M. Emin Parlaktürk

M. Emin Parlaktürk

Bakan Fatma Şahin’e

Bakan Fatma Şahin’e

“Evleniniz, boşanmayınız. Çünkü boşanmada arş titrer.”
Eskiler, evlenmeye tezevvüc veya teehhül derlerdi.
Yani eşini bulmak veya helallenmek, helal edinmek anlamında.
Boşanmak ise, hiç hoş karşılanmaz, kınanırdı.
Arşın titremesi, bunun korkunç bir karar olduğunu anlatır.
Bu yüzden, dinimizde evliliğe teşvik, boşanmaya tahzir vardır.
***
Evlenme yaşına gelenlerin hemen evlendirilmesi hep teşvik edilmiştir.
Bekar olanların evliliklerini geciktirmek, asla tasvip edilmez.
Varsa engeller kaldırılır, evlilik kolaylaştırılır.
Maddi imkanı olmayan gençlere, ailesi, yakınları, cemaat veya devlet yardım eder.
Bunu yapmayanlar dinen sorumlu olurlar.
İstatistiklere göre, toplumumuzda bekar sayısı düne göre hayli fazladır.
Bekar yaş oranının oldukça yüksek olması, ayrıca vahim ve düşündürücüdür de.
Buna bir de boşananları ve ikinci kez evlenmeyenleri eklerseniz, tablo gerçekten endişe vericidir.
Bu hazin tablo, ne yazık ki evlilik dışı ilişkileri de tetiklemektedir.
Toplum içinde bu durum, helal olmayan bir alan açıyor.
Bu alanda insan, fıtratında var olan temel ihtiyacını gayrımeşru yollardan temin etme cihetine gidiyor.
Eskiler, evlilik kelimesi yerine “helalini edinmek” diye boşuna dememişler.
Bedeli bir hayli yüksek ve formalitesi de çok olan evlenme işinden, bugün insanlar ürküyor, korkuyor, kaçıyorlar.
Helal olanla buluşamayan bu insanlar, dini hassasiyetleri de yoksa eğer, hemen harama bulaşıyorlar.
Nikahsız ilişkilerin çoğalmasının bir sebebi de budur.
***
İslam’da (zaruret halinde dörde kadar izin verilen) çok evliliğin şiddetle karşısında olanlar, neden bu çok kadınlı haram ilişkilere ses çıkarmıyorlar?
Ayakkabı değiştirir gibi sevgili değiştiren kadın ve erkeklerin bu maceraları, üstelik ballandıra ballandıra anlatılıyor, filmlere konu ediliyor...
Ama dini nikahla (helal) evlilik yapan ve bu evlilikten (meşru) çocuk sahibi olanlar, bu kesimlerce yerden yere vuruluyor.
Yasalar da bundan geri kalmıyor, en acımasız kurallarını uyguluyor!
Bir yabancıyla imam nikahlı evlenen bir vatandaşımızın, çocuğunun vizesi yok diye yaşadığı mahrumiyet bunun tipik bir örneği.
Travestilerin, eşcinsellerin, gayların-guyların, her türlü çirkin huyların baş tacı edilip yasallaştırıldığı günümüzde, Allah katında helal bir ilişkiyle yuva kuran ve çocuk sahibi olanları suçlu ilan ederek yasal işlem yapmak, hangi insaf ve izana sığar ve hangi insan haklarıyla bağdaşır?!
Bazı batı ülkelerinde imamların kıydığı nikahlar, o ülke yasalarınca kabul edildiği halde, bir Müslüman ülkesi sayılan Türkiye’mizde, imamların nikah kıyması neden yasal olmuyor?
Üstelik bizdeki imamlar, devletin resmi görevlileri aynı zamanda!
Bir köy muhtarının kıydığı nikah geçerli, bir vilayet müftüsünün kıydığı nikah geçersiz!
Böyle tutarsızlık olur mu?
Sakın ikinci bir nikahtan söz ettiğimi sanmayın.
Tek evlilik için kıyılan nikahlardan söz ediyorum.
Bırakınız imamları, Diyanet İşleri Başkanı’nın bile bu nikahı kıymaya kanunen yetkisi yok!
***
Bu vesileyle Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin’e duyurumuz olsun.
Her din mensubunun kendi dini lideri tarafından kıyacağı nikah, resmi nikah olarak da tanınsın ve tescil edilsin!
Zira, dini duygu, bilgi, telkin ve tavsiye temelli inşa edilen evlilikler, şiddeti ve boşanmaları da asgari düzeye indirecektir.
Aileler, bu temeli ilgi ve sevgiyle beslerlerse, evlilikler inşaallah başa kadar sürer.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
M. Emin Parlaktürk Arşivi