Anayasa taslağı, kaybedenler, kazananlar...

Anayasa taslağı, kaybedenler, kazananlar...

Bir şeyi istemenin de, karşısında olmanın da makul gerekçeleri olmalı. Gerekçeniz yoksa ne kimseyi kendinize inandırabilir ne de, ikna edebilirsiniz.
Son genel seçimde AK Parti yüzde 46 oy aldı.
Ama anketler, muhtemel bir referandumda Anayasa taslağının en az yüzde 60 lık bir destekle geçeceğini gösteriyor.
Bu AK Parti'nin milletvekili seçimlerinde aldığı oyun 14 puan yukarısına,Belediye seçimlerinde aldığı oyun 20 puan üstüne tekabül ediyor.
Demek ki muhalefet toplumu ikna edecek estrümanlara sahip değil.
Öyle olsaydı kamuoyu yoklamalarının çok farklı olması gerekirdi.
Baykal’ın taslağı Anayasa mahkemesine götürmek için şimdiden kolları sıvaması da taslağın referandumda geçme ihtimalinin yüksekliğinden kaynaklanıyor. CHP lideri referandumdan sonuç alacağına inansa, AYM'nin kapısının önünden geçmeyi bile düşünmezdi. Çünkü bir partiyi sandıkta yenmek, faul yaparak AYM'de yenmekten daha şereflidir. Kaldı ki Anayasa Mahkemesi'nde alınan hiçbir sonuç AK Parti'nin hanesine mağlubiyet olarak yazılmaz. Daha önce Cumhurbaşkanı seçiminde, Anayasa’nın 10 ve 42. maddelerinde yapılan değişikliklerde AYM'nin hukuk dışı kararları AK Parti'nin kar hanesine yazıldı. Şimdi de aynı noktadayız. Taslak referanduma gitse de gitmese de kazanacak olan tek parti iktidar partisidir. Referanduma gidip yüzde altmışlık bir destekle taslağı geçirmek tüm partilere karşı tek başına AK partiyi bu büyük destek ve başarının sahibi haline getirecektir.Taslağın AYM ye götürülüp 367 kararı gibi akla ziyan bir kararın çıkması halinde tepkiler AK partiyi yeniden %46 lık rekorunun üstüne taşıyacaktır.
Toplum Anayasa değişikliğinin ertelenemez bir ihtiyaç olduğunun farkındadır.
Yüksek mahkemelerin maşeri vicdanla bağdaşmayan her kararı bu düşünceyi daha da pekiştirmektedir.
Baykal’ın AYM yi halka karşı, CHP politikalarının tastikçisi bir makam konumuna düşürmesi tasarının arkasındaki toplumsal desteği büyütmekte, gittikçe daha büyük bir kütlenin, Anayasa değişikliğinin gerekliliğine inanmasına yol açmaktadır. Yani, aslında böyle bir ihtiyacın varlığını ihsas ettiren, toplumdaki tereddütlerin izale olmasına sebep olan bizzat CHP’dir. CHP Anayasa mahkemesiyle bir olup toplumun önünü tıkadıkça, mahkemenin yapısının değişmesi daha çok insan tarafından paylaşılmaktadır.
Taslağa karşı çıkan partilerin hiç birinin haklı bir gerekçesi yoktur. MHP'nin, CHP'nin bu değişikliğe niçin karşı olduklarını bilen tek bir kişi var mı? AK Parti'ye karşı oldukları için karşıdırlar, o kadar. Baykal 3 madde dışında uzlaşma sağlanabileceğini ilan ederken, karşıtlığının gerekçesiz olduğunu kendisi itiraf etmişti zaten. MHP'nin ise Bahçeli’den başka ne yaptığını bilen yok. Darbe mağduru bir partinin darbecilerin yargılanmasına hayır demesi, MHP - 12 Eylül ilişkisini yeniden irdelemeyi gerekli kılıyor. Ülkücülerin darbe mağduru olduğu kesin. Ama MHP'nin darbe mağduru mu, yoksa darbe hazırlayıcısı mı olduğu şüphelidir. MHP yönetimi bugün darbe mağduru bir partinin duracağı yerde durmuyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi