Mehmet Talu

Mehmet Talu

İslam, zengin olmaya engel mi?

İslam, zengin olmaya engel mi?

Helal kazanç 3

İslâm dini, insanın mal kazanması ve zengin olmasına engel olmaz. Tam aksine, çalışıp çabalamayı, elinin emeğiyle geçinmeyi ve başkasına muhtaç duruma düşmemeyi tavsiye eder. Bütün bu konularda koyduğu tek prensip, malı ve mülkü helâl yollardan kazanmak, haram yollara sapmamak ve malın hakkını vermektir. Fakat sadece meşru yollardan kazanmakla iş bitmemekte, kazancın nereye ve nasıl sarf edildiğinin de bilinci içinde olunması gerekmektedir. Bunlar yerine getirildiği takdirde, kişinin Allah huzurunda hesap verebilmek için üzerine düşen asgarî şatlara uyduğu söylenebilir; istenilen de bundan ibarettir.

Bir Müslüman maişeti için maddî kazançta, dünyevî kazançta şu hususa son derece hassas davranması gerekir:

Rızık mutlaka ama mutlaka helal ve temiz olmalıdır: Çünkü Mü'min bir kimse her şeyden önce helal ve temiz olan şeyleri tüketmek zorundadır. Yediği veya kullandığı şeylerde maddî ve manevî bir kir bulunduğu takdirde yaptığı ibadetlerin kabul edilmeyeceğini, Ebû Hureyre (R.A.)'den rivayete göre Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimiz şöyle haber veriyor:

"Ey insanlar! Şüphesiz ki ALLAH Teâlâ, tayyip yani her türlü noksanlıklardan beridir, temizdir. Tayyipten başka bir şey kabul etmez. ALLAH Teâlâ'nın Mü'minlere emrettiği şeyler, Resullere emretmiş olduklarının aynısıdır. Nitekim ALLAH Teâlâ peygamberlere: 'Ey Peygamberler! Tertemiz ve helal olan şeylerden yeyin; salih ameller yapın. Ben sizin yaptıklarınızı hakkıyla bilmekteyim.' (Mü'minûn sûresi:51) emretmiş, Mü'minlere de: 'Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların tertemiz ve helal olanlarından yeyin, eğer siz yalnız ALLAH Teâlâ'ya kulluk ediyorsanız, O'na şükredin.' (Bakara sûresi:172) diye emirde bulunmuştur. Sonra seferi uzatıp, saçı-başı dağınık, toztoprak içinde kalan ve elini semaya kaldırıp: 'Ey Rabbim, ey Rabbim' diye dua eden bir yolcuyu zikredip, buyurdu ki: Bu yolcunun yediği haram, içtiği haram, giydiği haramdır ve netice itibarıyla haramla beslenmektedir. Peki böyle bir kimsenin duası nasıl kabul edilir?" (Müslim, Zekât:65, No:1015, 2/703; Timizî, Tefsir, No:2992)

Görülüyor ki, Resûlullah (S.A.V.) efendimiz hac, cihad, sıla-i rahim, rızık kazanmak ve müstehap olan ziyaretler gibi itâatlerden birini yapmak için uzun yola çıkan, fakat yediği, içtiği herşeyi haram olan, yâni haramdan beslenen bir kimsenin dua ve itaatının kabul edilmeyeceğini beyân buyurmuştur. Bu bakımdan Müslüman bir kimse önce yiyip-içtiğinin maddî-manevî temizliğine çok dikkat etmelidir. Aksi takdirde duası ve ibadeti kabul edilmeyecektir. Bu noktada bütün ibadetlerin ALLAH Teâlâ katında bir nevi dua olarak yükseldiğini hatırlamamız gerekir. Öyle ise maddî ve manevî temizlik olmadı mı, ibadetlerimizin hiçbiri makbûl olmayacaktır. Bu sebeple Müslüman helâl mal kazanarak, helâlinden yemeli ve helâlinden yedirmeli; haram maldan sakınmalıdır.

Hadis-i şerifte geçen âyet-i kerimelere göre, ta Hz. Âdem (A.S.)'den beri bütün peygamberlere ve dolayısıyla insanlara helal ve temiz şeylerin yenmesi emredilmiştir. Helal rızık için çalışmak, her Müslüman için farzdır.

Helal rızık, emek eseridir: Yukarıdaki hadis-i şerifte geçen âyet-i kerimelerde olduğu gibi, "helal" ve "temiz" rızık yemek emredilirken:

"Hakikaten bilsin ki insan için kendi çalışmasından başka bir şey yoktur. Ve hakikaten çalışması da ileride yani kıyamet gününde mizanında görülecektir." (Necm sûresi:39-40) Ayet-i kerimesinde de helal rızkın "ferdî emek"le elde edileceği ifade edilmiştir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mehmet Talu Arşivi