Dağlıca modeli demode oldu

Dağlıca modeli demode oldu

Kürt kartının gündeme gelmediği tek bir seçim dönemi geçirmedik, şiddet belası ortadan kalkmadan geçirmemiz de mümkün görünmüyor.

Dağlıca, Aktütün baskınları, şehit cenazelerinde hükümet aleyhine gösteriler, Genelkurmay Başkanı’nın Kuzey Irak’a operasyon için adeta kampanya yürütmesi...

Bunları hep yaşadık.

Tek amaç vardı, Batı’da milliyetçi oyları bir yöne kanalize etmek.
Bugün benzer bir durumla karşı karşıyayız.

Baraj sıkıntısı olan milliyetçi partiyi rahatlatmaya dönük bir kampanya yürütülüyor.

Gerek Doğu’da, gerek Batı kentlerindeki gösterilerin yolaçacağı ilk sonuç bu olacaktır.

Hedef hep buydu.

Camii avlusundaki cenazelerin gerçek müsebbibi kimse, bu tablonun da sorumlusu odur.

Bu kez karakol baskınları, kent merkezlerinde bombalar yok, yasak kararı var.

Vesayet sisteminin son kalesi, BDP’li bağımsız adayları bir anda budadı.

Kürtlerin Meclis’te bağımsız adaylar yoluyla bile temsilinin önünü kesen bir karar bu.

Karar yargının ama BDP’nin tepkisi doğrudan AK Parti’ye.

Kimi AK Partililerin söylemi de ellerini güçlendiriyor zaten.

Oysa aynı yargı yıllar önce Recep Tayyip Erdoğan’ın da yolunu aynı şekilde kesmiş, bu seçimde de AK Parti’ye yarar diye yurt dışındaki yurttaşlarımızın oy kullanmasına izin vermemişti.

Aynı şekilde İlhan Cihaner’e Meclis kapısını bir şekilde açan irade, BDP’ye yolu aynı şekilde kapattı.

Görünen o ki, Allah birden Türkiye’yi sevmeye başladı ve oy oranlarına müdahaleye girişti.

Buna başka isimler de vermek mümkün.

Ancak ne derseniz deyin, bu girişimlerin AK Parti’nin mümkünse tek başına iktidar olmasını, değilse tek başına anayasa değişikliği yapmasına mani olmayı amaçladığı kesin.

Karşıtlarının oyun planı çok açık.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yasal olarak herhangi bir şey yapmanın mümkün olmadığını bilmesine rağmen Meclisi toplantıya çağırması da bu planın bir parçası.

Çünkü Meclis toplanırsa, dışarıda kalan vekillerin ilk kararı seçimi ertelemek olabileceği gibi, adaylıklar engellenen BDP’lilerin yolunu açmak için yapabileceği herhangi bir şey yok.

Seçime kadar anayasayı değiştirmeyi başarmaları ayrı bir durum tabii.

Bu tabloda BDP seçimden çekilir ve her yerde CHP’yi destekleme kararı alırsa, bunun adı ittifak olmaz bu bir.

İkincisi AK Parti bölgede ciddi bir oy ve vekil kaybına uğrar.

Burada AK Parti’nin kendi oyununu kurması gerekir ancak Meclis Başkanı dışında kimse bu gerçeği görüyor diyemeyiz.

Başbakan yurtdışındaki yurttaşların oy kullanma
hakkı engellendiğinde kıyameti koparmıştı ve “Bağımsız yargının kararı” dememişti, şimdi de temsilde adalet ve bölge halkına el uzatma adına benzer bir tepki göstermesi gerekir.

Hrant Dink bambaşka amaçlar için öldürülmüştü ama halkın tepkisi bu oyunu bozdu.

Bugün BDP’ye yönelik bu karar sadece Kürtler’in değil, demokrasiye inanan herkesin tepkisine yol açmış durumda.

İstanbul’dan Diyarbakır’a uzanan bu öfke zinciri demokratikleşme ve Kürt sorunun barışçı yöntemlerle çözümü açısından bir fırsat. İş bu fırsatı kullanacak kafaların ortaya çıkmasında.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi