Mehtap Yılmaz

Mehtap Yılmaz

Olimpos’a balyoz!

Olimpos’a balyoz!

Antik TSK sistemindeki sislerle örtülü devletin zirvesinde, milletin tanrıları yaşarlardı. Kullarının gözlerinden ırak, ellerinin yetişemeyeceği o bulutlu zirvelerde Zeus, canı sıkıldıkça, sosyolojik doğada kopartacağı dehşet verici fırtınaların hesabını yapardı.

Hades, bu amaç uğruna tüm yeraltı güçlerini Zeus’un ayaklarına sererken, terör örgütlerinin karanlığına dalmaktan, yeraltının belalı kötü ruhlarına bulaşmaktan dahi kaçınmazdı! Ares ise sürekli olarak, Zeus’un arenası olan toplumun, konjonktüre göre her vakit farklı bir cephesine mühimmat taşırdı. Posedion, toplumun refahına tsunami olup çarparak ekonomiyi yerden yere vururken, Olympos’luların cepleri dolardı!

Apollon, Olympos’a gölge düşürecek tek gücün farkında olduğundan, Allah diyeni ya Allah Olympos’tan kovar, dağın eteklerinde dahi hakkı hayat tanımazdı!

Athena, tüm bunları görüp, farkında olduğu halde başına bir şey gelmesi halinde Olimpos’ta bilgeliğin tamamen yok olacağı ihtimali karşısında, korku ve tedirginlikle susardı. Etkin bir yok oluştansa, etkinsiz ve belki de eğik bir susuşla... Çünkü Hermes, avazı çıktığı kadar havlayıp duran köpekleriyle bu düzene muhalefet eden ölümlülerin izini sürüp, yakalayınca da acımasızca fişlerdi. Artemis’i okları ve yaylarıyla infaza çağırırdı ardından! “Her şey vatan için” diye tempo tutarlardı Olympos’un köleleri hep bir ağızdan! Hephaistos, ateşe attıkça kurbanlardan birilerini...

Sonra gelsin Afrodit ve Dionysos’un bitimsiz sefahati!

Yok, öyle yağma! Artık antik TSK devri sona erdi, Olympos devri bitti. Zeus, parmaklıkların ardında, sıradan suçlularla eşitlendi. Ne hazindir ki şimdi apoletlerin takıldığı yerden sökülme vakti! Tanrıların putları devrildi. Kullar, sahiplerle yer değiştirdi. Balyoz yeme sırası TSK’nın Olympos’unda! Topluma ettiklerinin hesabını bir bir verme vaktidir şimdi! Cezaevinin dikenli tellerine bu kez sizin kadınlarınızın, kızlarınızın takılıp çırpınma vakti. Ettikleriniz yüzünden yakınlarınızın babasız, kocasız, evlatsız, ağabeysiz, dostsuz... kalma vakti. Dost yüzlü düşmanlarınızın ortaya çıkma vakti. Dolduruşuna gelip bu bela çukuruna düşmenize neden olan kaç dostunuz sizi ziyarete bile gelmeyecek kim bilir şimdi.

İşte göreceğiniz üzere bir tür ölüm gibidir cezaevine düşmek! Dostların kalburdan geçtiği yerdir parmaklıkların ardı! Dost maskeli düşmanların aşikâr olduğu yer! Çevrenin azaldığı yer... Yalnız bırakıldığınız, eskisi kadar düşünülmediğiniz, aranıp sorulmadığınız yer. Vefayı, hiç olmadığı kadar önemsediğiniz... Bunu Başbakan ve Emine Erdoğan iyi bilir... Şimdi siz ve yakınlarınız için öğrenme, idrak etme vaktidir.

Zira çoluk çocuğunuzun eski dostlarınıza, yakınlarınıza bir telefon dahi açamayacağı kadar uzaklaşması demektir tutsaklık! Asıl o zaman başlar mahkûmiyet! O zaman çöker ruhunuza zindanın karanlığı! Umudun tükendiği, herkesin çekip gittiği yerde... Görünmez duvarlara çarpıp çarpıp yıkıldığı vakit karınız, kızınız, yakınlarınız... Esaretinizin bedelini onlar ödemeye başladığı vakit...

Tabii tüm bunlar başınıza hiç gelmeyecek sandınız! Olympos’un kudreti sonsuzdu gözünüzde! İşte bu yüzden hiç elinizi vicdanınıza koymadınız. Zalimce davrandınız. Lakin bakın, cehennem ölmenizi beklemedi. Toprağın altına girmeden hesap defteriniz açılıverdi diri diri gömüldüğünüz yerde! Bu kez “darbe” topluma değil, size geldi! Mazlumların ahı, Olympos’u yerle yeksan etti.

Ne zaman af gelir, ne kadar yatarsınız bilmem. Ancak toplumun vicdanında çıkamayacaksınız asla irtifa kaybederek düştüğünüz kodesten!


Önceki ve Sonraki Yazılar
Mehtap Yılmaz Arşivi