Yılbaşı

Yılbaşı

Geçen Cuma Hıristiyanların, daha evvelki hafta da Müslümanların yılbaşısı idi. Bir haftada iki yılbaşını birden yaşadık. Müslümanların hicri yılbaşısı, olması gerektiği gibi dua ve niyazlarla sona erdi. Miladi yılbaşına gelince, noel, yortu derken eğlence perdesi altında yeri göğü alt üst ettiler. Devlet de onları destekleyince pisliklerden ayak basılmaz hale geldi.
Hıristiyani bir dinin yılbaşısıdır. Nasıl biz dualarımızla karşılık bekliyorsak, onların da inançlarına uygun kutlamaları gayet normaldir. Biz hazmedemiyoruz.
Birincisi: Burası Türkiye, tarihi boyunca Müslümanlara beşiklik yapmış. Buradan İlay-ı Kelimetullah için dünyaya at koşturmuş, şimdi burada Müslüman mahallesinde salyangoz satılıyor.
İkincisi: Miladi yılbaşını gayrimüslimler değil de Müslümanlar yapmaktadır. Karşımızda görüyor, komşumuzda görüyor, tanıdıklarda görüyoruz. Namazda yan yana olduğumuz kişiler, Noel Baba kimliğine girmek için sıraya girmektedir.
Devlet de tarafsız değildir. Miladi yılbaşıları şirin göstermek için bütün gayretini sarf etmektedir. İslam’ın haram kıldığı milli piyango, içki ve haramlar teşvik edilmekte, hayatın akışını o güne bağlamaktadır.
Gördüğüm manzara karşısında ürperiyorum, kimi bilgisizlikten, kimi eş dost teşviki, kimi de umursamaz bir şekilde irtidada bir koşuş var. Yalancı peygamber devrini de aşan, gülerek, eğlenerek dinden çıkış hareketi var, İslam’ın beşiğini yapmış bu milletin çocukları şimdi de inançlarından sıyrılışın seremonisini yapıyorlar.
Din bir inanç meselesidir. Şakası olmaz, inandığını yaşaması gerekmektedir. Soruyoruz;
Miladi yılbaşı bizim yılbaşımız değil. Niçin bugünlerimizde çocuklarınıza hediyeler almaktasınız? Noele boyanma gayretindesiniz? Çam devirmede başa oynuyorsunuz? Verdiği cevap şu:
O günü eğlence günü görüyoruz. Başka bir maksadımız olamaz. Arkadaşların toplandığı, ailece eğlence merkezi görüyoruz.
Her amel niyetlere göredir. Senin niyetin bu ama inancın gayesi de kişileri inanç kalıbına sokmaktır. İnanç kalıbından çıkan, hak ve hakikatı bilmeyen kişiler de inancından soyutlamaktır. Nitekim Allah’ın Resulü:
“Kim ki bir kavme benzerse ondandır” buyurarak benzerliğin ve benzeşmenin o kavme ait olacağını vurgulamaktadır.
Ayrıca, Hicri yılbaşı Kur’an’da açıklandığı gibi Allah’ın belirlediği gün ve ay ile on iki aydır.
“Doğrusu ayların sayısı Allah yanında onikidir. Gökleri ve yeri yarattığı Allah yanında bunlardan dördü haram olanlardır. Bu, işte en ebedi en doğru dindir.” (Tevbe-36)
Ayetinde de yılbaşının esası hicri yılbaşıdır. Ayları ve günleri Allah tarafından değişmez kaidesidir. Hiçbir Müslüman Allah’ın hesapladığı hicri yılbaşı ile Grogeryan tarafından belirlenen, İznik Konseyince son noktası konulan miladi yılbaşını mukayese edemez. Biri Allah’ın koyduğu, diğeri kulların derlediğidir.
Bu noktadan da bakıldığında, miladi yılbaşına inanarak iştirak edilmesinde imanın kökleri teker teker kopmakta, insanı Allah’tan alıp beşere teslim etmektedir.
Hiç kimsenin imanı ile oynama hakkımız yoktur. Kendi imanları ile oynayanları ikaz da bizim vazifemizdir. Bilgisizlik, cahillik ve arkadaş hatırına yılbaşına iştirak edenler tevbe etmeli, tekerrürüne imkân vermemelidirler.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi