Fatih Akkaya

Fatih Akkaya

“Aşüfte”nin bilinmeyenleri

“Aşüfte”nin bilinmeyenleri

Göreve geldiği günden beri her ortamda dile getirdiği “reyting” iddialarını Rekabet Kurulu, Emniyet ve Savcılık düzeyinde ispatlayıp, yıllık 3 milyar dolarlık reyting şikesini ortaya çıkaran kim?

TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin.

Türkiye'nin en büyük medya devlerinin ipliğini pazara çıkaran bürokrat, bu aralar, çeşitli sebeplerle infaz edilmek isteniyor.

Şike operasyonlarının ardından 30 yıldır var olan elektrik faturalarındaki TRT katkı payını gündeme getiren iri medya organları, şimdi de “aşüfte tartışması” başlattı.

Şahin’e adeta “sen misin şikeyi ortaya çıkaran” tehdidiyle, ders vermeye çalışıyorlar.

Devlet kanalı TRT’nin eski hantal yapısından arındırılarak, kamu hizmeti görevini en güzel şekilde ortaya koymaya başlaması…

Gerek kurduğu haber kanalı ile gerekse hazırlattığı toplumun değer yargıları ile uyuşan dizi ve programlar ile halkın nefsinin özel kanalların o rezil yayınlarına kaymasının önüne geçmesi gibi nedenlerle...
TRT Genel Müdürü zaten başından beri özel televizyon kanallarının hedefindeydi.

Reyting hilesinin ortaya çıkarılması iri medya organları için bardağı taşıran son damla oldu!

Bu yüzden saldırılarını artırdılar Şahin’e, TRT’ye.

İşte bu son iki tartışmanın perde gerisi de bu tespitimizi doğruluyor.

Birincisi, TRT’nin elektrik faturalarından pay alması konusunun durup dururken gündeme getirilmesi olayı.

Beyler, bu pay elektrik faturalarına Şahin döneminde mi yansıtıldı?

Hayır.

30 yıldır bu böyle.

Devlet, televizyon kanalını bu şekilde finanse ediyor.

Ha direk bütçeden para aktarmış, ha elektrik faturalarından.

Her ikisi de halkın cebinden çıkıyor.

Ha şu var:

Gönül ister ki, bu devlet kurumu kendi kendine yetsin, devlete, halka gerek kalmasın.

Değerli Habervaktim okuyucuları biliyor musunuz, Şahin döneminde TRT bu hale geldi.

Bundan 4-5 yıl önce çalışanlarının maaşını bile ödemekte güçlük çeken TRT’nin bugün kasası para dolu, yani karda.

Ve bu elektrik faturalarından alınan payla olmadı.

Çünkü, bu pay, 2008’de yüzde 3.5’ten yüzde 2’ye indirildi.

Hem de brüt üzerinden değil, net üzerinden yüzde 2’ye.

Önceleri 100 liralık bir faturanın 3.5 lirası TRT'ye geliyordu.

Şimdi ise 100 liralık faturanın 1.2 lirası TRT'ye aktarılıyor.

3.4 lira nerde, 1.2 lira nerde?

Bu pay eksiltmesi ile TRT aylık 100 trilyonun üzerinde gelir kaybına uğradı.

Buna rağmen bugün TRT kâra geçmiş durumda.

(Bugün TRT, elektrik faturalarından pay aktarılmaksızın da ayakta durabilir. Bu noktada iş, TRT Genel Müdürü'ne değil, Hükümete düşüyor. Pekala gerekli düzenleme yapılarak, bu paya son verilebilir.)

Ayrıca…

Bu noktaya açılan 10’a yakın yeni kanala rağmen gelindi.

Şu da var:

TRT, özel kanallar gibi bir ticarethane değildir.

Devlet kanalıdır, birincil amacı halka, halkça hizmettir.

Halka, özel kanallar gibi izlenilmesini istediğini değil, izlenilmek istenileni sunmak zorundadır.

Özetle halkın nefsine değil, gönlüne hitap etmek mecburiyetindedir.

İri özel TV’lerin özellikle de gençliğe, aile hayatımıza kurulmuş birer “tuzak” olan o ahlaksız magazin/eğlence programlarına; ancak Batı misyonerlerince hazırlanabilecek ve tarihimize, değerlerimize ihanet kokan iğrenç dizilerine; ticari ve siyasi dezenformasyon içeren haberlerine karşı bir alternatiftir TRT.

Sahip çıkmalıyız TRT’ye.

Yarın bir gün “özelleştirilmesi gerektiği” düşüncesine gerekçe oluşturacak, nedenleri ortadan kaldırmaya çalışmalıyız.

TRT de giderse elden, nefsimizle daha çok mücadele etmek zorunda kalacağımızı unutmayalım.


Değerli Habervaktim okuyucuları, elektrik faturası tartışmasının aslı budur.

Bünyesinde Kanal D'yi barındıran Hürriyet’inin, Radikal’inin,

Bünyesinde Show TV’yi de barındıran Akşam’ının, Güneş’inin,

Bünyesinde Habertürk TV’yi de barındıran Habertürk Gazetesi’nin,

Bünyesinde Star TV'yi barındıran Vatan'ının, 

Bünyesinde ATV’yi de barındıran Sabah’ının…

İşine gelmiyor böyle bir TRT.

İstiyorlar ki eskisi gibi olsun.

Alan tümden bunlara kalsın.

Şike ve yalan dolanla, nefislere kurdukları “tuzak”larla bir yandan halkı kendileri gibi yapsınlar, diğer yandan ceplerini doldursunlar.

Bunlar bunu ister.


Değerli Habervaktim okuyucuları, gelelim “aşüfte”nin bilinmeyenlerine.

Olay şu:

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı “Ankara Buluşmaları” adı altında mutat sürelerde bir toplantı düzenliyor ve bu toplantılarda önemli bir konuğa kurumuyla ilgili sunum hazırlatarak sohbet düzenliyor.

Vakfın 21 Aralık’taki toplantısının konusu ise “Dünyada Kamu Televizyonları ve TRT Örneği” idi.

Toplantı basına kapalı gerçekleştiriliyordu.

Bundan sonrası ise bilinmeyenler:

Edindiğim bilgilere göre, yaklaşık 20 konuğun katıldığı toplantıda TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin, 2 saat boyunca başında bulunduğu kurumu anlattı. Sunum sonunda herkes seviyeli sorular yöneltirken, “Taraf” adlı bültenden Orhan Miroğlu adlı sözde yazar ısrarla TRT Şeş’te niçin çocuk programları olmadığını sordu.

Oysa, hergün dönen 5 farklı çocuk programı vardı.

İbrahim Şahin uzun uzun bunları anlattı.

Orhan Miroğlu tamamen önyargılı, tamamen saldırgan bir üslupla açık arar gibi…

Bu kez de “TRT Şeş’te niçin çocuklara Kürtçe masal anlatılmadığını” soruyordu.

Oysa bu da gerçek değildi.

İzliyor idiyse TRT Şeş’i, bunu bilmemesi mümkün değildi.

Buna rağmen Genel Müdür, sabırla Kürtçe masal anlatan programları anlattı.

Miroğlu bu sözde sorularından bir şey tutturamayınca “Rojin’siz kanal mı olur, Rojin niçin bu kanalda yok” diyerek, bağırmaya başladı.

(Rojin adlı şarkıcının, devletin çok güzel niyetlerle kurup, yayına açtığı TRT Şeş’te yaptığı programa, BDP hatta PKK ideolojisinin propagandası anlamına gelecek konuk ve konularda ısrar etmesi üzerine son verilmişti…Daha doğrusu kovulmuştu. Rojin’in TRT’ye geri dönmek için çok çabaladığı biliniyor.)

Şahin, Taraf’çının bu provokatif tavrı karşısında yine sabır gösterdi.

Rojin’in bu kanalda bir dönem olduğunu ama artık olamayacağını anlatmak istediyse de Orhan Miroğlu bir menajer edasıyla Rojin’i savunmaya devam etti.

Artık salondaki diğer konuklar da rahatsız olmuştu.

Tepki gösterdiler Miroğlu’na.

Miroğlu da bağırarak salonu terk etti.

Ertesi gün Taraf’ta Orhan Miroğlu imzalı bir haber.

“TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin, Rojin’e ‘aşüfte’ dedi.”

Miroğlu, iğrenç tahrikin ardından Şahin’in ağzından gayri ihtiyarı çıkan bir sözcüğü öncesi ve sonrasını gizleyerek öyle bir anlatıyordu ki…

Gerçeğin bu anlattığım şekilde olduğunu öğrenince daha bir midem bulandı inanın.

“Taraf” adlı bülten ne yapmaya çalışıyordu?

Haberlerini böyle mi yapıyordu hep?..

Evet, “aşüfte’nin bilinmeyenleri” böyle. 


Hazırlayan Taraf’ın Miroğlu’su. 

Üstüne atlayan Hürriyet’i, Milliyet’i, Vatan’ı, Radikal’i, Akşam’ı…

Hep bir ağızdan Şahin’e vurdukça vuruyorlar.

Sürdürdükleri “aşüfte tartışması”nı, reyting ölçümü için kullanılan denek listelerinin sızdırıldığının ortaya çıkarılmasında büyük katkısı olan TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin’e yüklenmek için yeni bir malzeme olarak kullanıyorlar.

Bu noktada en çok da şunu merak ediyorum:

“Aşüfte’nin bilinmeyenleri”nden, Sayın Başbakan haberdar değil miydi? TRT’den sorumlu Başbakan Yardımcısı Sayın Arınç da aynı şekilde?..

Bilinmiyordu da ondan mı, Rojin adlı şarkıcı aranıp, “üzüntü duyulduğu” bildirilerek, Taraf’lı provokasyona prim verilmiş olundu?

Ondan mı İbrahim Şahin “özür açıklaması yapmaya” zorlanıldı?

Yoksa bilgilendirilmiş olmalarına rağmen, Rojin’in aranması gerekiyordu da, biz mi yanlış düşünüyoruz?

İlmi siyaset dedikleri böyle bir şey mi?

Eğer öyle ise, bari Orhan Miroğlu da aranıp, ona da “üzüntü duyulduğu” bildirilsin ki tam ilmi olsun, bu siyaset.

O da yetmez ise, en başarılı bürokratın kellesi alınsın!

Önceki ve Sonraki Yazılar
Fatih Akkaya Arşivi