor. Biz nasıl namaz kılıyoruz, Müslümanız diyoruz. Emrediyor sana “Silah hazırla. Tedbirinizi alın” diyor. Bu ayetler kime? Kur’an sadece mezarlıkta cenazenin ruhuna mı okunacak? Mübarek insan Kur’an’a baksan zaten bu hale gelmezdin. Bizi Kur’an’dan ayırdılar, soğuttular bu hale getirdiler. Bu millet Kur’an’a tabi olsaydı gâvurlara bu kadar ram olur muydu? Bunlardan bu kadar medet bekler miydi? Bunlardan fayda gelir mi yahu? Önden sana silah satıyor, arkadan düşmanına da silah veriyor. Hem de sana verdiği silah ona verdiğinin bir düşüğü. Teknolojik olarak bir düşüğünü veriyor. Ne kadar çok ambargo uyguladılar Türkiye’ye. Benim yaşım çok değil ama bunların birçoğunu gördüm, yaşadım yani. 

ZiLHiCCE’NiN iLK DOKUZ GÜNÜNÜN ORUCU

 (15 Eylül Salı-23 Eylül Çarşamba)

Ebû Hureyre (Radıyallahu Anh)dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Rasûlüllâh (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: 

“Zilhiccenin (ilk) onundan ziyade Allah hiçbir günde kendisine ibadet olunmasını sevmez. Onlardan her bir günün orucu, bir senenin orucuna, her bir gecenin kıyamı da, kadir gecesinin kıyamına (ihyasına) denktir.” (Tirmizi, Savm:52, no:758, 3/131)

GÜNAHLARA KEFFARET OLUR

Ali (Radıyallahu Anh)dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte: 

“Zülhiccenin ilk gecesinde İbrahim (Aleyhissem) doğmuştur. O (gecenin) günü(nü) oruçlu geçiren kişi(ye o oruç) seksen senelik (günahı bile olsa) keffaret olur.” buyrulumuştur. (Sâfûri, Nüzhetü’l-mecâlis, 1/155)

Burada: “Hadis-i şeriflerde geçen ‘Elli senelik günaha kefaret’, ‘Seksen senelik günaha kefaret’ gibi ifadeler nasıl anlaşılmalıdır?” şeklinde bir sual akla gelebilir ki alimler buna cevaben: “Eğer bu kişinin o kadar yıllık günahı varsa faziletli ameller onları sildirir. O kadar yıllık günahı yoksa da, o kadar yıllık günahı olsaydı onları sildirmek için ne kadar sevap lazımdıysa kendisine o kadar sevap ihsan edilir” demişlerdir. (Sâfûri, Nüzhetü’l-mecâlis, 1/152)

Aişe (Radıyallahu Anh)dan gelen bir riavyete göre: “Zülhiccenin her bir gün orucuna karşı, yüz köle azadı, yüz deve kurbanı ve Allah yolunca cihada yüz at bağışı sevabı vardır.” (Abdülkadir el-Geylani, el-Gunye, 2/39)

KADINLA BERABER HACCA GiDECEK OLAN MAHREMiN SIFATLARI

Önceki yazılarımızda haccın vucûb-u edâsının şartlarını sayarken kadının yanında eşinin veya mahreminin bulunması gerektiğini belirtmiş ve bir kadına kocası veya şartlarını birazdan beyan edecek olduğumuz mahremi hac yolculuğunda refakat etmedikçe o kadın hacca gidemez demiştik. Kadınla beraber hacca gidecek olan mahremin sıfatları şöyle olmalıdır: 

EBEDİ HARAMLIK GEREKİR

1) Bir kadının mahremi, akrabalık, süt emme veya evlilik sebebiyle ebedî olarak kadını nikâhlaması câiz olmayan kişilerden olmalıdır. Çünkü ebedî olan haramlık, halvet (başbaşa kalma) durumunda düşünülebilecek töhmeti ortadan kaldırır. 

Bundan dolayı ulemâ: “Eğer mahrem emin olunmayan bir kimse ise, kadının onunla beraber sefere çıkması câiz değildir” demişlerdir. 

MÜSLÜMAN OLMASI 

ŞART DEĞİL

2) Mahremin hür veya köle olması eşittir. Çünkü köle olmak, mahrem olmaya zıt değildir. Mahremin Müslüman, zimmî (İslâm diyarında yaşayan gayr-i müslim) veya müşrik olması da eşittir. Çünkü zimmî ve müşrik de mahremlerini korurlar. 

Ancak mahrem mecûsî (ateşe tapan biri) olamaz. Çünkü mecûsî, mahremlerini nikâh etmenîn câiz olduğuna inanmaktadır. 

ÇOCUK KADINI KORUYAMAZ

3) Meşâyıh demiştir ki: Henüz ihtilam olmamış (rüyalanmamış) çocuk veya kendinde olmayan deli mahrem olamaz. 

Çünkü seferde mahrem şartı, kadını korumak içindir. Bunlar ise kadını koruyamazlar. 

KIZ ÇOCUĞU ÇIKABİLİR

4) Müştehât (dokuz yaşında) olmayan kız çocuğu mahremsiz olarak sefere çıkabilir. 

Şehvet sınırına ulaştığı zaman (yani müştehat olduğu zaman) mahremsiz sefere çıkamaz. 

SEFERİ MESAFE ŞARTI

5) Bir kadın için mahrem veya koca şartı, kadının bulunduğu yer ile Mekke arasında üç günlük veya daha fazla mesafe olduğu zamandır (en az seferî mesafe olan 90 kilo metrelik yol bulunduğu zamandır). 

Şayet mesafe seferî mesafeden az olursa, kadın mahremsiz haccedebilir. Çünkü mahrem sefer için şart kılınır. Üç günlük mesafeden az olan yol seferî mesafe değildir. O halde bu mesafede mahrem şart olmaz. 

BiR NiNE BiR VATANI KURTARABiLiR

Bir kişinin duası memleketi kurtarabilir. Dua deyip geçmeyin. Meşhur bir hadise vardır. Komutan işgal kuvvetlerine karşı zora düşer. Az daha kaybedecek duruma gelir. Komutana Aksaray taraflarında duası çok makbul bir nine olduğunu söylerler. Komutan da onu ziyarete gider. Komutan “Nine düşman artık kapıya dayandı. Senin duanın çok müstecap olduğunu söylüyorlar. Vatan için bir dua eder misiniz?” der. 

TEK KANATLA UÇULMAZ

İhlas başka bir şey. O nine Yasin okuyarak, selamun kavlen çekerek değil. Direk Allah’a “Ya Rabbi! Ben bu yaşa geldim bir namahreme saçımın telini dahi göstermedim. Haramlardan böyle sakındım, namusumu muhafaza ettim.  Şimdi sen benim saçımı bu yaştan sonra gâvurlara mı göstereceksin?” der. Çünkü gâvur, nine-dede tanımaz. Hepsini açar, saçar.  

Bunun üzerine harbin lehimize döndüğü birçok âlim tarafından anlatılmaktadır. Bazı kitaplarda da bu geçmektedir. Yani ihlas olduktan sonra bir nine bir vatanı kurtarabilir. Çünkü arkada dua ordusu olmadan öndeki silahlı ordu çok başarılı olamaz. İki kanat olmadan uçulmuyor. Mutlaka manevi cenah gerekiyor. Zahiren de silahımız mükemmel olacak. 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum
Cübbeli Ahmet Hoca Arşivi