24 Temmuz 2017 Pazartesi29 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:56Güneş 05:45Öğle 13:18İkindi 17:12Akşam 20:37Yatsı 22:18
    • 35°C Adana
    • 36°C Adıyaman
    • 30°C Afyon
    • 30°C Ağrı
    • 30°C Amasya
    • 28°C Ankara
    • 37°C Antalya
    • 24°C Artvin
    • 37°C Aydın
    • 35°C Balıkesir
  • BIST: 107.148 0.29
  • Altın: 143,559 0.61
  • Dolar: 3,5506 0.39
  • Euro: 4,1367 0.38

Anayasayı değiştirecekseniz, önce darbe yapın

Mehmet Şeker

Bu sene 85. yılını idrak ettiğimiz 'Cumhuriyet'imizin ilk olarak 1924'te yürürlüğe giren anayasası, 60 ve 80 darbelerinden sonra değiştirilmiş bulunsa da hepsinde ortak olan bir ifade vardır: Türkiye Cumhuriyeti'nin bir "hukuk devleti" olduğu.

Nedir hukuk devleti?

"Hukukun üstünlüğü" ilkesini kabul eden ve yargı denetimine bağlı kalan devlet.

Bu ilke, Platon ve Aristo'dan bu yana, hukuk felsefesinin temel kavramlarından biri olarak kabul edilir.

Montesquieu tarafından ortaya atılan "kuvvetler ayrılığı" ilkesiyle, hukuk devleti daha bir derinlik kazanmıştır.

* * *

Yasama, Yürütme, Yargı olarak belirlenen erklerin kendi işlerini kitaba uygun şekilde yapmaları halinde, devletin ve toplumun ahengi sağlanmış demektir.

Yasama, Meclis'in sorumluluğundadır.

Meclis, duvarındaki "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" yazısını hiç unutmadan yasa çıkartarak toplumda düzeni sağlar.

Yürütme, hükümetin görevi.

Devlet işlerinin kanunlara uygun şekilde ve toplum menfaati doğrultusunda yürütülmesinden sorumludur.

Yargı ise mahkemelerin görev yetkileri altında işleyen kurum.

Yargıçlar, "Al sana adalet" diyerek isteyen istemeyen herkese adalet dağıtır.

* * *

Gözünü sevdiğim kuralları!

Böyle yazıya dökünce ne güzel duruyor!

Nasıl da tıkır tıkır işlemekteymiş, işleyecekmiş gibi görünüyor!

Ara sıra birileri çıkıp "Ben sizin babanızım, ben ne dersem o olur!" şeklinde posta koymasa, belki yine işler rayında gidecek.

Fakat gitmiyor azizim!

* * *

O sebeple, "Kuvvetler ayrılığı" deyince, bazıları gevrek gevrek gülerek, gerdan kırarak ve de geriye doğru yaslanarak, kendi kafasına göre açıklamaya çalışıyor:

"Kara Kuvvetleri, Deniz Kuvvetleri, Hava Kuvvetleri..."

İyi, afferin sana!

Bir de Jandarma var, onu unutma!

Unutursan küserler, kaba yerinden süserler!

* * *

Devlet işlerinin aksamadan yürümesi için gerek ve şart olan kuralları, keyfince eğip büken ve dalgasını geçenler, küçük bir azınlık aslında.

Öyle sanıyorum ki o muhteremlere "trafikteki geçiş üstünlüğü"nün ne olduğu sorulsa, sıralamayı şöyle yaparlar:

"Tır, kamyon, otobüs, kamyonet, minibüs, otomobil..."

* * *

Büyük ve güçlü olana öncelik tanımaktan başka bir yönteme kafaları basmaz.

Yani orman kuralı...

Hâlbuki hukuk denen şey, orman kuralını yok etmek için sistematize edilmiştir.

Ve güce değil, hakka göre şekillenir.

Zaten 'hukuk' kelimesi de 'haklar' anlamına gelmektedir.

* * *

Hakka değil, büyüklüğe ve güce tapanlar için, basitçe "herkesin kendi işini düzgünce yapması, yekdiğerinin işine karışmaması" anlamına gelen kuvvetler ayrılığı ilkesi, rahatlıkla çiğnenebilir.

İşbu sebeple, biri diğerinin yetki alanına girebilmektedir rahatlıkla; pervasızca haddini aşabilmektedir.

Ve apaçık yahut üstü kapalı şöyle diyebilmektedir: Anayasayı değiştirecekseniz, önce darbe yapın!

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.