Serdar Demirel

Serdar Demirel

Komplo haberciliği

Komplo haberciliği

Halkımız cumhuriyet kuruldu kurulalı nice yalan haberin kurbanı olduğundan, bizim, asparagas habercilik konusunda deneyimli olmamız, durduk yerde yalan haberler yapılmadığını bilmemiz gerekir.


Meşru yollarla ulaşılamayan gayrimeşru bir amaca ulaşmak üzere o amacı gerçekleştirmek ve meşruiyet kılıfı giydirmek kastıyla toplum psikolojisini buna hazırlamak için yapılır, komplo haberciliği. Provokasyonlarla toplumu belirli tepkilere zorlamak ve arkasından hukuku işletip hedef seçilen kitleyi cezalandırmak, tavizlere zorlamak, kazanılmış mevzilerini ellerinden almak...

Araçlar ve kişiler değişse de yöntem hep aynıdır.

Psikolojik savaş uzmanları toplumları harekete geçirecek duyarlı sinir uçlarını iyi çalışmışlardır. Neyi elde etmek istiyorlarsa ilgili toplumsal sinir uçlarına dokunup kitleleri rahatlıkla kışkırtabilirler. Harekete geçen toplum tuzağın kendisine kurulduğunun farkında dahi olmaz, olduğunda da iş işten geçmiştir artık.

Menemen olayı, Menderes’in idamına giden süreç, 12 Eylül darbesi ortamının oluşturulması, 28 Şubat postmodern darbesi medyanın yardımıyla kotarılmıştır. Bu tuzaklar yerel anlamda kurulduğu gibi küresel düzeyde de kurulmaktadır. Kaldı ki yerel tuzakların bile önemli kısmının bir ucu dışarıdadır. Küresel komplolar ise sonuç itibarıyla çok yakıcıdır maalesef.

Irak işgalini; 1 milyondan fazla insanın nasıl katledildiğini, milyonlarca insanın nasıl tehcire zorlandığını, bu ülkenin tarihî mirasının, doğal zenginliklerinin nasıl yağmalandığını hatırlayın.

George W. Bush, savaşa iki sebep göstermiş, halkını ve müttefik ülkeleri bu iki gerekçeyle savaşa ikna etmişti.

Birincisi, Irak’ın nükleer silahlara sahip olmasıydı. Bu silahlarla Saddam rejimi İsrail, Avrupa ve Amerika’nın güvenliğini tehdit ediyordu.

İkincisi, Irak Baas rejiminin El Kâide örgütü ile gizli ilişki içine girip 11 Eylül olaylarında bu örgütü yönlendirmesiydi.

Savaşı meşrulaştırıcı iki büyük neden gösterilmiş ve medya da Batılı kitleleri bu sebeplerin geçerliliğine ikna etmişti. Batılı medya bu hamlede başat güç iken yerel medya da üzerine düşeni yapmış, onlar da Batılı medyanın yalanlarına kendi yalanlarını da katarak bölge halkının kafasını karıştırmıştı.

Bush ekibi Irak savaşını başlatmak üzere bu yalanlarla dünyayı kandırmıştı. Hem de CIA’in, başkana sunduğu “top secret” niteliğindeki bilgiler Colin Powell tarafından dünyaya duyurularak.

Amerikan savaş makinesinin pazu gücünde generalliğe kadar yükselebilmiş ve sonrasında da Dışişleri Bakanı olmuş siyahî Colin Powell, Irak’a saldırıyı kuvveden fiiile geçirmek için Birleşmiş Milletler’de, dünyanın izlediği canlı yayında Irak’ın nükleer silahlara sahip olduğunu uydudan çekilmiş fotoğraflarla isbatlama yoluna gitmişti.

Sonuçta Irak savaşını başlattılar; ülkeyi tahrip edip, etnik, dinî ve mezhepsel yapısını atomlarına ayırdılar. Savaş gerekçelerini isbatlayabilmek için de özel ekipler kurup, her yeri didik didik aradılar, ama savaş gerekçesi olarak sundukları nükleer silahların varlığına dair kanıt bulamadılar.

Medyanın gücünden çok gücün medyasının oyununa tanıklık etmişti dünya. Muhalif medya gerektiği kadar etkili olamamıştı. Ana medya hokus pokus yapmış, insanları nükleer silahlar yalanına inandırmıştı. Ama istenileni elde ettikten sonra yalanı itiraf etmekten de kaçınmayacaklardı.

Powell; dünyanın önünde “CIA beni yanılttı!” diyerek uydudan çekilmiş o savaş nedeni meş’um fotoğrafların düzmece olduğunu itiraf etmişti. Ancak ABD istediğini elde etmiş, iş işten geçmişti.

Görüldüğü gibi komplo haberler stratejik güçlü bir damarı oluşturmaktadır. Kısacası dezenformasyon büyük, kapsamlı toplumsal ve askerî planların meşrulaştırıcı altyapısını oluşturmaktadır. Devletlerin yeraltındaki aklı olan istihbarat güçleri, yeri geldiğinde alçak bir karikatürü, yeri geldiğinde adi bir filmi bu meyanda devreye sokabilmektedirler.


Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Serdar Demirel Arşivi