Diyanet’ten sinsi projeye tepki...        Suriye'deki olaylar -Ölü sayısı 41'e yükseldi  ...        Mısır'daki  seçimin ilk sonuçlara göre üç aday öne çıkıyor...        Ankara'daki camiler Regaip Kandili'nde doldu taştı...        Cumhurbaşkanı Gül, Google'ı gezdi...        Bakan Yıldırım'dan 'Haliç' açıklaması...        Medya İsrail taşeronu...        Memurun umudu Hakem’de...        KENZEK, HASTALIK ÖNCESİ SAĞLIK SİGORTANIZ.. ...          İzmir'de metrekareye 35 kilo yağış düştü...        Konut satışlarında düşüş...        Orhan Şam'dan Alex açıklaması...        
USD Alış 1.840 USD AlışUSD Satış 1.850 USD SatışEuro Alış 2.315 Euro AlışEuro Satış 2.330 Euro SatışAltın Alış 93.0920 Altın AlışAltın Satış 93.6400 Altın  Satış
 
 
4 Recep 1433

25 Mayıs Cuma 2012
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Yazı Boyutu:  12 14 16
 
Ahmet Varol - Yeni Akit
2012-02-09

Bir Yanda Kar, Bir Yanda Kan Var

Kar yağışının yeniden başlamasına ve soğuğun derecesinin artmasına paralel olarak insanların kendi dünyalarıyla ilgili telaşlarının artması sebebiyle çevrelerindeki hadiselerden kısmen kopmalarına rağmen dünya gündemini oluşturan önemli gelişmeler bütün sıcaklığıyla sürüyor. Bunların başında da Suriye'deki Baas diktasının vahşi saldırıları ve korkunç katliamları geliyor. Bazıları katil Baas rejiminin suçunun üstünü örtmeye veya gerçekleştirilen vahşi katliamları görmezden gelmeye çalışsalar da ne yazık ki insanlık dışı katliamlar devam ediyor. Böylesine büyük bir mızrağın çuvala sığdırılması mümkün olmadığı için görmek istemeyenler veya olayları çarpıtanlar uydurdukları yalanlarla, böylesine korkunç katliamları bile mazur gösterme çabalarıyla sadece kendilerini yanıltıyorlar. Eğer iddia ettiklerine kendileri inanıyorlarsa tabii. Ama inanabileceklerini de pek tahmin etmiyorum.

Suriye'deki Baas diktasının, Mevlid gecesinde gerçekleştirdiği cami ve ev baskınlarında yaptığı büyük katliamla birlikte günlük imha ortalamasının rakamlarını bayağı artırması kendinden öncekilerin yolunu izlediğini gösteriyor. Libya diktatörü Kaddafi de aynı taktiği uygulamıştı. Dolayısıyla Suriye diktatörü Beşşar Esed'in şiddet ve katliamlarının hızını artırma konusunda bir üst vitese geçmesi kendisini uçuruma götüren yoldaki hızında da bir üst vitese geçtiğinin göstergesi olabilir.

Ancak Suriye diktatörünün yolu uzatabilmesi şimdiye kadar kurmuş olduğu stratejik ittifaklarla dünyadaki birçok etkin gücün açıktan yanında yer almak suretiyle bileğini güçlendirmeleri, bazılarının da görünüşte karşısında yer almalarına rağmen Baas sonrasıyla ilgili endişeleri yüzünden yeni bir strateji geliştirinceye kadar ona mühlet tanımak gerektiği düşüncesiyle zorlayıcı bir uygulamaya başvurmamaları sebebiyledir. Bu süre içinde Suriye halkının çekeceği sıkıntı, maruz kalacağı zulüm, kaybedeceği can onları çok fazla ilgilendirmiyor. Çünkü gerek açıktan gerekse dolaylı destek verenlerin, diktatör Esed'in bileğini güçlendirenlerin veya önünü açık tutanların politikalarını stratejik çıkar hesapları belirliyor.

Suriye'de zulme, vahşete, katliama gerek dolaylı ve gerekse doğrudan destek vermeye çalışanlar ya da sessiz kalanlar yaptıklarına yüzlerce gerekçe, mazeret, dayanak bulabilirler. Siyonist işgalcilerin yaptığı zulümlere arka çıkanlar da sergiledikleri tavırlarını haklı gösterebilmek için yüzlerce gerekçe ve dayanak buluyorlar. Fakat böylesine korkunç bir zulmün arkasında yer almak, o zulme destek vermek zalimlerle birlikte olmak ve aynı sorumluluğu yüklenmek demektir. Eğer Allah'ın huzuruna çıkacağımıza, yaptıklarımızdan ve yapmadıklarımızdan dolayı hesaba çekileceğimize inanıyorsak Yüce Allah'ın bizi, kendimizi tatmin için uydurduğumuz tevillerle değil vahiyle bildirdiği ilkelere göre hesaba çekeceğine de inanmalıyız. Hz. Peygamber (s.a.s.)'in veladet yıl dönümü münasebetiyle camileri doldurmuş yüzlerce insanın "terör örgütü mensupları" oldukları için katledildikleri yalanı hiç işe yaramayacak. "Yok canım, sayıyı çok abartıyorsunuz. Üç yüz kişi değilmiş sadece altmış kişiyi öldürmüşler!" avuntusu da bir işe yaramayacak. Bu insanlar silahsız savunmasız bir şekilde camilerde katledilirken zalimlerin mi yoksa mazlumların mı yanında yer aldın onun hesabını vermek zorunda kalacaksın. İşte bunun hesabını şimdiden vicdanına vermende yarar var. Vicdanını avutmakla işi halletmiş olamazsın, çünkü asıl hesapta kendi kendini avutmak için kullandığın malzemeler hiçbir işe yaramayacak.

Böyle bir zulüm karşısında sessizliğin, olan bitenlere bigane kalmanın yahut yaşananları bir kurgu film gibi izleyerek kendini tamamen hadisenin dışında görmenin de hesabı var. Bazen insanın işgal ettiği mevki yahut çalıştığı alan ek bir sorumluluk yükleyebilir. Kamuoyunu doğru bilgilendirme ve bilinçli tavır sergilemesine öncülük etme açısından basın yayının büyük önemi var. Dolayısıyla bu alanda çalışanların, söz sahibi olanların hadiselere bigane kalmaları daha büyük bir sorumluluk yükler. Bigane kalınmasının, katil Baas diktasının kanlı baskınlarının, vahşi katliamlarının, zulmünün üstünün örtülmesi çabası olarak görülmesini de normal karşılamak gerekir.




 
 
 
2012-02-10 08:32:13
asç oğlumsen ajansın vah kı vah
gozlerın kor aklını sattın galıba sen kıme sahıp çıkıyorsunbe yuhhhhhhhh zavallıesadın kolesı sen ne ışsın be kafamızı bulandırma bırak yazmayıkokozayıptırbe gunde kaç musluman öluyo haın doğruyor muslumanı gıt ışıneasçrumuzlu mahlukkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkk

2012-02-10 08:20:55
gerçek süffah kim?
Kan dökenler,şehirleri yakıp yıkanlar,8-9 yaşlarındaki çocukların ırzına geçip vahşiçe katledenler,mezheb kışkırtıçılığı yapanlar kimler?islam maskesine bürünüp abd-ısrail uşaklığı yapan ihvan-vahhabi sürüleridir.dün humsta libyadan gelen 3 kiralık katilin leşi yere serildi,kimmiş katiller,sefihler

2012-02-10 08:20:22
gelin hakikatleri araştıralım
Ahmet efendi;eğer samimiysen hodri meydan,gelin akil insanlardan oluşan bir Hılful-fudul oluşturalım,hep birlikte suriyeye gidelim,hakikatleri yerinde görelim ve allah rızası için doğruları ikrar edelim,yakılan bu fitne ateşini söndürmek için bir adım atalım da millet gerçekleri öğrensin,var mısın?

Arkadaşına Gönder Yazdır
  Haberi Paylaş
 
Google Facebook Yahoo Haber.gen.tr
 
 
 
 
 
 
 
 HABERVAKTİM YAZARLARI
Apo'ya da "Hayvan" diyebilecek misiniz?...
 
"Şeriat İslam mı?" 9 Son ...
 
Bid’at Meselesi...
 
SELAM
REGÂİP KANDİLİ...
 
"Besmele her hayrın başıdır!"...
 
Orhan Pamuk ödülün kıymetini bilemedi...
 
Erik 5 tl...
 
Kürtçüyseniz baştacı Mustazaf'sanız tu kaka?...
 
 
 
 
 HAVA DURUMU
Hava Durumu
 
Hasan Karakaya Kocatepe muhribimizi vuran da biz değil miydi...
 
Abdurrahman Dilipak SPAG ve S&P...
 
Ali Karahasanoğlu İthal kanunlardaki tartışma: Süt kardeşliği...
 
Yener Dönmez Başbakan'la Kazakistan'da...
 
Abdullah Büyük Farklı açılardan, farklı bir mesaj ...
 
Şevki Yılmaz Önce gönüllerimizi kilitlediler, sonra Ayasofy...
 
Yavuz Bahadıroğlu "Tazminatsa tazminat" mı?...
 
Merve Kavakçı İslam Bir ipte iki cambaz...
 
Serdar Arseven Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu Külliyatı ve Hakkı Öznur...
 
Hüseyin Öztürk Cami mimarisinde masonizm...
 
Ersoy Dede PKK'nın elindeki yurttaşlarımız...
 
Atilla Özdür İkinci 19 Mayıs......
 
 
 
E-Devlet
 
 FAYDALI LİNKLER
 
 
 NAMAZ VAKİTLERİ
 
İmsak
3:37
Güneş
5:31
Öğlen
13:08
İkindi
17:04
Akşam
20:33
Yatsı
22:17
 
 BİR AYET
İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz. Allah’ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekâta gelince, işte zekât veren o kimseler, evet onlar (sevaplarını ve mallarını) kat kat arttıranlardır.
Rum Suresi 39. Ayet
 
 BİR HADİS
Resulullah (sa) buyurdular ki: "Ameller niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey vardır. Öyleyse kimin hicreti Allah'a ve Resulüne ise, onun hicreti Allah ve Resulünedir. Kimin hicreti de elde edeceği bir dünyalığa veya nikahlanacağı bir kadına ise, onun hicreti de o hicret ettiği şeyedir."
Müslim, İmaret 155
 
 
 
 
 
       
RSS
 
 
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.