Ersoy Dede

Ersoy Dede

Geçmiş olsun Sn.Başbakanım

Geçmiş olsun Sn.Başbakanım

Öncelikle kalpten, yürekten geçmiş olsun diliyorum. Rabbim en kısa zamanda şifa versin. Böylesine bir ortamdan bile siyasi kavga çıkarmayı başaran necip Türk medyasına ve Erdoğan’ın siyasi muhataplarına ise söyleyecek söz bulamıyorum. Ancak şunun altını çizmeliyim; biz bu hastalıklar üzerinden çevrilen filmlere aşinayız. Merhum Özal’ın ölümü üzerindeki kaygılar giderilmiş değil.

Ya Ecevit?.. Rahşan Hanımefendi, son dakika manevrasıyla işe uyanarak kurtardı kocasını..

O zaman Emin Çölaşan’ın başlattığı kara propagandayı hatırlıyor musunuz? Ne yazdı Çölaşan? (2 Temmuz 2002 / Hürriyet) “Başbakanlık yapamayacak durumda. Evinde iyi beslenemiyor, hatta yıkanamıyor. Derisindeki lekeler ve kabarıklıklar, bakımsızlıktan kaynaklanıyor.” Niye yazdı bu yalanları? Çünkü proje oydu.

Ecevit hakkında sağlıksız olduğuna dair kamuoyu oluşturulacaktı. Dolayısıyla yerine bir formül arayışına meşruiyet kazandırılacaktı. Ayrıca yeteri kadar sağlıklı ise münasip bir şekilde Başkent Üniversitesi Hastanesi’nde (bkz.Mehmet Haberal) istenen derecede sağlıksızlaştırılacaktı.. Allah’tan o dönemde de imanlı, insaflı, ahlâklı insanlar varmış ki, oyun bozuldu..

¥

Bugün çıkmış birileri; “Sovyetik bir siyasi mekanizmamız var, başbakanın sağlık durumu hakkında fısıltı gazetesi yoluyla haberdar oluyoruz” diyor.. Ben mi yanlış biliyorum yoksa arkadaşlar mı bir şeyi karıştırıyorlar? Sn.Başbakan’ın ameliyatı gerçekleşti, Başbakan servisteki odasına alındı, durumu izlendi ve ilk uygun vakitte hekimler tarafından açıklaması yapıldı. Ziyaretçileri bile oldu. İşadamı Zeynel Abidin Erdem’in, hastane kapısındaki beyanatını hatırlıyorum. Ziyaret ettikten hemen sonra. Kim kimden neyi saklıyor, anlayamadım ki? Sonra bu arkadaşlar, Sn.Başbakan ameliyata gireceği gün “tez zamanda sağlığına kavuşur” ya da “ameliyat sorunsuz geçer inşallah” diye dua mı edeceklerdi de, bu kadar gücendiler ameliyat öncesi açıklanmayışına? Dahası, Sn.Başbakan ameliyat oldu da, ne aksadı? Hangi program terk edildi? Hangi devlet işi sekteye uğradı. Herkes tam kapasite işini yapmaya devam etti. Ecevit’i hatırlayın.. Hastaneden içeri girdiği anda, ortakları da bürokratları da stand-by konumuna geçerlerdi. Ankara gazetecileri de yasama-yürütme haberleri yapmak yerine, hastane haberleri yaparlardı. Hangisini tercih ederdiniz?.. Diktatöryel rejimlerdeki gibi hayatın akışının bir kişinin sağlık haberine bağlı olduğu bir Türkiye mi isterdiniz?..

¥

Gelelim Başbakanımızın kanser olduğu iddialarına. Ne diyor Mevlana? “Suskunluğum asaletimdendir / Her lafa verilecek bir cevabım var/ Lakin bir lafa bakarım laf mı diye / Bir de söyleyene bakarım adam mı diye?” Lafın laf olmadığı aşikar da, söyleyene de bakmak lazım diye hatırlattım bu sözü..

“Başbakan kanserdir”

Kim yazmış bunu? “Aydınlık”. Hadi diyelim ki Aydınlık-Maydınlık.. Belki bir sağlam temeli vardır.. O da yok.. Haberi kime dayandırmış? Kaşif Kozinoğlu’na.. Kozinoğlu nerede??? yapılır da bu kadar mı operasyonel haber yapılır arkadaş.. yahu yol yordam öğretmek gibi olmasın da, bir tane doktor bulup; “yapılan açıklamalar, kanser ihtimalini kuvvetlendiriyor” diye bir açıklama alsaydınız ya ağzından.. Daha inandırıcı olmaz mıydı? Ölmüş bir adamdan demeç alıp yayınlıyorsunuz, sonra da bu yayına inanmamızı bekliyorsunuz.. Size bir şey söyleyeyim Aydınlıkçı arkadaşlar.. Sizin haberiniz bir tür tespit değil ama sanıyorum temenni.. Öyle anlaşılıyor.. Haberiniz olsun.. Çok beklersiniz.

Allah sizi başımızdan eksik etmesin Sn. Başbakanım.. Kalın sağlıcakla..

Önceki ve Sonraki Yazılar
Ersoy Dede Arşivi