Hasan Aksay

Hasan Aksay

Diplomasi ve büyükelçiler toplantısı

Diplomasi ve büyükelçiler toplantısı


Diplomasi, devletin, siyasetin dışa bakan yüzüdür. Siyaset, devletin ruhu, olmazsa olmazıdır. Ölümsüz değerleri kaybetmeden zamanın gereklerine göre gelişip değişmesi gerekir. Küçülen dünyada milletlerin adeta iç içe girmesi, diplomaside görev ve sorumlulukları çeşitlendirerek artırmış ve artırmaktadır. 21. Asırda siyaset, Bush’un, “Benden değilsen düşmanımsın” şeklinde özetlediği, “Post Modern Darbe”nin brifingli tehditlerle yönetebileceği, kaba kuvvete dayanan, hak-hukuka, insanlığa meydan okuyan bir yerde kalamaz. Siyasetin diplomasi yüzü de sırça köşkünde yeni bir düzenleme yapma ihtiyacındadır.
Ayrıca Türkiye, 28 Şubat post modern darbesiyle sokulmak istendiği, “düşman devletlerle çevrili olma ve milleti örtüsünden yüzüğüne, yaşam biçimine kadar fişleyerek iç düşman olarak ayrıma tabi tutma” gibi karanlıkta cereyan eden politikalardan geri dönmüş, uzaklaşmaya çalışmaktadır. Dün, vize için aylar beklediği konsolosluk kapılarına, bugün uğrama ihtiyacı dahi kalmamıştır. Yeni politika, 57 ülkeye vizesiz seyahat imkanını sağlamıştır. 28 Şubat’ın “iç düşman” projesinin, “Meslek okulları” ayrımcılığı törpülenmiş, “başörtüsü ayrımcılığı” doğurduğu bilinçlenmeyle insanlık vicdanında ömrünü tamamlamış, sonbahar yaprak dökümü mevsimidir. Bu ve bu gibi birçok köklü değişimler nedeniyle büyükelçiler toplantısının, önemli hamlelere start noktası olmasını diliyorum. Dünya bu değişim ve gelişim süreci içinde olduğu ve diktaya dönüş imkanı bulunmadığı sürece, CHP’nin tutucu, ayrımcı zihniyete çakılı kaldığı sürece iktidar olması, kızlarımızın yasaklar nedeniyle yad ellerde okuma ve üstün başarı örnekleri vermeye mecbur bırakılması mümkün değildir.
Dış düşman ve iç düşman kaygısından kurtularak, kendi kendimizle barışarak, bütün dünya ile iyi ilişkiler kurmak irade ve azmiyle hizmete yönelmek, eskiden olduğu gibi yeniden en önemli hedefimiz olmalıdır. Türkiye’nin içe ve dışa bakan dayatmasız, ferah, gülen dost yüzü, diplomasimizden de kendi vatandaşlarına ve dünyaya yansımalıdır.
Bir anekdot:
Yıl 1987... İşçi olarak Almanya’ya gitmiş Kilisli bir vatandaşımız, randevu aldı. Hanımı, iki oğlu ve Alman gelini ile geldiler. Meğer gelin, Almanya’dan beri, “Bana bir politikacı bulun, hesap soracağım” diyormuş.
Gelin, oğlunun üniversiteden arkadaşı. Müslüman olmuş, örtünmüş. “Kocam Türk, Türk pasaportu almalıyım. Günlerce gittim geldim konsolosluğa. Bazen ‘geç kaldın’ dediler; bazen ‘örtü’ deyip içeri almadılar. Yılmadım ama nafile. Türk vatandaşı olarak insan haklarına sahip olmadığımı anladım. Mecburen Alman pasaportu aldım beş dakikada. Bu nasıl iş? Ben bunu kabullenemem...”
-Anlatmana gerek yok kızım. Biz de aynı zulümle dertliyiz.
-Devletim beni aşağılayamaz. İnsan haklarını çiğniyor. Haksızlık ortada. Politikacının görevi ne? Haksızlıklara seyirci kalmak mı? Siz ne yaparsınız?..
-Haklısın da... Zaten kanunlarda böyle bir yasak yok da... Kekeleme...
Alman gelinimizin kafası hepten karıştı. Bu işte akıl, mantık yok ki, akılla, mantıkla çözüm bulasın. “367 Sabih” sembolüyle anlatılan, TBMM’nin Cumhurbaşkanı seçimini engelleme dayatması gibi bir şey. Dayatma, mantıkla nasıl reddedilir?
Gelinimizin Türkçesi güzel. Konuyu, “Zulmün ömrü kısadır. Kaldıracağız. Bu gibi zulümleri, İslam’ın bahşettiği insana saygı idrakinin ne büyük nimet olduğunu ve zulmü kaldırma sorumluluğumuzu anlatan yönüyle ibret, fırsat ve irade doğurma imkanı olarak değerlendirmeliyiz. İslam’ın doğuşunda da, “Cahiliye Araplarından” bu tür akıl almaz yasaklar yaşadık. Zafiyet dönemlerinde Müslüman zulme maruz kalınabiliyor. Önemli olan bizim zafiyetten kurtulmamız. Olamayacak işimiz ise, zulmetmek ve zulme rıza göstermektir. Müslüman, rıza ile zilleti kabullenemez. Kötülükle mücadele ve iyiliği hakim kılma irade ve azmini kaybedemez. Bu iman ve iradeye sahibiz. Milletçe bir ayıp yaşıyoruz, aşacağız” kararında anlaştık. Sohbet güzelleşti, geç vakte kadar devam etti.



Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Hasan Aksay Arşivi