Serdar Arseven

Serdar Arseven

Türk Hava Kurumu bile!..

Türk Hava Kurumu bile!..

Genel Yayın Yönetmenimiz Muhterem Hasan Karakaya’nın önceki günkü yazısı “değişim”in önemine vurgu yapıyordu.
Her yazısı güzel, bunu bir başka sevdim.
Evet, “Değişim.”
Dünya hızla değişiyor, Türkiye bu değişimi izleyen değil, gücü nispetinde değişime katkıda bulunan bir ülke olarak öne çıkıyor.
Eski tartışmalar bitmek üzere...
Bizleri, yıllar yılı “deri-bağırsak” işleriyle uğraşmak mecburiyetinde bırakan Türk Hava Kurumu bile değişim rüzgârından etkilendiyse...
Gerisini siz hesap edin.
Malûm;
Siyasi iktidarların da çanak tutması yüzünden, THK’nın uygulamaları sokaktaki vatandaş tarafından “düpedüz gasp” olarak nitelendiriliyordu.
İbadetin bir parçası olan “deri”nin bağışlandıkları hayır kurumlarından zorla alındığına yani gasp edildiğine dair haberler “hassas medya”nın manşetlerinden inmiyordu.
Sonra sonra...
Bu tür haberlerin ağırlığı gittikçe azaldı.
Anons ederek kurban toplama yetkisini Türk Hava Kurumu’na veren genelge yürürlükte olsa da, “deri çekişmesi” irtifa kaybetti.
Sebep?..
THK bıktı bu muhabbetten, biraz da biz bıktırmış olduk.
Ancak, zorunlu bağış (!) larla, deri gaspıyla gündeme gelebilen bir kurum; “deri-bağırsak-işkembe” üçgenine sıkışmış kalmış...
Havacılık, paraşütçülük filan yapıyor ama, o da “Sosyete Çocuklarına Halk Sırtından Kıyak” muhabbetinin mevzuu.
¥
Baktık arkadaşlarımız hayli zor durumda, Mustafa Karahasanoğlu ağabeyimizin talimatıyla gittik yanlarına...
Ve...
“Abiler” dedik;
“Niyetimiz bağcı dövmek değil, Bırakın artık bu işleri. Sizcileyin laiklik önderlerinin ‘din işlerine’ bulaşmaları ayıp bir kere. Laikliğe aykırı. Atatürk’ün kemikleri sızlamaktadır şimdi.”
¥
Bozuldular mozuldular, ama aklın yolu bir...
İlk olarak bizim aracılığımızla mesaj gönderdiler o günlerde:
“Derileri toplama yetkisi bizim ama isteyen istediği yere bağışlayabilir.”
¥
Bu değişimin başlangıcı oldu belki de...
Geçen sene büyük bir sıkıntı yaşanmadı.
Ve bu sene...
Kurban Bayramı da yanaşmaya başladı ya...
Türk Hava Kurumu Genel Merkezi’ne uğradım, üniversitelerine gittim...
“Ne yaparlar ne ederler” diye baktım...
“Deriden bağırsak”tan büyük ölçüde kopmuşlar.
Şöyle bir kolaçan ettim:
Kurumun Başkanı Osman Yıldırım anlayışlı, mütevazı ve çalışkan bir zat gibi...
Hava Kurumu Üniversitesi’nin Rektörü Prof. Dr. Ünsal Ban ise, yapıyı “durağanlıktan kurtaracak” ve gerçekten de isminin hakkını verir hale getirecek çapta.
Az zamanda çok ve büyük işler yapmışlar; 3 enstitü, 5 fakülte ve 2 meslek yüksekokulu...
Kampuslarında havaalanları var, 67 uçaklık filo, hangarlar, simülâtörler, laboratuvarlar, bakım ve onarım tesisleri...
Hah şöyle; yıllar yılı “Bırakın şu gericiliği, biraz ufka bakın, modern olun, çağdaş olun, dogmalara saplanıp kalmayın, laikseniz tam laik olun!..” diye diye dilimizde tüy bitti.
Şimdi şimdi anladılar şükür.
Tamam; bir dolu gayrimenkulünüz var, bugüne kadar ne olduysa oldu, hangi yönetim “yolsuzluktan” gittiyse gitti, vatandaşın paraları nasıl şey edildiyse edildi.
Bugün bir başka gün; bırakın dileyen dilediği gibi ibadet etsin, dilediği yere bağışta bulunsun.
Türk Hava Kurumu da işte böyle “işine” baksın.
Aferin.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Serdar Arseven Arşivi