Nusret Çiçek

Nusret Çiçek

Sayın Başbakan “Yargı reformu gerekli” dediğine göre acil sa

Sayın Başbakan “Yargı reformu gerekli” dediğine göre acil sa

Reform deyince yenilik yetmiyor, yapacağın iş eskisinden hem iyi olacak, hem de “altı ay kış hesabı” kapalı olan yolları açmış olacak...
Hani derler ya, attığın taşlar ürküttüğün kurbağalara değsin....
Yargıda en çok tartışılan HSYK...
Tamiri kaldırmayacak kadar bozuk, yeniden yapılanması lazım.
Bir kısım HSYK üyelerinin Meclis tarafından seçilmesi fikrini enine boyuna düşünmek lazım. Hele de Meclis bu seçimi hakimlerden yapmaya kalkışırsa hiç olmaz.
Hakim ve savcılar üye seçilelim diye milletvekillerinin kapılarından ayrılmazlar. Hem o, hem de Meclis hep bir kararda kalmayacağına göre daha başka sorunları yaşarız.
Barolardan HSYK’ya üye istemek bir başka yanılgıdır.
Baro kendi meslek mensuplarının sorunlarını gidermekte yetersiz, hakimlerin özlük işlerine bu kurumu karıştırmanın doğru olmayacağı düşüncesindeyim.
Nasıl ki sağlık şûrasına bir başka meslek mensuplarının katılması yanlışsa, HSYK gibi hakimlik mesleğinden anlamayanları bu kurula iştirak ettirmek aynı yanlışlıktır.
Tecrübem bana şu şekilde bir kurulun oluşabileceğini söylüyor.
2 Danıştay üyesi, 3 Yargıtay üyesi, 2 bakanlıktan, 4 teşkilattan (birinci sınıf hakim ve savcılardan)... Toplam 11 kişi... 5 yedek üye için 1 Danıştay, 1 Yargıtay, 2 Bakanlık, 1 teşkilat.
Bir de tayin ve terfi işlemlerinde hazır bulunması için en azından 25 yıl avukatlık yapanlarla, üniversitelerin hukuk bölümlerinden, kurula gözlemci üye katılabilir.
Birinci sınıf hakim ve savcının ortalama sayısı 1500.
Kurula teşkilattan 4 üye seçileceğini düşünelim.
3 katı aday (12 kişi) müracaat edenler arasından 12 aday kur’a ile belirlenir.
12 aday için 1500 kişi oy verdiğinde fazla oy alanlar seçilmiş sayılır.
Yargıtay ve de Danıştay’dan en kıdemli üye veya başsavcı doğrudan HSYK üyesi veya yedek üyesi seçilmiş sayılır...
HSYK’da üyelik süresini 4 yılla sınırlandırmak lazım...
Diğer önemli konu yüksek mahkemelere ÜYE SEÇİMİ.
Yapılacak değişiklik seçim işini objektif kurallara dökmek istiyorsa seçilmeye engeli olmayan birinci sınıf hakim ve savcılar arasından ya kur’a çekecek veya sınav açacak.
Atama usulü hiçbir zaman objektif olmamıştır...
Ancak liyakati olanları değerlendirmek için (doktora, lisan bilme gibi) sınav veya kur’a sonucuna artı puan eklenirse meslekte kalite yükselmiş olur...
Üye seçilme yaşı 45’ten 55’e çıkarılmazsa yüksek mahkemeler 20 yıllığına seçilen üyelerin saltanatı gibi olur. Bu yaşı 55’e çıkardığımızda arkadan gelenlere de yer açmış oluruz.
Yargıtay ve Danıştay gibi kurumlardan SEÇİM olayını kaldırmak lazım.
Seçim her seferinde ideolojik bölünmelerin davetçisidir.
Doğucu, batıcı, mezhepçi, partici... Bu haller yargıya yakışmaz.
Tayin işini biraz da yerinden halletmek lazım. O yüzden, Seçim Yasası’nda olduğu gibi heyet halinde çalışan mahkemelerde kıdemli hakimler boşalan başkanlık koltuğuna doğrudan oturabilmeli.
Aynı usul savcılar için de geçerli olmalı...
Bu tip bir uygulama dosya okumayan üyeleri harekete geçirir.
Bir başka önemli konu, mahkemelerin aleniyetidir.
Anayasa ALENİYET diyor ama, bu alenilik sadece mahkeme salonu ile kısıtlı değildir.
Oysa ki çağımız aleniyeti internet denilen iletişimle açıklıyor...
Mahkemelerdeki keyfilikleri veya mahkeme-vatandaş diyalogunu daha iyi pekiştirmek, hem de aleniyeti çağa uydurmak açısından duruşmalara merkezi sistemli KAMERA koymak lazım...
Kamera, duruşmaları hızlandıracağı gibi, birçok sorunu da yerinde gidermeye yardımcı olacaktır. O açıdan Ankara ağır cezaların birisinde yürütülmekte olan bir duruşmayı hem ilgililer, hem de istekliler evinden neden izleyemesin?
Askeri mahkemelerin görevleri yeniden belirlenmeli, ancak Askeri Yargıtay’la Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kaldırılmalı. Askeri mahkemelerden verilen kararlar sivil Yargıtay’a gelsin....
TABİİ HAKİMLİK ilkesinden ayrılmamak lazım.
Danıştay, Anayasa Mahkemesi gibi yüksek mahkemelere hakim olmayanların atanması olayı İstiklal mahkemelerinin kalıntısıdır. Git yargıla hallet!
“İdamına, şahitlerin bilahere dinlemesine...”.
Dünya uzmanlaşırken bizim hâlâ İstiklal mahkemeleri yöntemi ile adalet dağıtmaya kalkışmamız çok yanlıştır. Uzman olmayana ameliyat yaptırılmaz... Yaptırılırsa cinayete kadar gider...
Yer yetersizliği yüzünden diğer konuları bir başka yazıma bırakıyorum.
Bu köşede yargı reformu ve de sivil bir anayasa için onlarca yazı yazdım...
Ne var ki şu ana kadar imam bildiğini okudu...
Okumasınlar, lütfedip sorarlarsa tecrübelerimizi anlatırız...
Tarihi vebal üzerimizden kalkar...



Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Nusret Çiçek Arşivi