Terörle mücadele ve yılanla yatağa girmek

Terörle mücadele ve yılanla yatağa girmek

Hakkari’de terör örgütünün mayınlı saldırısı sonucu 6 askerimiz şehit oldu.

Haberin duyulması üzerine PKK barış istiyor diyenlerin herhalde yüzleri kızarmıştır. Kaç haftadır kendine entelektüel yaftası takan kimi yazarlar PKK paralelinde yazılar yazarak barış çağrısı yapıyorlar. Kimileri dağ, dere demeyip taa kandile kadar giderek Karayılan’ın ağzından bu mühim haberi bize duyurdular. PKK’nın uzattığı eli tutun diye alicenaplık aracılık yapmaya soyundular. Bazı ahmaklar da bu iyi niyetli(!?) çabalardan dolayı neredeyse terör örgütü yöneticilerine Nobel barış ödülü verilmesi gerektiğini ima ettiler.

Manzara ortada.

Terör gevezelikle, masa başında hazırlanmış gerçek dışı reçetelerle önlenmez.

Güneydoğu insanı elbette her türlü insani,demokratik hakka sahiptir. Yasalar tüm insanlarımızı birinci vatandaş olarak kucaklamalı, hiç kimse ötekileştirildiğini,hukukunun çiğnendiğini, ayrımcılığa tabi tutulduğunu düşünmemelidir. Esasen devletin güçlenmesi de buna bağlıdır. Ne kadar çok insanda benim devletim hissini uyandırırsanız devlet o kadar güçlenmiş olur..Benim diyeceğiniz devlet ise,sizin huzurunuza, refahınıza, mutluluğunuza hizmet eden,sizin özelliklerinizi taşıyan devlettir. Toplum bir tarafta, devlet başka bir tarafta olursa, ortada ne devlet, ne millet kalır. Güçlü devlet, milletiyle aynı tarafta olan, onun duygu ve düşünce dünyası ile aynı safta yer alan devlettir.

Milletin taleplerine göre yeni açılımlar yapalım.

Anlamsız, lüzumsuz, faydasız yasakları kaldıralım.

Ama bunu öyle yapalım ki, yaptığımız her şey bir gediği kapatsın,yeni bir gedik, yeni bir gaile açmasın.

Demokratik açılım, terör örgütlerinin istek ve taleplerini dinlemek, onları bazı toplum kesimlerinin sözcüsü gibi algılamak demek değildir.

Terör hiçbir kesimin sözcüsü, tercümanı olamaz.Bunu devlet olma haysiyeti taşıyan hiçbir ülke de kabullenmez. Terörist her siyasi açılımı, her eylemi, her sözü, her talebi kendi hedeflerini gerçekleştirmek için yapar. Barış istiyorsa barış istediği için değil, yürüttüğü savaşı bir başka metotla kazanmak için ister. Demokrasi istiyorsa, daha özgür, daha huzurlu bir toplum için değil, daha rahat, daha kolay, daha engelsiz bir mücadele vermek için ister. Bu güne kadar PKK elli defa barış istedi, yüz defa ateşkes ilan etti.Barış derken de vurmaya devam etti, ateş kes ilan ettiğinde de kanlı mücadelesini sürdürdü.Ama her defasında dediğinin tersini yapmasına rağmen kendisine inanacak, borazanını çalacak ahmaklar da buldu. Bir toplum bir defa aldatılır, iki defa aldatılır, yüz defa aldatılmaz ki. Bu kadar ahmaklık, bu kadar aymazlık, bu kadar körlük, sağırlık olur mu?

Milletçe, yazarı, çizeri, askeri sivili ile teröre anladığı dilden davranmayı öğrenmedikçe bu mesele çözülmez. Hangi ülkenin yazarları binlerce şehidi ortada dururken, örgütün ağzından konuşarak, gelin barışın, örgütün uzattığı eli tutun der. Ülkesine, milletine, hatta kendisine biraz saygısı olan bunu diyemez. Hasan Cemal’in Karayılan ile yaptığı mülakatın daha mürekkebi kurumadı. O zaman da yazmıştım, teröristlere değil, hayatlarının baharında hunharca katledilen şehitlerinize inanın demiştim. 6 Şehit daha geliyor, Teröristle pazarlık yapılamayacağını öğrenmek için daha kaç şehit lazım. Terörle pazarlık, yılanla yatağa girmeye benzer. Sokulmadan yataktan çıkamazsınız. Yılanın yılanla yatağa girmesine aldanmayalım, yoksa daha çok ağlarız.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi