Hasan Aksay

Hasan Aksay

Adalet vicdandan koparsa

Adalet vicdandan koparsa

Adalet vicdandan koparsa eyvah ki eyvah!
Güven-insanlık, dost-yaren, mülk-devlet, huzur-sükun ne kalır dünyada? Milyarla tecrübenin özüdür insanlık emaneti atasözleri. “Mülkün esası adalettir.”
“Her koyun kendi bacağından asılır” hikmeti, bireysel hareketlerle sınırlıdır. Adalet, huzurun, toplumsal hayatın ve devletin temelidir. Zıt konulardır. Yargı hastalanırsa, millet tehlikeye düşer, devletin temeli çöker. Adalet kurumu bağımsızlık ve yetkilerini, vicdan, hak ve hukuktan azade olmak anlamıyla değerlendirir, yetkilerini ideolojik ve terfi gibi çıkarlarına göre değerlendirirse millet ve devletin ruhu ölür. Güç kaybolur. Sömürge gibi cansız ve medeniyetler kurma imkanından mahrum bir toplum ancak kalabilir. Adaletin bağımsızlığı, keyfilik, başı boşluk değil, hak ve hukuktan başka amiri olmamaktır.
Adli bağımsızlığı, hak hukuk tanımayı da içeren bir bağımsızlık ve keyfilik yetkisi olarak anlamak, adaleti katletmektir. Adalet her değeri yerli yerine koyma ve koruma sanatıdır. Mazlumun, tüyü bitmemiş yetimin hakkına, huzuruna, istikbaline sahiplenen ve koruyan değerleri yaşatmak ve böylece var olmak, varlık kazanmaktır. Müslümanların ilk halifesi Hz. Ebu Bekir’in ifadesiyle, “Kendinde bir mazlumun hakkı olan en güçlü kimse, o hak ondan alınıp hak sahibine teslim edilinceye kadar nazarımda en zayıf kimsedir. En zayıf kimse de, hakkı alınıp kendisine verilinceye kadar en güçlü kimsedir” diyor. Adalette keyfilik ve dayanışmayla güç oluşturma, makam ve imkan sağlama çabası, gerçek gücü bırakıp serap peşinde koşmaktır; vatana ve millete ihanet ve insanlık düşmanlığıdır.
Adaletsizliğin gelişip tahripkar hale dönüşmesinden, bütün millet ve kurumlar, liyakat seviyelerini yükseltmemek ve çare üretmemekten sorumludur. Çünkü, “adaleti adaletsizliğe çeviren” toplum ve nesilleri içine alan bir zulüm yangını doğmaktadır.
Adaletin sağladığı huzur ve güven iklimi, toplum olarak yaşanır, saadet, kalkınma ve güce dönüşür. Adil siyaset, adalet kurum ve bireylerine, sadece yaşayanlar değil, nesiller ve tarih de saygılarını sunar. Vicdanın aydınlığına erişemeyen, kuvvet ve andıç gölgesinde kalan, günlük çıkar kaygılarında kaybolan siyasi düzen ve adalet, genel bir cezalanma ile kalmaz, insanlığın ve tarihin lanetine mahkum olur.
Adalet insanlıktır. Adaletin kaybı, tüm insani değerlerde çölleşmedir. İnsansız, millet, devlet, saadet, medeniyet olmaz. Bu değerler, “ekmel-i ve eşref-i mahluk” olan insanlığa has imtiyazlardır. İnsanın yüce fıtratı tahrip edilir, insanlık ahlak ve hukuktan yoksun kalır, tahakküm ve fitne ön alır, masum ezilir, yetki, imkan ve güç hizmet yerine çıkar ve gurur yolunda kullanılır, adalet kaybolursa, millet, devlet ve medeniyet ruhsuz kalır.
Siyaset, adaletin sağlıklı işlemesini sağlayacak düzeni kurmakla sorumludur. Adaletin bağımsızlığı, vicdan, hak, hukuk yolunda engel tanımadan ilerlemek içindir. Özgürlük, vicdan, ahlak, hak ve hukuk varsa vardır. Hak ve hukuka aykırı, andıç gibi insanlık dışı yönlendirmelerden kurtulamamış birey ve kurumlarla özgürlüğe ulaşılamaz.
Her kurum için görünür-görünmez çıkar tutsaklığı en ciddi felakettir. Bu yolda adaletin önündeki en tehlikeli uçurum, masonluk gibi evrensel gizli örgütlere mensubiyetle başlar. Bu takdirde, hak-hukuk yolunda yürümek için imkanlarla donatılan hukuk kurumu, gizli örgütlerin emrinde zulüm yandaşlığına dönüşür. Bu nedenle devlet yapısında özelliğe sahip adalet ve askerlik mesleğine, masonluk türü evrensel gizli örgütlerin sızmasını önleyecek her türlü tedbir ayrıca alınmalıdır.
Ayrıca yapısı icabı çok sıkı kontrole tabi tutulması doğru olmayan bu iki kurumun, kurum içi hizipleşme ve dayanışmayla, liyakat ve ehliyet dışı terfi ve makam fırsatı doğurabilecek dernekleşme konusu da önemle dikkate alınmalıdır.



Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Hasan Aksay Arşivi