Bu âyini protesto ediyorum

Bu âyini protesto ediyorum

çanakkale kara savaşlarının yıldönümünde, her yılki gibi, “emperyal” ülkelerin, kendi askerleri için yaptıkları ayin, her seferinde beni düşündürür.

Oraya gelen “kimi Hintten, kimi bilmem ne bela” olarak Akif’in şiirinde yerini bulan saldırının ölüleri için şehid denmesini de, onlar için âyin yapılmasını da, askerlerinin sert adımlarla yürüyerek borazan çalmasını, bayrak çekmesini de protesto ediyorum.

Onlar oraya çanakkale’yi savunmak için gelmediler. ülkesini savunan bir avuç kahraman Türk askerinin (67. alay) imha edişlerini, kendilerinin de yenilişlerini anmak için geldiler ama bunu zafer gibi kutluyorlar.

Yeni Zelanda’nın mı, Avustralya’nın mı, temsilcilerinden birinin gür sesiyle okuduğu İstiklal Marşı’nı “saygı” ile karşıladım, kabul, ama onlar ayinlerini kendi ülkelerinde yapmalıdırlar. Atatürk’ün dediği gibi, evlatları artık bizim evlatlarımız olmuştur ve Mehmetçikle koyun koyuna, huzur içinde uyumaktadır.

Eskiden, âyinden sonra çanakkale sokaklarına yayılırlar ve türlü sarhoşluk gösterileri yaparlardı. Şimdi yapmıyorlar herhalde, yapıyorlarsa da benim haberim yok. Bütün bunları, kendi ülkelerinde yapmalıdırlar.

Biz, Plevne’ye gidiyor muyuz, şehidlerimize yerinde ayin yapmak, hatta tören yapmak için? Birinci Dünya harbinin çeşitli cephelerinde verdiğimiz şehitler için Medine’ye, Yemen’e, Kafkasya’ya, Galiçya’ya, Balkanlar’a gidiyor muyuz? Böyle bir âdet, dünyanın hangi ülkesinde var?

***

Onlar, müstevliler (istilacılar) idiler ve bu amaçla çanakkale’ye geldiler, bu amaçla çanakkale’ye çıktılar. O koyun adının da Anzak olmasını hayretle karşılıyorum. İyi hâtıralar için bir yere isim koyulur. Anzakların çıkarma yaptığı yere, o çıkarmayı püskürten paşalarımızdan birinin adı verilmeli, yahut doğrudan doğruya Mehmetçik koyu denmeliydi.

Konuşmalarında bir tek kere bile savaşın sebebinden bahsetmiyorlar. Bu sırtlan saldırısını sanki insani sebeplerle yapılmış bir savaş gibi gösteriyorlar. Türkler orada haksız bir müdafaa yapıyor gibi, şafakta ufuklara yaşlı gözlerle bakıyorlar.

İstilacılar istila yürüyüşleri, müzikleri ve heyecanlarıyla orada rap rap yürümekte, bayrak göstermektedirler. çanakkale’de sadece mevlitlerle, hatimlerle yapılacak bir ibadet haklı bir ibadet olur. üstelik bu işe çok sarılan sahip çıkma telaşında olan iktidara da küçük Anafarta köyündeki şehid kafa taslarını, bacak ve kol kemiklerini hatırlatmak isterim. Bunlar ortada duruyor ve ordan burdan hâlâ çıkıp bizi utandırıyorlar.

Ben turistlerden bahsetmiyorum. Onlar istedikleri kadar gelsinler. Ben askeri kıyafetleri, bayrakları, borazanları ve marşlarıyla şekillenen bir istila görüntüsünden bahsediyorum.

İşçi yürüyüşü

İşçi yürüyüşü ve 1 Mayıs deyince akla bu yıl, Başbakan’ın “başlar, ayaklar” gafı geliyor. Bunun ben, onları küçümsemek anlamında değil, sözde, otoriteyi tanımlamak için kullanıldığını sanıyorum. Aslına bakarsanız Başbakan, kendi dışındaki herkesi küçümsemek eğiliminde. özellikle muhalefet yapanlar. Ama burda ona cesaret edemezdi.

Başbakanın otorite merakı da sınır tanımaz hale geldi. Son “ATV-Sabah” olayında yaptığı gibi akıl almaz girişimler yapıyor ve bu, tehlikeli bir hal alıyor. Başbakan bu kadar otoriteyi ne yapacak?

Kamu bankalarından, bir “proje” kurnazlığıyla alınan para, herkesin Mesut Yılmaz örneğiyle de hatırlattığı gibi, çok işler açabilir iktidarın başına. Moral değerler açısından da hiç iç açıcı bir durum da yok. Bu şekilde yapılan “hizmet”, “helal” olabilir mi?

***

İşçilerimiz şu özelleştirmeler sırasında iyi imtihan verdiler. ülkenin servetine sahip çıkarak onun kadar direndiler. Maliye Bakanı’nın o laubali tavırlarına karşı, çok ciddi ve samimi bir işçi direnişi sergileniyordu. öyle sanıyorum ki pazar günü yapılacak yürüyüş de çok anlamlı ve görkemli olacak. Şiir gibi gelecekler inşaallah. üç koldan. Bayraklarıyla, flamalarıyla, haklılıklarıyla, aralarında çok sayıda olduğunu, TEKEL direnişinde gördüğüm başörtülü kadın işçileriyle, asil ve vakur, yokuşlardan süzülerek meydana çıkacaklar. İşleri kolay olsun inşaallah.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi

Leke

26 Ağustos 2009 Çarşamba 01:09