Ahmed Gürkan

Ahmed Gürkan

İslâm'da Dirilişin Öncüsü Türk Milleti Olacaktır

İslâm'da Dirilişin Öncüsü Türk Milleti Olacaktır

Mağlup bir medeniyetin müntesibleriyiz.

I. Cihan Harbi Müslüman Türk milletinin Devlet-i Âliyye-i Osmaniyye olarak temsil ve müdafaa ettiği İslâm medeniyetinin dünya siyaset sahnesinden tasfiyesi ile neticelenmişti.

            Geçtiğimiz bir asırda İslâm ümmeti bu tasfiyenin mağduriyeti en şiddetli şekilde yaşadı.

            Hilafet müessesesi öyle ya da böyle İslâm âleminin istinatgâhıydı.

 İstanbul'daki Ortodoksların hamisi Fener-Rum papazına dokunulmazken, İslâm halifeliği ortadan kaldırıldı.

            Mütefekkir İsmet Akçal Beyin ifadesiyle aslında halifelik tamamiyle kaldırılmadı. Halife hâl edildi, Hilafet ise TBMM'nin şahs-ı manevîsine yüklendi. 3 Mart 1924 tarihli kanunun ilk maddesi dikkatli bir şekilde okunduğunda bu hakikat günyüzüne çıkmaktadır.

            I. Cihan Harbinden sonra Türkiye hariç İslâm âleminin tamamına yakını sömürge haline getirildi.

            Türkistan Müslümanları Komünist Rusya ve Kızıl Çin arasında pay edildi

            Güney Türkistan, Hindistan ve Açe Müslümanları ise İngilizler tarafından sömürge yapıldı.

            Arap coğrafyası ise İngiliz ve Fransız nüfuz sahasına dahil edildi.

            Müslümanların en mukaddes üç şehri Ehl-i Salib'in boyunduruğu altına girdi.

            Türkiye ise milli mücadeleyi kazandıran ruhtan uzaklaşarak seküler bir siyasetin devlet baskısı ile halka tatbik sahası hâline getirilmişti.

            İslâm âlemi için karanlık bir çağ olan 20. asır sömürge Müslüman halkların hürriyet mücadelesi ile geçti. Bu istiklâl mücadeleleri neticesinde asrın sonuna doğru birçok müstakil İslâm ülkesi meydana geldi.

  İslâm âlemindeki bu istiklâl mücadelesi hâlâ tamamlanmış değildir.

            Sömürge yahud yarı sömürge olmaktan kurtulamamış Müslüman halklar olduğu gibi gayrı millî, batıperest idarecilerin tahakkümünde zulüm gören İslâm toplumları da mevcuttur.

            Allah'a hamdolsun ki Türkiye İslâm âlemi içindeki en müstakil devlettir ve böyle olması hasebiyle İslâm coğrafyasında istiklâl mücadelesi veren mücahidlerin istinat noktasıdır.

            Selçuklu-Osmanlı bakiyesi Türkiye'nin tam manasiyle hür ve müstakil olması demek evvela yakın akabinde ise uzak coğrafyalardaki mağdur ve mazlum Müslümanların ayağa kalkması demektir.

            Müslümanları hamisi konumunda olan Türkiye, "Millî Meclis"e yüklemiş olduğu Hilafet müessesini yeniden ihya ederek âlem-i İslâm'ı tek bir saf haline getirip, bir yerde ümmete imamlık yapmalıdır. 

            Türk milleti, Karahanlı Hakanı Abdülkerim Saltuk Buğra Han'dan itibaren icra ettiği İslâm ümmeti içerisindeki öncü millet vazifesine topyekûn ve daha sıkı bir şekilde yeniden sarılmalıdır.

            Zaman, tefrika zamanı değildir.

             Zaman, hiziplere, fırkalara, cemaatlere ayrılma zamanı değildir.

            Zaman, enerijimizi iç bünyemizdeki kısır çekişmelerle heder etme zamanı hiç değildir.

            Zaman, "Gevşemeyiniz, üzülmeyiniz; Eğer hakiki Mü'minlerseniz, muhakkak üstün olanlar sizlersiniz" (Âl-i -İmrân - 139) Rabbanî tebşirinden hareketle, gevşemeden, yeise kapılmadan, tam bir disiplin halinde azim, şevk ve gayret ile "büyük ülkü"ye odaklanma zamanıdır.

            Milletimizin her ferdi ve hususen gençlik kitlesi ma'lâyâniye kapılmadan, en ufak bir vaktini dahi zayi etmeden, içtimaî bir hastalık haline gelmiş gıybete bulaşmadan, yalnız ve sadece Allah dâvâsına hizmet etmelidir.

            Hoca Ahmed Yesevî Hazretlerinin Türkistan bozkırlarından Anadolu yaylasına üflediği cihanşümul nefes, o kudsî maya hâlen tesirini devam ettirmektedir.

            O mayayla mayalanan Oğuz'un Nesli yeniden maneviyata yönelerek, maneviyatta dirilerek, o manevi dirilişini, zahirî terakkiyat ile de taçlandırarak yeni bir ihya ve inkişaf sürecini başlatmalıdır.

            İslâm ümmeti içerisindeki öncü millet olan Türk-Oğuz milletinin bu dirilişi İslâm medeniyetinin ihya ve inkişafına vesile olacaktır.

            Böylesine ulvî bir gayeye gönül vermek, kendini vakfetmek büyük bir bahtiyarlıktır.

            Bu bahtiyarlardan, Müslüman Türk Gençliğine Yesevîvari bir şekilde yol gösteren, rehber olan Seyyid Ahmed Arvasî Hocamızı yad etmek için bir sohbet tertip etmiş bulunmaktayız. 

            Ankara Hamamönü'ndeki Kabakçı Konağında yapacağımız sohbet 19 Aralık Cumartesi günü saat tam 13.00'de başlayacaktır.

 

            Arvasî Hocanın talebelerinden Sait Yakut Beyefendi ile yine Hocanın rahle-i tedrisatından geçmiş BAYIR BUCAK TÜRKMEN DAĞI DERNEĞİ Başkanı Mehmet Ali Öztürk Beyefendinin konuşmacı olarak iştirak edeceği sohbette Melikşah Polat ve Hüseyin Aksu da merhum hocamızın şiirlerini okuyacaklardır.

            Osman Külekçioğlu'nun da katılacağı programda TÜRKMEN-DER Başkanı Mehmet Ali Öztürk Suriye Türkmen Dağı ve Halep bölgesindeki cephe hattından sıcak bilgileri de bizlerle paylaşacaktır.

            Kafir Esed, kafir Putin, münafık İran, kafir pkk(pyd) ve kafir dhkp-c şer ittifakı karşısında tek başına mücadele eden mücahidlere bir nebze olsun yardım edebilmek amacıyla Arvasî Hocamızın resminin ve sözünün basılı olduğu kalem ve defterleri saat 11.00'den itibaren Kabakçı Konağı önünde kuracağımız masada satarak parasını Türkmen Dağına göndereceğiz.

            Sohbetten sonra ise İstiklâl Marşımızın kaleme alındığı Taceddin Sultan Dergâhında Taceddin Veli ve Muhsin Başkanın makamlarını ziyaret edip, dergâhta ikindi namazını kılacağız.

            Hamamönü Kabakçı Konağında Taceddîn Sultanların, Karacabeylerin, Sarı Kadıların, Mehmed Çelebilerin ve Şehid Muhsin Yazıcıoğlu'nun manevî şemsiyesi altında gerçekleştireceğimiz bu sohbet halkasına sizlerin de dahil olması temennisiyle…

            

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum
Ahmed Gürkan Arşivi