Serdar Arseven

Serdar Arseven

Türkiye de nükleer güç olmalı! (*)

Türkiye de nükleer güç olmalı! (*)

T.C. kimlikli “siyonist” meslektaşlarımız, Türkiye’nin İran ve Hamas’a kaydığını söylüyorlar…
Bugüne kadar, yani Cumhuriyet kuruldu kurulalı…
Hatta Tanzimat’tan beri, “İslâm coğrafyasından” uzaklaşma stratejisi izledik de ne oldu?..
Batı’ya “kaymayı” ilke belledik de ne oldu?..
İki asırlık mahkûmiyet; ne fayda verdi…
Hatırlayın; kahraman komutanlarımızın kafasına o çuvalı kim…
Ve nasıl…
Geçirdi!..

“Hayır” oyuna doğru geliyorum…
Türkiye’nin İran’a yönelik yaptırım kararına ‘hayır’ çekişine…

Beşti Çete’nin BM’si neme nem bir “güvenlik örgütü”dür?..
İçinde “veto” hakkı bulunan halkı Müslüman ülke yok; dünya coğrafyası ve nüfusundaki muazzam Müslüman payına rağmen!..
Bu böyle mi gidecek?..
İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejat ile söyleşimizde; özellikle bu noktanın altı çizilmişti…
Biz hafiften deştikçe, İran’ın başı, “Kahrolsun BM” kıvamında sözler sarf eylemişti…
Kahrolmasın mı?.. Yıkılıp yenisi kurulmasın mı?..
Bu hayal mi?.. Olmayacaksa eğer; “adil” bir uluslararası teminat mekanizması kurulmayacaksa, Türkiye’nin de başının çaresine bakması elzem demektir.
İsrail’in ve diğer bazı bölge ülkelerinin nükleer silahlanma yarışı devam ederken, bizler “Yurtta sulh, cihanda sulh” ütopyasına mı mahkûm olacağız!..
Kıbrıs’taki durumları yazdık, Kuzey Irak’ı da yazdık.
İsrail, bu iki bölgeden dolayı fiilen komşumuz olmuş durumda; resmen de olur böyle giderse ona ne şüphe… Türkiye şimdilik rahat yaşasın!..
BM’nin her kararına “evet” demesi, en fazla “çekimser” takılması herhangi bir fayda getirmediği gibi, “Siyonizm destekli” teröre, oradan buradan elli bin vatan evladını verdik.
Bir trilyon dolar da, maddi maliyet tarafında.
Azametsiz güç, güçsüz azamet.
Zillet!..
Derdimizi bu şekilde ifade ettikten sonra gelelim, bu işin sonu ne olur ne olmaz veçhesinin bir uzman tarafından değerlendirilmesine…
UZMAN DEĞERLENDİRMELERİ
Nuh Yılmaz, bilgisine, birikimine, vizyonuna büyük saygı duyduğumuz uzmanlardandır.
SETA’nın (Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı) Washington Genel Koordinatörü Sayın Yılmaz’dan konuyu bizim için tahlil etmesi ricasında bulunduk…
Kırpmadan verelim ne demişse:
“Türkiye’nin BMGK’da alınan İran’a yönelik yaptırım kararına ‘hayır’ demesi önemli sonuçlar doğuracaktır.
Türkiye kararını korkuyla, pazarlıkla ya da birtakım ilişkilerle değil, bölgede karşı olduğunu mütemadiyen dile getirdiği yaptırımlara karşı olma şeklinde özetlenebilecek ilkesel tutuma göre almıştır.
Böylece uluslararası ilişkiler dünyasında ilkelerin hâlâ önemli olduğunu göstermiştir. Bu karar Türkiye-Batı ilişkilerini olumsuz etkileme özelliğine sahiptir.
Zira Brezilya’nın aksine Türkiye NATO üyesi olarak yaklaşık 60 senedir, Batı blokunun aksine davranmamıştır. Bu nedenle bu oy bir anlamda Batı pozisyonu ile kategorik bir işbirliğinden çok, seçmeci bir işbirliğini tercih edeceğini göstermiştir.
Karar Türkiye-İsrail açısından sadece var olan gerginliği daha da artırmaya yol açacaktır. Türkiye-İsrail ilişkileri neredeyse yok olma noktasına geldiğinden bu konuda pek bir zararı olmayacaktır. Bu oydan en çok zarar görebilecek konu ise Türkiye-ABD ilişkisi olabilir.”
TÜRKİYE ABD İLİŞKİLERİ BAĞLAMINDA DEĞERLENDİRME
“İran konusu ABD açısından hem dış politika hem de iç politika konusudur. Dışarıda Ortadoğu sorununu çözmek isteyen Obama, başarıya ihtiyaç duyan bir noktadadır. İçeride ise yaklaşan ara seçimlerde ihtiyaç duyacağı İsrail lobisinin desteği için yaptırımları önemsiyordu. ABD tarafının tepkisi beklenenden daha az şiddetli olmuştur. Bunun bir nedeni olarak da; Gazze konusunda Türkiye’nin isteklerini yerine getirememiş olması gösterilebilir. Ancak bu karar ABD-Türkiye ilişkilerinde bir süredir devam eden stratejik ortaklıktan model ortaklık anlayışına geçişi hızlandıracaktır. Artık ABD Türkiye ile ilgili beklentilerini düşürerek, Türkiye’nin sair taleplerini yerine getirme konusunda da isteksiz davranacaktır.”
İSRAİL TEZGÂHLARINA DİKKAT!..
“Tablo, Türk-Amerikan ilişkilerini olumsuz etkileme potansiyeline sahiptir. Ancak bunun da ötesinde Türkiye-İsrail gerginliğini Türkiye-ABD gerginliğine dönüştürmek isteyen İsrail lobisinin provokasyonlarına karşı hem Türkiye hem de ABD dikkatli olmalıdır. Zira Kongre’den bu konuda beklenmedik hamleler gelebilecektir.
BM’NİN MEŞRUİYETİ DAHA FAZLA TARTIŞILACAK!..
“Kararın uluslararası meşruiyet açısından da önemli sonuçları olacaktır. Karara iki bölgesel gücün tepki göstermesi, ilk defa yaptırım kararlarının hayır oyuyla geçmesi BMGK’nın (Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi) yapısının sorgulanmasına yol açmıştır. Bu durum “Veto gücü”nün yeniden belirlenmesi konusunun gündeme gelmesini gündeme getirecektir. Değişen dünyada artık ekonominin meşru alanı değişmesine rağmen BM halen eski yapısıyla devam etmekte, bu ise yeni yükselen güçlerin temsili noktasında zaafını göstermektedir.
Bunun da ötesinde veto gücü olan 5 ülkenin adeta kendi çıkarlarını garanti altına aldıktan sonra, ortada bulunan bir anlaşmayı da görmezden gelerek, bir başka ülkeyi cezalandırma girişimi uluslararası kamuoyunun vicdanını yaralamıştır. Bunun kısa vadedeki sonucu ise
BM’nin dahi meşruiyetinin sorgulanmasını gündeme getirecektir. Türkiye yeni dünyanın taleplerine uygun yapılanmaları gündeme getirirken, artık BM’yi de bu listeye ekleyebilir. Bu kararla BMGK ilkeye göre değil, çıkara göre karar veren bir organa dönüşerek ahlaki zeminini kaybetmiştir.”

Evet, uzmanı böyle diyor…
“Hayır”ı “artı” hanemize yazarken; “güçsüz azametin zillete” yol açacağını aklımızdan çıkarmayalım…
Bizim niye nükleer silahlarımız yok sahi!..
……….
(*)-İncirlik üssünde NATO’ya ait 60 atom bombası var. Ama, bunlar bizim değil!.. Dış Politika Enstitüsü müdürü Seyfi Taşhan konu hakkında şunları söylüyor: “Türkiye, iki araştırma reaktörü, zengin uranyum madenleri, yüzlerce bilimadamı ve Ortadoğu’nun en gelişmiş teknolojik ve sanayi altyapısına sahip. NATO içinde müttefik olsak da Amerikalılar bugüne kadar nükleer elektrik santrali sahibi olmamızın önünü hep kestiler. Ne zaman yabancı bir firmayla anlaşma noktasına gelinse Washington projeyi son anda engelledi. Yine deneyeceklerdir. Ama bu sefer eskisi gibi olmayacak!..”
Bakalım!..

Önceki ve Sonraki Yazılar
Serdar Arseven Arşivi