17 Aralık 2017 Pazar26 R.Evvel 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:43Güneş 08:16Öğle 13:07İkindi 15:24Akşam 17:45Yatsı 19:12
    • 14°C Adana
    • 11°C Adıyaman
    • 6°C Afyon
    • -18°C Ağrı
    • 8°C Amasya
    • 4°C Ankara
    • 14°C Antalya
    • 4°C Artvin
    • 14°C Aydın
    • 15°C Balıkesir
  • BIST: 109.330 -0.31
  • Altın: 155,894 -0.46
  • Dolar: 3,8638 -0.70
  • Euro: 4,5501 -0.72

Kamudan atılan özelde çalışamayacaksa ne yapacak?

Abdulkadir Özkan


TERÖR örgütleri ile irtibatlı oldukları için kamudan atılanların geri dönememesini anlıyorum ama, özelde de çalışmalarının önünün kesilmesini anlamakta zorluk çekiyorum. Kamu görevlilerinin birtakım delillere dayanılarak kamudan atılmalarının hukuki bir dayanağı normal zamanlarda da vardır. Çalışanlar kurum içi teftiş sonucu görevden uzaklaştırılır ama o zaman da bu kişilerin yargıya sevk edilmesi gerekir. Yargı da suçlu bulursa gerekli cezayı verir. Özellikle de terör örgütleri ile irtibatlı oldukları gerekçesiyle kamudan atılanların yargıda hesap vermeleri gerekir. Olağanüstü dönemden geçiliyor ve bu sebeple de ilan edilmiş olan olağanüstü hal sebebiyle kanun hükmünde kararnameler ile bu tasfiye işini hızlandırıyor, kamuyu darbecilerden temizliyoruz deniyor ise o zaman da kadrolaşmaları engellemek için söz gelimi sağlık personelinin özel sağlık kurumlarında da çalışmasının engellenmesi yargı kararı olmadan ömür boyu cezalandırılması, böyle bir durum diploma iptali anlamına gelmez mi? Diyelim ki ülkeye zarar verdikleri için bu yola gidildi. O zaman da kişinin suçunun mahkeme tarafından tespit edilmesi, cezanın buna göre verilmesi gerekmez mi? Daha pek çok soru sıralamak mümkün.
 
12 Eylül 1980 darbesinin ardından terörle mücadele yasasında darbeciler bir değişiklik yaparak kamuya dönmelerini engellemişlerdi. Söz gelimi darbe öncesi savcı olarak görev yapan bir kardeşimiz darbenin ardından görevinden uzaklaştırılmıştı. Ancak olay kamudaki görevini kaybetmesi ile son bulmadı. Aynı arkadaşın avukatlık yapması da yukarıda sözünü ettiğim yasal düzenleme ile engellenme yoluna gidilmişti. Aynı dönemde bizim gibi gazetecilerin özelde çalışması engellenmedi ama basın kartı kullanmamız yasaklandı. Basın Yayın Genel Müdürlüğü sıkıyönetim mahkemelerinde 9 ay ceza almış olsak basın kartı iptal cihetine gidiyordu. Bu durum bizim mesleğimizi yapmamıza engel değildi ama savcılıktan uzaklaştıran kardeşimizin avukatlık yapamaması, aldığı diplomanın iptali anlamına geliyordu. O günler darbeciler ülkeyi kurtarmak iddiası ile birtakım yasaklamalar getiriyordu, bugün ise devir tersine dönmüş durumda. Bugün yakın tarihimizde ilk defa darbeciler ve darbecilerle işbirliği benzer uygulamaya tabi tutuluyor. Dileriz bundan sonra siyasete siyaset dışı birtakım bürokratlar müdahale etme gücü bulamazlar.
Tekrar ediyorum, suçun cinsi ne olursa olsun suçlular yargılanmalı, yaptıklarının cezasını çekmelidirler. Ama işledikleri suç yargı tarafından belgelenmeden insanların diplomalarının iptali anlamına gelebilecek uygulamalar o kimselerin eş ve çocuklarının da cezalandırılması anlamına gelir ki, bu da suçların şahsiliği prensibine aykırı düşer. Kaldı ki, ceza kanunumuzdaki en ağır ceza ağırlaştırılmış müebbettir. Bunun anlamı ömür boyu hapis demektir. Ancak yine ceza kanunumuzdaki maddeler sebebiyle bu ceza belli bir süre çekildikten sonra suçlunun tahliyesi söz konusudur. Yani müebbet hapis cezası almış bir suçlu bile belli bir süre yattıktan sonra çıkabilmektedir. Ama diploma iptali anlamına gelebilecek bir uygulama müebbet hapisten daha ağır bir uygulamayı gündeme getirmiyor mu?
 
Bu memlekette darbelerden yılmış bir insan olarak darbecilerin yargı önünde hesap vermelerini, suçları ispat edildiği takdirde en ağır cezaya çarptırılmasını savunanlardan birisiyim. Hatta 240 kişinin ölümüne sebep olanların idam edilmesini bile savunuyorum. Ancak ülkemizde idam cezası olmadığı, bundan sonra getirilecek bir idam cezasının geriye işlemeyeceğini bildiğim için bugün için darbecilere verilebilecek en ağır ceza ağırlaştırılmış müebbet olacağı için artık idam cezasının 15 Temmuz darbecileri için olmasa bile bundan sonrası için gerekli olduğunu savunuyorum. Ancak yasalarımızda olmayan birtakım cezaların kanun hükmünde kararnameler ile hayata geçirilmeye çalışılmasının da toplumda ciddi kırılmalara ve kırgınlıklara yol açabileceğini unutmak gerekiyor. Tüm bunları dünkü Yeni Şafak Gazetesi’nde, “Atılanlar özele giremeyecek” başlığı altında verilen haber üzerine yazıyorum. Haberin içeriğinde özetle şöyle deniyordu: “Kamudan atılan FETÖ’cü 4 bin sağlıkçı, artık özelde de çalışamayacak. Son yayınlanan KHK ile memuriyetten ihraç edilenlerin özel sektörde görev yapmalarının da önü kapatıldı.” Bu haberi okuyunca ilk aklıma gelen soru, “Peki bu insanlar ne yapsın?” oldu. Suç işlemişlerse hapse atarsınız ama, en azından içerideki insanın karnını devlet olarak doyurursunuz. Böyle bir uygulamanın gerekliliği düşünülüyorsa, bu insanlar vatandaşlıktan çıkarılmaktan daha ağır bir cezaya çarptırılmış olmazlar mı?
 
 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.