Mehmet Emin Genç

Mehmet Emin Genç

Şehadeti, dinin temeli olan "Ezanlar"

Şehadeti, dinin temeli olan "Ezanlar"

Şehadetleri Dinin temeli olan Ezanlarımız günde beş vakit olmak üzere ülkemizin minarelerinden orijinal haliyle yayınlanmaktadır. 1932-1950 yılları Ezanımız açısından mahzun ve maküs yıllardır. CHP dikta anlayışının Milletimize yaşattığı katmerli zulümlerinden biri de ezanın orijinal halinde okunuşunun yasaklanmasıdır. İstiklal marşında şehadetleri Dinin temeli olarak vurgulana Ezanlarımız ne yazık ki, kısa bir süre sonra Milletine sırtını dönmüş CHP anlayışının kurbanı olmuştur. Bu yazıda, duydukça huzur bulduğumuz bu güzel sedanın oluşum dönemini irdeleyelim istedim. Efendimizi (sav) anlatan bir kitap çalışmamdan bu bölümü sizinle paylaşmak istiyorum. Ayrıca Bundan sonra da size aktarmayı düşündüğüm yazıların büyük bölümünü buradan seçmeyi arzu ediyorum. Günlük kısır çekişmelerden şimdilik biraz uzaklaşmak istiyorum.

Peygamber Efendimiz (s.a.s.), Medine-i Münevvere’ye Hicret’inden bir sene sonra: “Namaza davet için ne yapalım?” diye Ashâb-ı Kiram ile istişare etti.

O güne kadar : “Namaz için toplanın” denilmek sûretiyle Müslümanlar namaza dâvet edilirdi. Allah Rasûlü’nün bu istişaresi üzerine, Ashâb-ı Kiram’dan bazıları: “Namaz vakti gelince bir alem, yani bayrak dikilsin; onu görenler birbirine haber versin,” dediler. Peygamber Efendimiz (s.a.s.), bu teklifi beğenmedi. Bazıları da: “Boru çalınsın” dediler. Peygamber Efendimiz bu teklifi de beğenmedi: “Bu Yahudilerin işidir,” buyurdu. “Nâkus, yani çan çalınsın” diyenler oldu. Bu teklifi de: “Bu Hıristiyanlar¢n işidir,” buyurarak kabul etmedi.

“Yüksek bir yere ateş yakılıp”, namaz vaktinin haber verilmesini teklif edenler de oldu. Peygamber Efendimiz: “Bunun da Mecusîlere âit olduğunu” bildirip: “Ben Müslümanların, namazlarını birlikte edâ etmelerini çok arzu ediyorum. Bunun için, namaz vaktinde Müslümanları evlere gönderip, halka nida ettirmeyi; hatta onlara namaz vaktinde yüksek binalar üzerine çıkıp, Müslümanlara nida etmelerini emretmeyi düşünüyorum.” Buyurdu.

Hz. Ömer (r.a.), Peygamber Efendimize; Mü’minleri namaza çağırmak için bir adam göndermesini teklif etti. Sevgili Peygamberimiz ise: “Kalk ey Bilâl! Namaz için seslen” buyurdu. Bilâl-i Habeşî (r.a.) kalkıp, Mü’minleri namaza dâvet etti. Bundan sonra da Mü’minler namaza; “Essalâtü Câmia” diye dâvet edildi...

Bu günlerde bir sabah, Hz. Abdullah Bin Zeyd (ra) Peygamber Efendimize gelerek: “Yâ Rasûlallah! Bu gece rüyamda; üzerinde iki parçadan yeşil elbise bulunan ve elinde bir çan taşıyan kimse gelip beni dolaştırdı. Ona sordum: “Ey Allah’ın kulu! Bu çanı bana satar mısın? O da: “Ne yapacaksın?” Diye sordu. Ben: “Onunla namaza davet edeceğiz.” Deyince de: “Ben sana ondan daha hayırlı olanı tarif edeyim mi?” Diye sordu. Bunun üzerine kendisine: “Tarif et. Nedir o?” Dedim. Bunun üzerine kıbleye karşı durdu ve yüksek sesle, Ezan’ın mübarek kelimelerini okudu. Biraz durduktan sonra aynı kelimeleri tekrar ederek, sonuna doğru; “Kad kâmeti’s- Salâtü” cümlesini ilâve etti. Bunun üzerine sevgili Rasûlullah Efendimiz (sav): “İnşallah bu rüyâ doğrudur! Bilâl ile birlikte kalk da, gördüğünü O’na öğret. O’da Ezan’ı okusun. Çünkü O’nun sesi güzel ve gürdür,” buyurdular.

Bu defa Hz. Bilâl (ra) ayağa kalktı ve Mescid-i Nebevî’nin yakınında bulunan yüksek bir tepeye çıkarak, kendisine öğretilen kelimelerle Ezan’ı ilk defa okudu.

Hz. Ömer (r.a.), Bilâl-i Habeşî’nin okuduğu Ezan sesini işitince, koşarak Rasûlullah (sav) Efendimizin huzuruna geldi ve Hz. Bilâl’in söylediklerini, aynen kendi rüyâsında duyduğunu arzetti. O gece, Ashâb-ı Kiram’dan bazıları da bu rüyâyı aynen görmüşlerdi. İşte bu sırada: “Ey inananlar! Cuma günü namaz için çağrıldığınız zaman, hemen Allah’ın zikri olan namaza koşunuz (gidiniz) Alış-verişi bırakınız. Bilirseniz sizin için bu daha hayırlıdır.” Meâlindeki Cum’a Sûresi’nin 9. âyet-i kerîmesi Efendimiz (sav)!e indirildi.

Böylece, Ezan vahiy ile de bildirilmiş gibi oldu.

İşte o günden sonra her namaz vakti Ezan okunması Sünnet oldu, adet haline geldi. Bilâl-i Habeşî (ra), bir gün sabah vaktini bildirmek için Ezan okumak üzere gelmişti. Peygamber Efendimizin uyanmamış olduğunu görünce, iki kere;

“Es-Salâtü hayrun minen-nevm - Namaz uykudan daha hayırlıdır”, dedi.

Sevgili Peygamberimiz de Hz Bilâl’e: “Bunu her zaman sabah ezanlarında oku!” diye emir buyurdu. Böylece İslâm¢ın şiârı olan Ezan’ın kelimeleri ve okunuş şekli de ortaya çıkmış oldu.

O gün, bugündür “Ezan-ı Muhammedî” hala taze ve etkileyici bir şekilde kulaklarımızın pasını silmektedir. Her gün beş kez Camilerimizin, “şahadetleri Dinin temeli” olan minarelerinden kulaklarımızın ve evlerimizin içine dolmaktadır. Ezanın güzel nidasını dinlemek ve onunla sürura ermek için evlerimizin pencerelerini Ezan vakitlerinde ardına kadar açmak ve güzelim çağrının künhüne varmak durumundayız. Ezanı ve çağrısını yaşamak/ yaşatmak Müslümanlar olarak boynumuzun borcdur.

Ezan nimetinin büyüklüğünü unutmayalım…


Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mehmet Emin Genç Arşivi