Ali Eyvaz

Ali Eyvaz

Kahrından intihar eden bakteri

Kahrından intihar eden bakteri

“Özellikle son senelerde giderek daha çok görülmeye başlayan bir hastalık var. Tıp dilinde ‘psittakoz’ adıyla bilinen hastalık insanlara daha çok papağan ve benzeri kuşlardan bulaştığı için halk arasında ‘papağan hastalığı’ ismiyle tanınıyor…”

Bu sözler memleketimizin tanınmış bir tıp profesörüne ait.

Profesör, çocukların ve kuş severlerin adı geçen hastalıktan korunması gerektiğini vaaz ediyor.

Koca profesör, çocukların ister elinde sapanla peşinden koşarak, ister kafeste mıncıklayarak kuşlarla kurdukları dünyanın bu en eski mitolojik rabıtasına gözünü dikmiş durumda.

Bu ne kaba, bu ne çirkin, bu ne hoyrat bir dünya böyle.

Çocuklarla kuşların ilahi birlikteliğini koparmak için resmen isyan başlatıyorlar.

Profesör, uyarılarını bir bir sıraladıktan sonra, hastalığa faydalı olan antibiyotik gruplarını saymayı da ihmal etmiyor.

Yani arkalarında dev şirketlerin olduğu antibiyotikler yaşasın ve fakat belki bizim de içimizde olan ama henüz keşfedilmemiş trilyonlarca bakteriden birkaçını bünyelerinde barındıran papağanlar boğazlansın öyle mi?

“Hadım tarih, kundakçı matematik, geri kafalı gramer”den beslenen ahmak bilimin kölesi, çocukların psittakoz’dan korunması gerektiğini buyuruyor.

Gülü bülbülden, Hüma kuşunu şehzadesinden, Leyla’yı Mecnun’dan korumak…

***

Hayatı bir risk planlaması olarak gören; çabuk, düzgün ve otomatik konuşabilen sigortacı tiplerin bütün meslek sahalarına ve siyasi partilere doluştuklarını biliyoruz. Onlar artık her yerde!

O kadar ki onlar yüzünden bakterilere bile yer kalmadı.

Henüz keşfedilmemiş bir bakteri kadar bile estetik varlık değeri bulunmayanların kendilerini dünyanın merkezine koyması karşısında psittakoz bakterisinin kahrından intihar etmesi ne yazık ki literatüre bir hastalık olarak geçiyor.

Otlara uzun yaşamak için bakan yaşlılar, çiçeklere zayıflamak için yanaşan kızlar, bilgiye 5 şıktan biri diye kulak kabartan gençler, insana rey hesabıyla tebessüm eden siyasetçiler…

Hayatlarının hiçbir evresinde samimi olarak inandıkları için risk almayan bu kişilerin bütün becerisi, hayatı, değer kazanması muhtemel bir hisse senedi gibi görmeyi başarabilmiş olmalarıdır. Yaşam onlar için sadece kazanacak ata oynama telaşıdır. Değerler konusunda asla inat etmezler.

Onların nadiren görülen “kaybedişleri” ise yine hayatın nesnel kanunları gereği tarihin kimi zaman rutin dışında şekillenmesiyle hâsıl olur.

Mesela Ali Kemal’in o meşhur yanılgısı gibi.

Ali Kemal, İstiklal Harbi’nin bitiminde ihanetinin sebebi sorulduğunda, “Türk milletinin böyle bir savaşı kazanacağına hiç ihtimal vermemiştim” demişti.

Bu çokbilmiş hain, şayet kazanacağımıza azıcık ihtimal verse imiş, bu denli bir hıyanet içerisinde olmayacakmış. Yani zaferden emin olsa Ankara’ya koşup en ateşli vatanperverlik şovlarında bulunacaktı. Aslında sadece “korktum” deseydi belki bu kadar alçalmayacaktı.

Ölümü vatansız kalmaya yeğlemiş olmanın ne demek olduğunu bilmeyen, profesyonelleştirdikleri hayatı sadece “kazanmak veya kaybetmek” denkleminden ibaret gören otomatikleşmiş modern insan, öngörülebilir olanın dışında bir durumla karşılaştığında böyle apışıp kalıyor.

Yavrusuna araba çarpmış sokak köpeğinin soğuk asfaltta sabaha kadar onun kalkması için beklemesi, ezberlenmiş davranış biçimlerinin dışında bir yaşam alternatifinin hayvanlar için dahi mümkün olabileceğini sayısız kere gösterir de bunu yalnızca profesyoneller kavrayamaz.

Başı ve sonunun zillet olacağını bilse dahi öngörülebilir olanı korumayı inkılabi alt-üst oluşlara yeğ tutanların ve kendi hesabına olduğunda güvenliği adalete önceleyenlerin mağlubiyeti ise bir yanardağ gazabından çok daha çetin olur.

Oysa kaybetmeyi baştan göze almış ve hayatını “kazanma” üzerine kurmamış inatçı kimselerin zaferleri, onların baş eğmez vakurları karşısında nedir ki.

Tıpkı bir çocuğun psittakoz hastası olma ihtimalinin, o çocuğa kendi dilinden konuşacak soylu bir papağanın alicenaplığı karşısındaki değersizliği gibi.

Ey bilimin unvanlı kurtçuğu! Senin değerin o papağanın dili karşısında nedir ki.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ali Eyvaz Arşivi