26 Temmuz 2017 Çarşamba29 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:58Güneş 05:47Öğle 13:18İkindi 17:12Akşam 20:35Yatsı 22:15
    • 36°C Adana
    • 38°C Adıyaman
    • 33°C Afyon
    • 33°C Ağrı
    • 37°C Amasya
    • 33°C Ankara
    • 32°C Antalya
    • 32°C Artvin
    • 35°C Aydın
    • 37°C Balıkesir
  • BIST: 107.439 0.37
  • Altın: 142,531 -0.69
  • Dolar: 3,5528 -0.30
  • Euro: 4,1372 -0.37

Birlikte yaşamak, ama ne pahasına?

Faruk Köse

Demek ki insan “dönek” olunca, “döneklikte kararlı olduğu”nu ve “geri dönmediği”ni göstermek için başvurmadığı yol, kullanmadığı argüman kalmıyor. Son olarak, Türk Hava Yolları’nın bazı hatlarda “alkollü içki servisi”ni kaldırmasına takmış kafayı. Yasağın “bir arada yaşama arzusuna darbe vurduğu”nu ve “huzuru bozduğu”nu yazmış.
Eh, yazsın. Her ne kadar “hakikatleri dile getirmek suç”sa da, dileyenin dilediği gibi “zırvalama özgürlüğü” var bu ülkede.

Bu arada, “birlikte yaşama”yı “çirkeflikler”in, “münkerat”ın, “haramlar”ın alenen işlenmesine, bunun da hoş görülmesine bağlamak; “inanan insan”ı yanıbaşında yaşanan “gayriislami fiil ile birlikte yaşama”ya zorlamak acaba “ilahi murad”a uygun düşer mi? Buna bakan yok.

Yanıbaşımda münkerat işlenirken ben ona “huzur” adı altında, “birlikte yaşama” amacıyla aldırmayacaksam, olmaz olsun böyle huzur. Zira “huzur”un da “huzurlu” olması lazım, değil mi? Niçin başkasının münkeratla sağladığı huzuru için, helale bağladığım kendi huzurumdan feragat edeyim? Eğer huzur “işkence”ye dönüştürülürse, bunun ne kıymeti olur? Bir müslüman için, “münkeratla birlikte yaşamak” işkence değil de nedir?

Birlikte yaşama adına niçin başkalarının “iğrençlikler”ine katlanmak zorunluluğu olsun? Müslümanın, Kur’an ve Sünnet’e aykırı halleri hoş karşılaması mümkün mü?
Birlikte yaşamak, ancak “inanç”ta, “fikir”de, “hedef”te, “ideal”de ve “kültür”de ortaklık varsa mümkündür. Aksi durumda, insanlar nasıl olacak da birlikte yaşayabilecekler?
Müslüman olarak başkalarıyla bir arada yaşayabilmemiz için; ya onlar “müslüman” olacak ve “İslam’ın kuralları” ile, “Allah’ın yasaları ve hudutları” çerçevesinde, “Rasulullah’ın örnekliği” ekseninde birlikte yaşayacağız; ya da inanmayanlar “İslam’ın otoritesi”ni tanıyacaklar, yönetimde “müslümanlara tâbî” olacaklar ve müslümanlar da onların “mal, can, akıl, nesil ve din emniyetleri”ni sağlayacak. Böylece birlikte yaşayacaklar.

Bunun dışında birlikte yaşamak nasıl mümkün olabilir?
Bir zani ile, o zinaya devam ettikçe, zinayı haram bilen kişi nasıl birlikte yaşayabilir?
Bir hırsızla, o hırsızlığa devam ettikçe, hırsızlığı haram bilen kişi nasıl birlikte yaşayabilir?
Bir kumarbazla, o kumara devam etikçe, kumarın haram olduğunu bilen kişi nasıl birlikte yaşayabilir?
Bir içiciyle, o alkollü içkiye devam ettikçe, alkollü içkinin haram olduğunu bilen kişi nasıl birlikte yaşayabilir?
Bir kâfirle, o inkâra devam ettikçe, inkârını bir yaşam biçimi olarak genel geçer bir etkinlik haline getirmeye devam ettiği müddetçe, inanan insan nasıl bir arada yaşayabilir?

Bir müşrikle, o şirkine devam ettiği ve bunu hayata aktardığı sürece, “Tevhid”e inanmış kişi nasıl bir arada yaşayabilir?

Müslüman, “haram”la ve “günahkâr”la, “şirk”le ve “müşrik”le, “küfür”le ve “kâfir”le, “nifak”la ve “münafık”la, “fısk”la ve “fasık”la, “inkâr”la ve “münkir”le, “tuğyan”la ve “tağut”la, “Allah’ın yasalarına karşı mücadele eden”le, “İslam’ı siyasal, sosyal, hukuki, iktisadi, kültürel ve benzeri alanlarda hayattan uzaklaştıran”la, “hayatı Allah’ın yasalarına aykırı olarak ve Hududullah’ı çiğneyerek dizayn edip sürdüren”le; o kişi bu hal üzere devam ettiği, halini İslam’ın ve müslümanların otoritesine tâbî kılmadığı müddetçe, nasıl birlikte yaşayacak?

Bu iki ayrı ve birbirine yüzde yüz zıt unsuru bir arada tutacak hangi ortak değer, hangi ana kriter var?

“Huzur”sa, huzur İslam’dadır! “Barış”sa, İslam barıştır! “Kardeşlik”se, ancak mü’minler kardeştir! O halde, birlikte yaşayacaksak, “hayatı Allah’ın yasalarına göre biçimlendirmek” gerekmez mi?

Bu zamana kadar müslümana kim, ne kadar hoşgörü gösterdi? Müslümanın hakları gasbedilirken, “zulüm üstüne zulüm” bindirilirken kimsenin aklına “birlikte yaşamanın bozulmaması” gelmiyordu nedense. Şimdi size dokununca mı aklınız başınıza geldi?
Birlikte yaşamanın kuralları arasında “haramlara tahammül” olamaz. “Münkeratı hoşgörmek” bulunamaz. “İman’a küfür katmak”, veya “Tevhid’e şirk koşmak” yer alamaz. “Hakkı batıl ile karıştırıp bir arada tutma”ya, böylece “hakkı bozma”ya, “hakikati gizleme”ye, “ilahi hükümleri söndürme”ye çalışmak olamaz. “Tevhid”i bozan, “Allah’ın yasaları”nı çiğneyen ve “Allah’ın hudutları”nı aşan hiçbir şey, birlikte yaşamanın kriterleri arasında yer alamaz.

“Özgürlük”ün de, “birlikte yaşama”nın da sınırlarını, kriterlerini, mahiyetini ve kimin hangi korumda olacağını Allah tayin etmiş, Rasulullah da pratik hayatta bunun nasıl olacağını göstermiştir. Bunun ötesinde bir “biçim”, hiçbir şeyin ölçüsü ve kriteri olamaz.
En azından “müslüman” için bu böyledir. Gayrisi de beni enterese etmiyor zaten.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.