Yargı bağımsızlığı, CHP ve gizli tanık müessesesi

Yargı bağımsızlığı, CHP ve gizli tanık müessesesi

CHP'li Ahmet Ersin’in yaptıkları karşısında yüksek yargının nedense dili tutuldu. Adalet bakanının her demecine, saygı sınırlarını zorlayan cevaplar yetiştiren Yargıtay başkanı ile HSYK başkanvekili kaç gündür ortalarda görünmüyor.
Düşünebiliyor musunuz bir milletvekili gizli tanıklarla görüşüyor, delilleri karartmaya, açılmış bir davaya etki etmeye çalışıyor, Yüksek Yargı’da tıs yok. Müdahale eden bir CHP'li olunca kimse Yargı bağımsızlığını aklına getirmiyor.
Yüksek yargının bu anlamlı suskunluğu, Yargı’daki siyasallaşmanın muhtevası ve boyutlarını göstermesi bakımından fevkalade önemlidir.
O bağırışların çığırışların hepsi AK Parti hükümetinin Yargı’yı tarafsızlaştırmasına mani olmak içindi.
Yargı bağımsızlığı dedikleri şey de CHP paralelinde bir Yargı’dır.
Ahmet Ersin’in yaptığı görüşmelerin onda birini bir AK parti milletvekili yapsaydı nolurdu, tahmin edebilen var mı? Danıştay, Yargıtay, Yarsav, HSYK ülkede ne kadar Yargıyla ilgili ilgisiz kurum varsa hücuma geçerdi. Başsavcı bunu yeni bir kapatma davasının gerekçesi yapardı. Medya hükümeti top ateşine tutar,kafesçilerin, balyozcuların ETÖ’cülerin hep böyle bir tezgaha kurban gittiklerini iddia ederdi. Ama CHP yapınca kimsenin kılı kıpırdamıyor.
Bu kadar dümenden sonra Erzincan savcısı Cihaner berat etse kim inanır?
CHP'li Ersin’in temasları yüzünden Cihaner ile Saldıray Berk ikilisi için verilecek her karar bu saatten itibaren tartışmalı hale gelmiştir.Cihaner’a gösterilen CHP ilgisini de bir tarafa not etmek lazım. Bir başsavcı acaba hangi meziyetlerinden dolayı CHP'nin bu yakın ilgisine mazhar olur. Bu ülkede başka savcılar da var.Ferhat Sarıkaya meslekten ihraç edilirken CHP'nin hiç kılı kıpırdamamıştı.
Yargı tarafsız olmak için bağımsız olmalıdır.
Bağımsızlık iddiası herkese karşı ileri sürülürse bir anlam ifade eder. Günlerdir ortalık Ahmet Ersin’in baştan sona suç olan ve Yargıya müdahale anlamına gelen ilişkileriyle çalkalanıyor, ama kendini Yargı gardiyanı gibi görenlerin sesi çıkmıyor.
Tabi bu arada gizli tanık müessesesinin de sorgulanması gerekiyor. Can güvenliği nedeniyle tanıkların ismini, kimliğini gizliyorsunuz, ama birkaç gün içinde gizlilik diye bir şey kalmıyor. İsimler, ifadeler havada uçuşuyor.Gizli tanıklığın hiçbir anlamı, hiç bir güvencesi kalmıyor. İsimler böyle ortaya saçılırsa kimse sahip olduğu bilgileri mahkemelerle paylaşmaz. Batı’da başarıyla uygulanan bu müessese, bizde daha işin başında işlemez hale gelir. Halbuki, tanıkları ifşa etmenin, can güvenliklerini tehlikeye atmanın müeyyideleri de var. Erzincan’da bu işin bu kadar laçkalaşmasının sebebi herhalde biraz da yargılananların kimlikleriyle ilgili. Görevleri gereği tanıkların gerçek kimliklerini bilme konumunda olanların bu bilgileri savunma amaçlı kullandıkları veya birileriyle paylaştıkları anlaşılıyor. Ortaya saçılan bilgiler gizli tanıklık müessesesinin gözden geçirilerek ıslah edilmesi gerektiğini bir defa daha ortaya koyuyor.
Hülasa, Ahmet Ersin olayı Yüksek Yargı’nın –yargı bağımsızlığından-ne anladığını gösteren ve bugüne kadar yapılan eleştirileri haklılaştıran bir turnusol kağıdı olmuştur.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi