Ersoy Dede

Ersoy Dede

Kürtaj neden cinayettir?

Kürtaj neden cinayettir?

Başbakan’ın “kürtaj” konusundaki sözleri etrafında fırtınalar koparılıyor. Ne kadar çok meraklısı varmış bu meselenin. Bu tür durumlarda herkes pozisyonunu alıyor ya onu çok önemsiyorum. Turnusol kağıdı dedikleri misaller bunlar. Kürtaj günahtır, cinayettir.. Ben dînî hükmüne girmeyeceğim. İşin orası ilim ister. Sadece konuya, doğmamış çocuğun hakkı zaviyesinden bakacağız bugün. Bir parça insanî boyutunu bir parça da hukuki boyutunu hatırlatacağım.

DOĞMAYA HAKKI VARDIR

Herhangi bir hukuk normuna bakmaksızın gözü kapalı söyleyebilirim ki, her bebeğin doğmaya hakkı vardır. Şartlar ne olursa olsun. Bu şartlar en fazla ne olabilir? Söyleyelim. Mesela çocuğun sakat doğacağı tespit edilmiş olabilir. Zihinsel fonksiyonlarını tamamlayamayacağı görülmüş olabilir. Peki. Başka? Bu çocuk bir nefret çocuğu olabilir. Tecavüze uğrayan annesi onu dünyaya getirmek istemiyor olabilir. Aile içi sapık ilişkinin bir ürünü olabilir. Ensest bir ilişki sonucu anne karnına düşmüş olabilir.. Pek çok neden olabilir kürtajı haklı gösterecek.. Fakat size açık açık söyleyeyim, kürtaj bu ekstrem nedenlerden ötürü tercih edilmiyor. Genellikle evlilik dışı ilişkilerde yanlışlıkla olan çocuktan kurtulmak için kürtaj yaptırıyor çiftler. Ya da düpedüz evlilik içinde verilen yanlış kararlar neticesinde yatıyor o masaya anne.. Fakat biz yine de az evvel söz ettiğimiz ekstrem seçeneklerin vuku bulduğunu kabul edelim. Yine bile bu o çocuğun dünyaya gelme hakkını engellemeli mi? Tecavüz mağduru bir annenin çocuğu da isteyerek yapılmış bir çocukla aynı haklara sahip değil mi? Onun yaşam hakkını hangi saikle elinden alıyorsunuz ki? Hangi kudretle, hangi güçle, hangi iradeyle?.. Yüce Allah (c.c) dünyaya gönderiyor, siz O’nun üzerine bir irade koyup “ama o çocuğun doğmaması gerekiyor” kararını veriyorsunuz. Sonra da bunu haklı bir zemine oturtuyorsunuz.. Gelelim sakat doğum meselesine.. Evvelden böyle anne karnına kamerayla bakma falan yoktu. Cinsiyet dahil her şey aileye sürpriz olurdu. O günlerde kimse “sakat doğacak çocuğunuz isterseniz alalım” demiyordu. Bu yeni bir adet anlayacağınız. Çocuğun sakat doğma ihtimali varsa, hiç risk almayalım, çocuğu atalım çöpe. Ya da Hindistan’ta olduğu gibi köpeklere yedirelim. Buraya kadar tamam. Sorun yok. Mesela Allah (c.c) göstermesin. Evladınız bir kaza geçirdi, sakat kaldı. Rabbim burunlarının kanadığını göstermesin de, oldu diyelim ki.. 8 yaşında veya 10 yaşında.. Fark etmez. Ne yaparsınız?.. Öldürtür müsünüz oğlunuzu?.. Bu da bizim sınavımız deyip ömrünüzün sonuna kadar hizmet etmez misiniz yavrunuza?.. Anne karnındaki yavrunun doğmuş büyümüş yavrunuzdan farkı ne? Göz daha görmediği için gönül daha mı kolay katlanıyor?.. Çocuklarını düşüren annelere sorun bakalım bir evlat acısını nasıl da derinden yürekten yaşıyorlar.. Hiç fark etmiyor onlar için. Doğmamış bebeği için aldığı ve bir kez olsun giydiremediği eldiveni öpüp kokluyor arkasından düşük yapmış anneler.. Ne kadar kolay geliyor doktorlara ve zinacı adamlara kürtaj.. Kürtaja giren herhangi bir kadına yaşadığı psikolojiyi soran oldu mu bugüne kadar?.. Kadın acaba neler hissetti; “karnında sana ait bir yavru vardı ve onu oradan alıp çöpe attılar” dendiğinde..

HUKUKİ TARAFINA GELİNCE

Hukuki tarafını da yarın yazalım meselenin. Zira dünya “cenin hakları” diye ayağa kalkmışken biz anne karnında gebeliği sonlandırarak bu hukuki hakları ellerinden alıyoruz yavrularımızın. Yarını bekleyin. Çok şaşıracaksınız. Aslında daha nüfus cüzdanı bile olmayan, adı bile konmamış, cinsiyeti dahi belli olmayan ceninlerin nasıl vergi mükellefi olduğunu, nasıl bağış ya da miras kabul ettiğini, doğmadan tazminat davası açma hakkına nasıl sahip olduğunu anlatacağım size.. Kalın sağlıcakla.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Ersoy Dede Arşivi