M. Emin Parlaktürk

M. Emin Parlaktürk

Tesbih Çekmek

Tesbih Çekmek

Allahı tesbih etmek deyince ilk akla gelen şey zikirdir…
Bütün müminler, Allah’ı zikreder, tesbih ederler.
Sübhanallah, Elhamdülillah, Allahüekber… tesbihatın en bilinenleri.
Bunun dışında onlarca tesbihat çeşidi sayılabilir.
***
Müminler arasında tesbihat o kadar önemlidir ki, bu iş için imal edilmiş araçlara da alem olarak tespih denmiştir.
Akikten Oltu taşına, kehribardan fil dişine, Osmanlı bağasından kaplan gözüne, kukasından firuzesine kadar yüzlerce tespih çeşidi var piyasada.
Meraklıların bunları koleksiyon yaptıklarını da biliyoruz.
Bu işe bizdeki kadar önem veren başka bir İslam ümmeti bilmiyorum.
Başlangıçta, Allah’ı tesbih etmek için kullanılan bu tespihlerin, sonraları amacından saptırılıp bir aksesuar haline dönüştürülmesi, üzerinde düşünmeye değer bir konudur.
Sanırım bunun en önemli sebebi, zikir veya tesbihin sadece dilde yapılması ve sayılarını şaşırmamak için de elde tespih çekmeyle sınırlandırılmış olmasıdır.
Acaba, zikir veya tesbih çekmek sadece dil ile mi yapılmalıdır?
Ve bu tesbihat sadece insanlarla mı sınırlıdır?
Kainattaki diğer varlıklar da bu tesbihatı yaparlar mı?
Pek çok ayet-i kerimede; yeryüzü ile gökyüzünün ve bu ikisi arasındaki tüm varlıkların Allah’ı tesbih ettikleri haber veriliyor.
Öyleyse, bu tesbihatı sadece dil ile söylemek ve sadece insanla sınırlamak doğru değil!
***
Ayetlerde geçen tesbih kelimesinin tefsir kitaplarında farklı karşılıklarına rastlıyoruz.
Bu tefsirlerin bazılarında, varlıkların Allah’ı tesbih etmesi anlatılırken şu açıklamalar yapılıyor:
“Ortaya koydukları işlevle Esmâ özelliklerini açığa çıkararak kulluk ederler. “
“Göklerde ve yerde bulunanların hepsi Onun ululuğunu anarlar.”
“Onun adına hareket ederler.”
“Onun koyduğu düzen içinde görevlerini yaparak şanını yüceltir, zikrederler.”
“Şu muhteşem kainat nizamı içindeki her şey; Yaratıcı Allah’ın her türlü kusur ve noksanlıktan uzak olduğunu haykırmakta, Onun mükemmelliğini gözler önüne sermektedir.“
“Ey İnsan! Kainat koro halinde Allah’a itaat edip görevlerini haykırırken; senin çatlak sesler çıkarman O’nun yüceliğine halel getirmez!..”
Şüphesiz, bu açıklamaların hepsi anlamlıdır ve bir şekilde tesbih kelimesini bize tanıtmaktadır.
Ama dikkat edilirse, hiç birinde dil ile tesbih çekilmesi çeklinde bir anlatım yok!
Oysa, tesbih deyince çoğumuzun anladığı, elimize tespih alıp dilimizle çekmek şeklindedir. Tespih bulamazsak parmaklarımızla çekeriz.
Yaptığımız bu iş yanlış mı?
Elbette değil.
Lakin, Kur’anda geçen tesbihatla ilgili kelimelerin sadece bunu anlatmadığını fark etmemiz lazım.
Çünkü, Arapça’da SEBH kelimesi; hareket etme, iş yapma, çaba gösterme anlamlarına geliyor. Bunlar, sözden ziyade eylemle alakalıdır.
Ayrıca, bu kelimenin yüceltme anlamına geldiği de lügatlerden öğreniyoruz.
Bu iki anlam, birbirine zıt değil, aksine birbirini tamamlar.
Zira; Allah adına hareket eden, zaten Allah’ı da yüceltmiş olur.
***
Güneşin hareketi, Arının bal yapması, ağacın meyveye durması, yağmurun yağması, rüzgarın esmesi, ineğin süt vermesi, ırmakların akması, bulutların yürümesi…vs. kainatta gördüğümüz varlıkların her birinin yaratılış gayesiyle hareket etmesi yani görevlerini yapması, onların tesbihatıdır.
İsra,44’te: “Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar Allah’ı tespih ederler. Her şey O’nu hamd ile tespih eder. Ancak, siz onların tespihlerini anlamazsınız. O, halîm’dir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir), çok bağışlayandır.” buyururken yüce Rabbimizin kullandığı LA TEFKAHUNE kelimesi bize bu noktada ipucu vermektedir.
Eğer, sadece dil ile yapılan bir zikirden söz edilseydi, ayette “siz duymazsınız, işitmezsiniz” şeklinde LA TESMEUNE veya benzeri bir fiil kullanılırdı.
Ancak, LA TEFKAHUNE kullanılmakla “siz anlamazsınız, kavramazsınız, inceliğine vakıf olmazsınız…” buyrulmuş oluyor ki, bunun sözden çok bir eylem olduğu anlaşılıyor.
Bu böyle diye, biz dilimizle Allah’ı tesbih ve tezkir etmekten vaz mı geçeceğiz?
Asla!
Ancak, bir yandan dilimizle tesbih çekerken, diğer yandan dilin tesbihinin sadece bu olmadığını, aynı zamanda doğru konuşmak, yalan söylememek, verilen sözde durmak, gıybet etmemek, iftira atmamak, küfür konuşmamak…vs. gibi konuların da Allah’ı tesbih demek olduğunu anlamamız gerekiyor. Göz, kulak, el, ayak da böyle, her birinin eylemleri farklıdır.
***
Demek ki, her organımızı yaratılış amacı doğrultusunda kullanmak, o organın tesbihi olmaktadır.
Kainattaki varlıkların her biri kendine has hareketleriyle koro halinde görevlerini yerine getirirken, biz insanoğlunun da bu koroya eşlik etmesi gerekmez mi?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
M. Emin Parlaktürk Arşivi