Hüseyin Altınalan

Hüseyin Altınalan

İsrailPKK dostluğu yeni değil

İsrailPKK dostluğu yeni değil

Türkiye, içeride yargı skandallarıyla dışarıda dünya ile boğuştuğu sırada ard arda gelen terör saldırılarıyla sarsıldı.

Gencecik fidanlar soldu.

Ve yine ciğerler yandı, anneler, babalar ağladı.

Ülke yasa boğuldu...

PKK terör örgütünün gerçekleştirdiği eylemleri dolayısıyla tv kanalları gün boyu özel yayınlar yaptı.

Kanlı saldırılar enine boyuna konuşuldu, tartışıldı.

Yorumlarda en çok dikkati çeken husus, uzman olarak görüşlerine başvurulan hemen herkesin PKK terör örgütü ile İsrail'in ismini yan yana telaffuz ediyor olmasıydı.

PKK'nın İsrail tarafından taşeron olarak kullanıldığı görüşü hâkimdi, konuşmacıların tümünde.

Bu görüşler bizi şaşırtmadı.

Niye mi?

Çünkü Doğan medya grubu, Gazze'ye yardım götüren gemilere uluslar arası karasularda düzenlenen korsan saldırı sonrası İsrail ile Türkiye arasında ipler gerilir gerilmez gelişmelerin bu yönde olacağını haber verdiler.

"İsrail ile bozuşmanın kötü sonuçlar doğuracağını, gözdağı verircesine" açıkça ifade ettiler...

PKK'nın Kuzey Irak'ta ateşkesi bitirdiğini açıklamasının üzerinden birkaç gün geçmişti.

Söz konusu medya grubunda yer alan bir yorumda, İsrail'in "Türkiye'nin Ortadoğu'daki dengeleri kendi aleyhine çevirdiğini düşündüğü" belirtiliyor, Türkiye'nin İran ile Batı arasındaki nükleer anlaşmayı sağlayarak, İsrail'i zor durumda bıraktığına işaret ediliyordu.

Yorumda bu anlaşma sonrası "İran nükleer kontrolü kabul etti. Şimdi sıra İsrail'de" şeklinde Türkiye'nin verdiği mesajların ardından Mavi Marmara gemisine düzenlenen kanlı saldırıyla durumun farklı bir boyuta taşındığı, iki ülke arasına kan girdiği ifade ediliyordu.

Ve tüm bu gelişmelerin İsrail'de şöyle bir kanı oluşturacağı ve bazı oluşumları tetikleyeceği uyarısı yapılıyordu.

Deniliyordu ki:

"PKK'nın ateşkes dönemi Türkiye'yi rahatlattı. Türkiye çok fazla dış işlerle ilgilenmeye başladı. Ve özellikle de Ortadoğu'yla. Özellikle İsrail'le uğraşmaya başladı. Biz yeniden onu içişlerine döndürelim."

PKK'nın ateşkesi bitirdiğini ilan etmesinin böyle bir dönemin başlangıcı olduğu ve terörün sinsi ve habis bir bela gibi sokaklara çıkacağı bir dönem olacağı haber veriliyor ve bu dönemin tehlikeli bir "taşeron" dönemi olacağı yazılıyordu...

Peki, malum medyanın yaptığı bu uyarılar ne anlama geliyordu?

* PKK'nın düzenleyeceği kanlı eylemler artacak.

* Artmakla kalmayacak, şehirlere de yayılacak.

* İsrail, PKK'yı taşeron olarak kullanacak.

* Çünkü Türkiye, İsrail'i rahatsız edecek adımlar attı.

* İsrail ile iyi geçinmezsen, Türkiye'de terör eylemlerinin olması kaçınılmazdır.

* İsrail ile iyi geçin...

Yazılanlar, çizilenler, yapılan yorumlar gerçekleşti mi?

Gerçekleşti... ANCAK...

Burada göz ardı edilen asıl gerçek; sadece son dönemde değil Türkiye ile ilişkileri zirve yaptığı dönemde de yaşanan terör hadiselerinin arkasında daima İsrail parmağının olduğu gerçeğidir.

ABD'li gazeteci Seymour Hersh de Takvim'e yaptığı açıklamada bu gerçeğe dikkat çekmişti. Demişti ki Hersh, "PKK'yı silahlandıran İsrail, bölgede istikrarsız bir Türkiye istiyor. Ve İsrail, Türkiye'yi zayıflatmak için de hazırda bekleyen PKK'yı kullanıyor. Bunun alt yapısını 2003'te attı. 50 yıl önce Irak'ın kuzeyini terk eden Yahudi Kürtler, 2003 yılındaki işgalden sonra bölgeye geri döndü. Birçoğu şu anda PKK ile işbirliği halinde. MOSSAD, 20 yıldır Irak'ın kuzeyinde bekleme halindeydi. Şimdi ise faal olarak çalışıyor. PKK konusunda İsrail hükümetlerinin aldığı özel bir karar yok. İsrail'de hangi hükümet iktidarda olursa olsun, devlet tavrı olarak PKK'yı destekler. Çünkü Ortadoğu'da güç dengelerini kendi lehlerini çevirmek için Türkiye'ye karşı oyunlar hazırlanması gerektiğini düşünüyorlar."

Bizim ısrarla karşı çıktığımız komşularıyla iyi geçinen, barıştan yana olan İsrail değil. Bu düşünceleri taşıyan İsrail!

Böyle bir ülke ile dost olunur mu?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Hüseyin Altınalan Arşivi